soykırımın ortasında, Filistinli çocukları tedavi etmek amacıyla Türkiye’den gönüllü
olarak Gazze’ye giden Doktor Taner Kamacı ile Gazze’ye gidiş süreci ve orada
yaşananlar hakkında konuştuk.
Rast Haber: Öncelikle vakit ayırıp bizimle
röportaj yaptığınız için teşekkür ediyoruz. Malumunuz üzere Siyonist İsrail
rejimi 6 ay aşkın bir süredir dünyanın gözünün önünde büyük bir soykırım
gerçekleştiriyor ve bu soykırıma ABD ve batılı devletler de destek sağlıyor.
Bu durumdan da cesaret alan Siyonist rejim
bütün savaş suçlarını işleyerek uluslararası yardım kuruluşları da dahil olmak
üzere hastaneleri bombaladığı bir ortamda siz Gazze’ye gittiniz orada yaralı
çocukları ameliyat ettiniz işte hastaları tedavi ettiniz. İlk olarak şunu
sormak istiyorum: Gazze’ye gidiş fikri nereden çıktı?
Taner Kamacı:
Şimdi dediğiniz gibi orada savaş nerdeyse 7. ayına girecek bütün dünyanın
gözünün önünde bir soykırım yapılıyor ve güçlü sesler çıkan birkaç ülke dışında
Müslüman ülkelerde, Arap ülkelerinde ve dünyanın diğer ülkelerinde cılız sesler
maalesef ki dünyanın çoğu bu soykırıma sessiz kalıyor. Oradaki savaşı durdurmak
için bir şey yapmıyor bizim de tabii ki kişisel olarak savaşı durdurma gücümüz
yok ama en azından oradaki yaralanan çocuklara bir nebze olsun tedavilerinde
katkımız olursa ki vardı bu da bizim bu oraya gitmemizi boynumuza hem inancımız
gereği hem de vicdani olarak bir mecburiyet yüklüyordu.
Çünkü oradakiler hem bizim din kardeşimi,
Osmanlı kardeşimiz dolayısıyla bir insanın kardeşi bir yerde yararlanıyorsa
öldürülüyorsa ondan sonra evi yıkılıyorsa çaresiz bırakılıyorsa Müslüman olarak
kardeş olarak yerimizde durmamız, hiçbir şey olmamış gibi davranmamız mümkün
değildir.
Elinle düzeltebiliyorsan elinle,
düzeltemiyorsan dilinle onu da yapamıyorsan en azından kalbinle buğz etmelisin.
Allah’a şükür ki bir nebze de olsa elimle orda ki Müslüman kardeşlerimize bir
fayda vermek nasip oldu.
Rast Haber: Yani tehlikeli bir ortam vardı
bu tehlikeyi göz önüne alarak gittiniz.
Taner Kamacı:
Tabii ki tabii ki. Çünkü biliyorduk yani orda hani biz gitmeden önce de İsrail’in
her türlü saldırıyı yaptığını hatta normal sivil vatandaşları vurduğunu,
okulları vurduğunu, camileri vurduğunu, ondan sonra Birleşmiş Milletler
binalarını vurduğunu, gazetecileri vurduğunu, hastaneleri bombaladığını
bunların hepsini görüyorduk.
Dolayısıyla bunların hepsini bilerek yani
ölümü göze alarak daha doğrusu Allah için bir iş yapıldığı zaman ölüm değil
artık bunun adına şehadet diyoruz biz şehadeti arzulayarak oraya gittik. Yoksa
Allah’a şükür hani ölmekten korkmuyoruz, ölmek bizim için bir kayıp değildir
inanan insanlar için Allah yolunda ölmek şehadettir ki bu da derecelerin en
büyüğüdür biz şehadeti arzulayarak oraya gittik. Çünkü biliyoruz ki hayatta
ölüm de her şey de Allah’ın elindedir eğer zamanımız gelmemişse onun bize
yazdığı zaman gelmemişse bütün dünyada toplansa bize herhangi bir şey yapamaz
bunu bildiğimiz için içimiz rahat bir şekilde gittik
Rast Haber: İkinci soru olarak şunu sormak
istiyorum Gazze’ye geçiş süreciniz yani gidişiniz nasıl oldu, girişte bir sorun
yaşadınız mı? çünkü yani İsrail hatta gıda yardımının yapılmasına dahi müsaade
etmiyor. Böyle bir ortamda sizin oraya geçişiniz nasıl oldu?
Taner Kamacı: Bu
konuda biz şimdi uluslararası bir dernek aracılığıyla önceden talebimizi
iletmiştik önceden talepler iletildi onaylar alındı. Hem Mısır hem Birleşmiş
Milletlerden. Dolayısıyla İsrail’in de onayı olması gerekiyor yoksa hani İsrail
onaylamadıktan sonra isterseniz dünyanın bütün tamamı onayı versin orda
geçmiyor maalesef. Dolayısıyla önceden bu bunların onayları izinleri alınmıştı.
O yüzden Mısır Refah Kapısından geçerken bize
herhangi bir sıkıntı çıkarmadı ama normalde bireysel olarak kim giderse gitsin
bırakın normal bireyleri herhangi bir devlet yetkilisi dahi gitse maalesef o
kapıdan bir adım içeriye atamıyor buna İsrail müsaade etmediği için Mısır da müsaade
etmemiş oluyor yani.
Rast Haber: Karayoluyla geçiş sağladınız
değil mi?
Taner Kamacı: Evet.
Türkiye’den ben vardım zaten, bir 25 kişilik bir doktor ekibiyle gittik diğerleri
Avrupa’nın farklı ülkelerinden ve Amerika’nın farklı eyaletlerinden gelmişlerdi.
Mısır’da Kahire’de buluşup oradan karayoluyla Refah Sınır Kapısından geçerek
Gazze’ye giriş yaptık, dediğim gibi önceden hani onayları alındığı için
geçerken bir sıkıntı olmadı.
Rast Haber: Medyada gıda yardımlarının dahi
geçişinde İsrailliler engel çıkarıyorlar zorluk çıkarılıyorlar sizin için
herhangi böyle bir şey söz konusu oldu mu peki?
Taner Kamacı:
Olmadı çünkü biz öncesinde zaten hani gireceğimizi yani bu talebimizi
iletmiştik ve onlar da onaylamıştı tabii ki öyle her isteyeni onaylamıyor
mesela ben gittiğim grupta Türkiye’den 10 kişinin talebi gönderilmişti sadece iki
kişiye onay vermişlerdi. O, iki kişiden de diğer arkadaş işlerini ayarlayamadı
gelemedi sadece ben gitmiş oldum. Avrupa’daki, Amerika’daki diğerleri için de
öyledir yani öyle herkese de onay vermiyor bize de önceden onay alındığı için
sıkıntı çıkarmadılar ama dediğiniz gibi gıda geçişi
her türlü malzeme geçişine sıkıntı
çıkarıyorlar çünkü refah kapısının önünde biz kilometrelerce tır kuyruğu gördük
en az 3000, 4000 tane tır orda içeriye girmek için bekliyor yardım tırı arama
kurtarma tırları Refah Sınır Kapısından giriyor oradan İsrail sınırındaki ebu salim sınır kapısına gidiyor.
Gazze’nin içine girmeden sınır hattından
gidiyor duvarın bu tarafından İsrail tarafından askerler tarafından aranıyor
bütün tırları ve onların onay verdiği tırlar 2 günde 50, 60, 70 o civarda tıra
sadece izin veriyorlar. O tırlar ondan sonra Gazze’ye giriyor ve orada
dağıtılıyordu Gazze’de 2 milyon insan 2 buçuk milyon insan var yani onların
normalde bize söyledikleri günde en az 1000 tırlık yardıma ihtiyaçları var ama
içeriye izin verilen tır sayısı işte 50, 60, 70 o civarda çok kısıtlı.
Rast Haber: Peki siz tam olarak hangi
bölgede faaliyette bulundunuz orda sınırda mıydınız yoksa iç kısımlara doğru
gidebildiniz mi?
Taner Kamacı: Evet
bizim gittiğimiz hastane Güney Gazze’de Refah Kenti ile Han Yunus kentinin
arasında bir yer. İsrail sınırına yakın bir yere zaten hani ayakta kalan birkaç
hastaneden birisi olduğu için biz oraya gittik. Yani Refah hariç Kuzey Gazze’nin
tamamına ve Güney Gazze’nin de en büyük şehri olan Han Yunus’un neredeyse tamamı
bombardımanlarda yıkılmış yerle bir edilmiş kalan halkın neredeyse tamamına
yakını Refah kentinde yaşıyor bizim çalıştığımız hastanede Refahla Han Yunus
arasında bir yerdeydi.
Rast Haber: Peki Gazze’de Türk olduğunuz
bilindiğinde nasıl bir tepki ile karşılaştınız orada?
Taner Kamacı: Orda
aslında Türkiye’den geldiğimi duyunca bayağı mutlu oluyorlardı. Diğer mesela
Avrupa’dan ya da Amerika’dan gelenler Arap olmasına rağmen onların elini
sıkarken benim boynuma sarılıyorlardı.
Gazzeliler hakikaten Türkiye’yi seviyorlar ve
Türkiye’den beklentileri de çok fazlaydı ama işte tabii beklentilerini bu sefer
bulamadıkları için hep kırgınlıklarını bana ifade ediyorlardı. Türkiye daha
öncelerden bize daha çok yardım ederdi hani bu sefer niye çok fazla yardım etmedi,
işte hani savaşı durduracak ise ancak Türkiye durdurabilir. Neden bir adım
atmıyor gibi ya da işte neden ticareti durdurmuyor gibi böyle şeyleri bana çok
söylüyorlardı.
Döndüğümde de ben zaten havaalanında
habercilere bunları söylemiştim, fakat bazıları bunları yanlış anladı ve sosyal
medyada bayağı bir linçe de uğradım ama canları sağ olsun Allah’a şükür güzel
haberi aldık İsrail’e ticarete ciddi kısıtlamalar geldi. Devamı da gelir
inşallah.
Yani sadece savaş bitene kadar değil çünkü
öyle bir zalim bir kavimle öyle bir insanlık tanımaz bir milletle ne kadar az
ilişkide olunsa ülkemiz için Türkiye için o kadar daha iyi olacaktır diye
düşünüyorum.
Rast Haber: Peki hocam Gazze’deki durumu
biraz da merak ediyoruz Gazze’de durumu nasıldı yani orda savaş alanını
görebildiniz mi insanların durumu nasıldı? Sadece gittiğiniz yerde mi kaldınız
yoksa başka yerlerden de bir bilgi alabildiniz mi?
Taner Kamacı: Biz
gittiğimiz yerden çok ayrılamadık açıkçası hep hastanedeydik hastaneye çok
yakın bir yerde kalıyorduk, sadece hastanenin etrafında işte çadırlara birkaç
kere gidebildik. Tam bizim olduğumuz hastaneye direkt saldırılar olmadı hiç ama
yakın çevreye yani 34 km uzaklıktaki yerlere sürekli zaten bombalar düşüyordu.
Öyle ki bombaların rüzgarın basınç etkisi hatta hastanemizin sallandığı çok
oluyordu ama sadece oradakilerden aldığımız bilgilerle orayı tahmin
edebiliyorduk. Gazze’de durum yani bizim olduğumuz yer Refah sayılırdı oraya
hani böyle daha uçaklar gelip bombalamıyordu, kara birlikleri girmemişti, en dokunulmayan
yer sayılır ama orda bile durumu içler acısıydı çünkü insanlar hastanenin
içinde, hastanenin koridorlarında açıkta yatan, yere atılmış bir minderin
üzerine yatan ya da bir çarşafla ne bileyim battaniyeyle 3 tarafı çevrilmiş kalacak
yer haline getirilmiş alanlarda aileler yaşıyorlardı, merdiven arasındaki o
boşlukta bile bir çaputla çevrilmiş orda aileler kalıyordu onun dışında
hastanenin çevresi de hep çadırlarla doluydu çünkü işte yani hastanelere de saldırıyorlar ama hani en son
hastanelere saldırdığı için insanlar biraz daha güvenlik açısından hastanelerin
etrafını ve içini kalacak mesken haline getirmişlerdi yani evleri yıkılmayanlar
da korkudan evlerine gidemiyordu çoğu çünkü direkt evleri sivil evleri hedef
aldığı için bombalar hep evleri vuruyordu o yüzden evleri yıkılmayan bir sürü
insan da korkusundan hastanenin içinde bir çadırda veya hastane çevresindeki bir
çadırda normal hayatlarını sürdürmeye devam ediyorlardı dolayısıyla hani
insanlar bu durumda olduğu için
hastanenin içi insanlarla dolduğu için hastanede de durum bayağı kötüydü
işte hastanenin imkanları açısından ne hijyen açısından ciddi sıkıntılar
problemler vardı.
Rast Haber: Sağlık hizmeti siz verirken
örneğin bir eksiklik yaşadınız mı?
TANER KAMACI: Şimdi
şöyle tabii şöyle eksiklikler vardı, mesela şimdi çalıştığımız hastanede 7 tane
aktif ameliyat salonu vardı bazen 40 tane 50 tane 60 tane aynı anda ciddi
ameliyat gerektiren hasta acile geliyordu mesela. Bir binayı vuruyordu atıyorum
4 katlı 5 katlı bir binaya bir kısmı orda şehit oluyordu bir kısmı da acile
getiriliyordu enkazdan çıkarılanlar veya etrafındakiler veya şarapnelden yara
alanlar dolayısıyla ameliyathane getiriliyordu ama yeterli ameliyathane
olmadığı için onları ameliyata bile alamıyorduk anca ameliyatlar bitiyor bir
yandan bir hasta bitince hemen diğerini alabiliyorduk veya savaş ortamı olduğu
için hani bazı malzemeler tıbbi malzemeler yetersizdi, dolayısıyla eldeki
şartlarla eldeki imkanlarla ameliyatları yapmaya çalışıyorduk ameliyattan sonra
bazı antibiyotiklerde sıkıntı vardı. Hastalarımıza vermek istediğimiz bazı
antibiyotikleri veremiyorduk, pansuman malzemelerinde sıkıntı olduğu için
hastaların ameliyattan sonraki yara bakımlarında ciddi sorun yaşıyorduk bu
yüzden ameliyattan sonra bir sürü normalde enfeksiyon kapmaması beklenen ya da
enfeksiyon riski az olan çok hasta ameliyattan sonra yara yeri enfeksiyonu
oluyor çünkü ne hastanede hijyen var ne o yeterli serum ve antibiyotik var dolayısıyla
hani hastaları ameliyat etsek bile ameliyattan sonra yara enfeksiyonu gibi ciddi komplikasyonlar oluşuyordu. Hem
ameliyathane salonunun yetersiz olması hem hastanedeki hijyen şartlarının kötü
olması hem tıbbi malzemeler eksiklikler
olması hem hastaların ameliyat
edilebilseler bile ameliyattan sonra yara bakımlarını sağlayacak uygun ve
yeterli pansuman malzemesinin olmaması enfeksiyon tedavisi için yeterli seviye
ve antibiyotiklerin olmaması nedeniyle ameliyattan sonra yara yerlerinde ciddi
enfeksiyonlar oluşabiliyor bu enfeksiyonlarından dolayı maalesef kaybedilen
hastalar veya işte uzvunu bir bacağını mesela enfeksiyon nedeniyle aslında
kemiği kırılmış onarılmış ama o enfeksiyondan dolayı mecburen tekrar o bacağı
kesmek zorunda kalınıyordu.
Rast Haber: Siz hiç böyle bir kayıpla karşı
yaşadınız mı yani bir hasta kaybı yaşadınız mı orda?
Taner Kamacı: Şu
oldu bir bomba patlamış şarapnel bir
çocuğun karnına temas etmiş ve bağırsağını kalın bağırsağını bir yerden ince
bağırsağını da 6 yerden delmiş parçalamış
bizim hastaneye gelmeden önce işte tabii artık enkazdan çıkarıldıktan
kaç saat sonra götürüldü bilmiyorum başka bir hastaneye götürülmüş ama orda
ameliyathane şartları uygun olmadığı için çok acil olduğu için almışlar ama
bağırsakları çok güzel onaramamışlardı veya belki de uzman belki çocuk cerrahı
değildi işin hani uzmanı olmayan bir cerrah mecburiyetten açtı bağırsaklarını uygun
olmayan şekilde o yırtılan yerlerini sadece böyle geçici olarak kapatmıştı bize
geldiğinde bize söyledikleri işte üzerinden 10 saat geçmiş bize geldiğinde biz
yine acil olarak ameliyata aldık bağırsaktaki yaralanan yerlerin hepsini
güzelce diktik ameliyat gayet güzel oldu ama aslında bize geldiğinde de ciddi
enfeksiyon bulguları vardı sonrasında da enfeksiyon nedeniyle bu enfeksiyon
bütün kanına ve bütün vücuduna yayıldı dolayısıyla ameliyattan 2 gün sonra enfeksiyon nedeniyle çocuğu
kaybettik yani halbuki normalde bağırsak delindi diye bir çocuk ameliyat
olmuşsa normalde kayıp beklemeyiz ama hem çok geç geldiği için hem de
enfeksiyon vücuduna yayıldıktan sonra biz ameliyat edebildik hem de sonrasında
da işte yeterli ve uygun antibiyotikler olmadığı için enfeksiyonu kontrol
altına alınamadığı için mesela o çocuğu maalesef kaybettik.
Rast Haber: Peki işte Gazze’deki siz
çocuklarla ilgilediniz oradaki çocukların Türkiye’ye bir masajı oldu mu?
Taner Kamacı:
Çocuklar çok tabii olayın farkında değiller ama tabii erişkinlerde hani
büyüklerle konuştuğumuz zaman tabii onlar hani Türkiye’den daha fazla beklentileri
var işte yani savaşı durdursa Türkiye durdurabilir işte bize yardım etse
Türkiye edebilir işte Türkiye’den hakikaten beklentileri diğer ülkelerden daha
fazla o yüzden hani bunu da dile getiriyorlardı yani çünkü onlar da biliyorlar Arap
ülkelerinin özellikle işte Suudi Arabistan’ın işte Ürdün’ün işte Birleşik Arap
Emirlikleri’nin Mısır’ın yani tamamen hani İsrail’e çalıştığını zaten oradaki
herkes biliyor yani onlardan zaten zerre kadar bir beklentileri yok o yüzden yani
beklenti olarak bence sanki en çok Türkiye’den beklentileri vardı ama işte bu savaşta çok beklentilerini
bulamamış gibilerdi. Çünkü bize hep söylüyorlardı bize tabii ki doktor gelmesi
çok iyi gıda gelmesi çok iyi bunlar çok
iyi ama savaş durmadığı sürece sadece yaralarımızı sarmakla olmuyor çünkü
ölmeye devam ediyoruz.
Rast Haber: Yani asıl beklentileri
Türkiye’nin savaşı durdurması yönündedir diyebiliriz.
TANER KAMACI: Aynen
asıl beklentileri Türkiye’nin savaşı durdurması, durdurulmasına yönelik işler
yapması tabii ki Türkiye’nin kalkıp İsrail’e savaşa girmesini beklemiyorlar
yani o kadar yüksek değil beklentiler ama hep diyorlar yani en azından bir
ticareti durdursalar ne bileyim belki diplomatik ilişkileri kesseler yani bir
yaptırım uygulasalar ki bunlar da bu kadar cesaret edemez ise bu dünyanın
gözünün önünde oraya toplamışlar 2 milyon kişiyi bir tarafı deniz bir tarafı İsrail
bir tarafı Mısır, Mısırı kapıyı açıyor İsrail’e zaten o tarafa geçmesi mümkün
değil ve tepelerine sürekli bomba yağdırıyorlar ve bütün dünyanın çoğunun
desteği ya da sessizliği nedeniyle buna cesaret buluyorlar dolayısıyla birkaç
ülkenin ses çıkarması bunlara ciddi yaptırımlar uygulaması lazım ki bunlar da
bu kadar cesaretli olmasınlar. Hakikaten insanlığı öldürüyor yani değil sadece
insanları, insanlığı öldürüyor yani çocukları
düşman olarak gören hani bir ordu bir zihniyet olabilir mi dolayısıyla hani bunların cesareti işte bu
özellikle Müslüman ülkelerin sessizliğinden hiçbir şey yapmamasından
aldıklarını bildikleri için bu yönde hani beklentileri olduğunu söylüyorlardı.
Rast Haber: Peki Türkiye’de bir tepkiyle
karşılaştınız mı döndüğünüzde yetkililer sizinle bir iletişime geçti mi ya da
siz yetkililerle bir iletişime geçtiniz mi bu konuda bir gelişme oldu mu?
Taner Kamacı: Yok
ben giderken zaten uluslararası bir dernek aracılığıyla gittim yani giderken yetkililerden
herhangi birisiyle bir iletişimim olmadı dönüşte de olmadı yani sadece
etrafımızdaki normal insanlar vatandaşlar herkes işte Allah razı olsun en
azından biz bir şey yapamadık yani bu size anlattıklarımı onlara da anlattım
yani biraz kırgın olduklarına hani
‘’savaşı durduramıyorlarsa da en azından ticareti kessinler onların bana
söylediklerini burada aynen ilettim fakat bunu iletince bazıları nedense
özellikle Twitter’da yani sanki ben kendi yorumumu katmışım gibi ya da benim
fikrimmiş gibi ya da hiç öyle bir şey yokmuş gibi sanki Gazzelileri Türkiye ne
yaparsa yapsın başımızın tacıdır İsrail’e destek versin sanki diyorlarmış gibi
yani oradakiler ne söylüyorsa aynen ilettim ama hakikaten sanki Twitter’da
resmen linçe uğradım ya işte ne hakaret etmeyen mi kalmadı küfür etmeyen mi
kalmadı işte bizi hain ilan etmeyen mi kalmadı FETÖ’cü diyen ajan diyen yani
her şeyler dediler yani ne diyebilirsin öyle insanlara ki ne diyebiliriz işte
dün gördüm gittiği yer diyebiliriz demek ki yani bu 54 kalem maddenin ticareti
yasaklandığına göre demek ki bunlar doğruymuş yani demek bunlar yalan değilmiş
ki bunlara yasak getirildi demek bu işaret varmış ya niye ama şimdi o gün bize işte iftira atanlar, suçlayanlar
ya da hakaret edenler bugün hiç kimse kalkıp ya kusura bakma doktor Taner biz
sana böyle attık tuttuk ama sen haklıymışsın filan demedi yani dolayısıyla
herkesin Allah’ıyla arasında ben kimseye zaten kin tutmuyorum yani benim
isteğim de hani Gazzelilerin çünkü Gazzeliler Türkiye’yi hakikaten çok seviyorlar
dolayısıyla onların gözünde bu Türkiye sevgisinin düşmesini istemiyorum yani
hem onlar bizim din kardeşimiz hem imanlı insanlar hem onların bu sıkıntıları
devam etsin istemiyorum hem de ülkemin prestiji onların gözünde düşmesin
istiyorum yani hakikaten Türkiye’den çok beklentileri var ben de istiyorum ki
ülkem her zaman güçlü olsun ülkem her zaman bir milletin gözünde yüzyıllardır
elde ettiği prestijini 6 aylık bir şey için kaybetmesin yani çünkü dost acı
söyler hani insan Hazreti Ali sözü var ya sana nasihat etmeyen dost senin
samimi dostun olamaz diye hakikaten yani böyle bir gerçek var ve bu
gerçeği yani görmüyor gibi davranıyordu
yöneticiler Allah’a şükür gördüler Allah’a şükür bir adım attılar bizim de buna
bir katkımız olduysa ne mutlu bize en azından bundan sonra Türkiye hiçbir şey
yapmadı diyemeyecekler yani en azından ticarete bir şey getirildi bir tepkidir yani en azından ticarete bir
sınırlandırma getirildi bundan sonra daha da fazlası olur inşallah savaşı
durdurmak için de daha büyük adımlar atar inşallah ülkemiz öylece hem
mazlumların yanında olmuş olur hem o
milletin gözündeki prestijini kaybetmezse bizim de bütün gayretimiz çabamız
isteğimiz bu yöndeydi
Rast Haber: Peki hocam Gazze’ye yeniden
gitme gibi bir düşünceniz, durumunuz var mı?
TANER KAMACI: Evet,
tabii ki şimdi ihtiyaç orda olursa eğer bu savaş sürerse ve tabii ben yapabileceğim
şey ancak hekimliktir doktorluktur başka bir şey elimden gelmez ve doktor
ihtiyacı olursa tabii ki giderim ama daha ben ordayken veya döndükten sonra
hani bizim gidişimizi duyan yüzlerce doktor, hemşire ve sağlık çalışanı bana
ulaşıp oraya gitmek istediklerini hizmet etmek istediklerini söylediler. Birçoğuyla
da eğer bizim kendi ülkemizde de sağlık bakanlığı bünyesinde böyle bir ekip
oluşturabilirsek diye bu listeleri de hazırlamak istedik ve bazı doktor
arkadaşlarla böyle bir listeler de oluşturduk gönüllü olarak gitmek isteyenler
dolayısıyla hani şu anda gitmek isteyen yüzlerce gönüllü hekim var bana sıra
geleceğini artık sanmıyorum çünkü o kadar çok isteyen var ki ama isteyen
olmazsa 1. sırada gönüllü yine benim.
Rast Haber: Siz Türkiye adına gerçekten bir
gurur kaynağısınız çünkü bu alanda hem Türkiye’de yaptığınız faaliyetleri de
biliyoruz Türkiye’de daha Gazze’ye gitmeden önce birçok protesto gösterisi
düzenlemek için öncülük ettiniz bu konuda da öncü bir girişiminiz oldu yine bunun için işte diyorum tekrardan gitme
hani bahsettiniz ya orda çok fazla yaralı var ve bu savaş bitmiş olsa dahi
yaralıların hekim ihtiyacı sağlık ihtiyaçları devam edecek bunun için de yine
bir girişiminiz olacak mı bu bağlantıda biraz da sormak istedim
Taner Kamacı: Yani
yeniden bu girişimi şöyle yaptık gitmek isteyen kişilerin listeleri CV’lerini topluyor sanırım direkt ben değil ama bazı
yine Gazze gönüllüsü hekim arkadaşlarımız var
bunların listelerini hem topluyoruz hem benim gittiğim yol üzerinden
uluslararası dernek üzerinden taleplerini gönderiyorlar hem de biz Sağlık
Bakanlığına da bu konuda başvuru yaptık resmi başvuru hekimler olarak böyle
gitmek isteyen gönüllü hekimlerin olduğunu işte gidip orada yaralılara yardımcı
olmak istediğimizi ve bireysel olarak değil de hani bakanlığımız ve
devletimizin aracılığıyla bunu yapmak istediğimizi ilettik çünkü uluslararası
dernek olsa da hani İsrail biliyorsunuz hiçbir şeyi takmıyor ama bir bakanlık
aracılığıyla gidilirse veya devlet aracılığıyla gidilir İsrail kalkıp cesaret
edemez yani bu grubun gittiği hastaneye herhangi bir saldırı yapmaya çünkü
Türkiye’yi karşısına almak istemez dolayısıyla hem bundan sonraki gidecekleri
için riski azaltmak hem de yani devletimizin de yani orası için bir şey yapmasından sonra hem
Gazzelilerin gözünde hem bütün dünyadaki vicdanlı insanlar gözünde değerinin
prestijinin artması için böyle bir çalışma da yürütüyoruz inşallah bakanlığımız
da olumlu somut adımlar atar ise inşallah ekipler hazır yani bugün bakanlık
dese 500 tane doktor göndereceğiz Gazze’ye hazır da var yani bekleyen.
Rast Haber: Hocam son olarak şunu sormak istiyorum
peki siz dediğim gibi Türkiye adına bir gurur kaynağı oldunuz ve hem daha
öncesindeki yaptığınız protesto eylemlerinde hem bu gidişinizle örnek teşkil
ettiniz peki Türk halkına söylemek istediğiniz Gazze ile ilgili bir şey var mı,
Türkiye halkına bir öneriniz var mı?
TANER KAMACI: Evet
yani Gazze halkının maalesef hiçbir şeyleri kalmamış vatanları yıkılmış yani
resmen Refah kenti dışında bütün Gazze neredeyse yüzde yetmişi seksen bütün
evler sivil evler işte karakollar değil işte askeri noktalar değil işte hükümet
binaları okullar camiler normal sivil evler ondan sonra yani her şey boş
tarlalar bile bombalandı yani hiçbir şey kalmadı ellerinde o yüzden her türlü
desteğe ihtiyaçları var o yüzden Türk halkından benim isteğim şu ki yani
herkesin yapabileceği bir şeyler vardır yani kimse ya ben ne yapabilirim diye
düşünmesin hiçbir şey yapamıyorsa da en azından dua etsin en azından onları
unutmasın bunu herkes yapabilir işte İsrail’e destek verip onların bu tür işte
soykırımı cesaretini artıran şirketlerin ürünlerini almayarak boykot ederek
onların bu direncini kırma noktasında herkesin yapabileceği bir şeyler vardır mesela
o kola markasını almasın o kahve markasını içmesin ne biliyim o marka şampuanı
kullanmasın her şeyin yerlisi var çok kaliteli yerli ürünlerimiz de var yani
ben 6 aydır o boykot listelerindeki malzemelerden bir tanesi evime girmemiş hiçbir
eksiklik de duymuyorum yani dolayısıyla bunu herkes yapabilir hepsini yapamasa
da bile üçünü beşini bile boykot etse almasa çok büyük bir darbe olur onlara
boykot yapsınlar her türlü boykotu desteklesinler hem gıda olarak temizlik
olarak işte mesela biz doktorlara da buradan seslenmek istiyorum doktorlar
mesela bizim yazdığımız ilaçların maalesef çok büyük bir kısmı yine bu Yahudi
firmalara yani bu İsrail’e desteği olan firmalara ait mesela biz onlarla ilgili
de birçok çalışma yapıyoruz bu İsrail’e açıkça destekleyen firmaların hepsini
tespit ettik bunların ilaçlarını çıkardık bunların alternatifi olacak yerli
ülkemizde üretilen ilaçların listelerini yaptık broşürlerini yaptık sosyal
medyada duyuruyoruz broşür yapıp eczanelere doktorlara halka dağıtıyoruz
insanları bilinçlendirmeye çalışıyoruz yani her mesele meslek kendi alanında
mesela biz hekimler olarak böyle yapıyoruz her meslek kendi alanında yapabilir
mesela diyorum bir mühendis mesela inşaat alanında ya da ne biliyim bir makina
alanında ya da bir işte tarım alanda mesela işte tohumda gübrede şunda bunda
herkes bu İsrail’i destekleyen markaları işte firmaları boykot edebilir bunu
yapsınlar işte yürüyüşler olur gösteriler olur protestolar olur bunlara destek
versinler katılsınlar korkmasınlar yani neyden korkacaklar yani eğer korkulmaya
layık bir şey varsa en layık Allah’tır ki Allah da razı olmaz yani hani bir
millet Müslüman olmasaydı Allah razı olmaz ki herhangi bir kuluna zulmedilsin
dolayısıyla işte Allah’tan korkacaklarsa korksunlar yani kimse kimseye bir şey
yapamaz yani Allah istemedikten sonra o yüzden ne gösteri yapmaya da
korkmasınlar yürüyüş yapmaya da korkmasınlar protestolara da korkmasınlar
katılsınlar ellerinden ne geliyorsa ve hiçbir şey yapamıyorlarsa da dediğim
gibi hani kalple buğz etsinler Müslümanlara Gazzelilere dua etsinler ve bunu
unutmasınlar bir diğer isteğim de çağrım da bu savaş bitse bile savaştan sonra
da bu bizi hakikaten bütün dünyayı böyle avuçlarının içine alan bu markalarla
işte sermaye desteğiyle tüm dünyayı avuçlarının içine alan bu Yahudi
firmalarını markalarını ömür boyu boykot etsinler bu savaşın bu zulmün
unutturulmaması bu soykırımın unutturulmaması bütün dünyaya duyurulması
açısından mesela yazarlarımız kitaplar
yazsınlar ressamlarımız bu oradaki çocukların kadınların çektiği acıları
resimlerle sanatlaştırsınlar ne biliyim şarkıcılarımız bunla ilgili sözler
yazsın şarkılar bestelesin ne biliyim işte yönetmenlerimiz yapımcılarımız bu
acıları ifade eden bütün dünyayı anlatacak filmler çeksin bunlar hepsi
yapılabilecek şeyler ve bunlar hakikaten bu zulümüm unutturulmamasını
sağlayacak ki yarın öbür gün ilerde 3 sene sonra 5 sene sonra bu zulümler
tekrarlanmasın çünkü insanlar ne kadar bilinçli olursa o kadar az buna cesaret
edebilir buradan da hem halkımıza dua boykot gösteri eylem çağrısı hem de
sanatçılarımıza işte ne biliyim yönetmenlerimize şairlerimize ressamlarımıza bu
konunun duyurulması unutturulmaması ve sürekli yaşatılması için gerekli
sanatsal faaliyetlerin yapılması kitapların yazılması romanların yazılma
şiirlerin yazılması. Bu konuda çağrımı sizin aracılığınızla da iletmek isterim.
