RASTHABER-Sami Kelib, Lübnan merkezli Es-Sefir gazetesinde yayımlanan, Suriye krizini ele aldığı köşe yazısında, Suriye krizinin bilinmeyen gerçeklerine ilişkin çarpıcı değerlendirmelerde bulundu. Kelib kaleme aldığı yazısında, Suriye krizinin başlangıcında halkın hükümetten şikayetçi olmasından, yabancı devletlerin kendi menfaatleri doğrultusunda halkın protestolarını kötüye kullanma ve onları kışkırtma çabalarına kadar Suriye krizine ilişkin birçok konuyu analiz etti.Sami Kelib’in, Suriye krizi ile ilgili bugüne kadar hiç bilinmeyen gerçekleri gün yüzüne çıkardığı köşe yazısı şöyle:“Arap ülkelerindeki halklar Suriye konusunda çok ciddi olarak fikir ayrılığına sahiptir. Krizin başlarında, hükümet taraftarları, muhaliflerin davranışlarına açıklama getirirken muhalifler de ellerine geçen fırsatta hükümetin değişmesini istiyorlardı. Elbette krizin başlangıcında protesto gösterileri yapan kişiler para ile tutulmuş kişiler değillerdi; onların arasında fakirler, çiftçiler ve toplumda zarar görmüş kişiler de vardı.Muhaliflerin hükümetten farklı düşünüyorlardı. Hatta bu muhalif kitlenin içerisinde düşünce yapıları nedeniyle uzun yıllarını zindanda geçirenler dahi vardı. Ayrıca muhalifler arasında; sahip oldukları haklar, bir emniyet memuru tarafından yahut herhangi bir siyasi karışıklıkta ellerinden alınmış kişiler de mevcuttu.Muhalif kitlenin başlangıçtaki tüm bu durumuna rağmen, Batı kaynaklı haber ajanslarının Suriye ile ilgili verdiği haberlere inanmıyorum. Çünkü onlar bencillik merkezli politikalarıyla yalnızca kendilerini düşünüyorlar.Hatırlanacağı üzere; Uluslararası Şeffaflık Örgütü 2010 yılında Suriye’nin siyasi karmaşa açısından 180 ülke arasından 127. Sırada olduğunu açıklamıştı. Öte yandan, Fransız Lumund gazetesi Suriye’nin önümüzdeki 10 yıl içinde bölgenin en gelişmiş ülkelerinden biri olma ihtimalini öngörmüştü. Beşar Esad o zamanlar topluma büyük bir ümit vermeyi başarmıştı. Ancak hükümet içindeki fırsatçılar ve sermaye sahipleri ilerlemenin önündeki engel oldular. Sokağa dökülen insanların hepsi, demokrasinin ya da özgürlüğün peşinde değillerdi; hatta bu iki konuyla ilgili çok da bilgi sahibi değillerdi. Hatta onlar arasında öyle kişiler vardı ki, aşırıcı İslami düşünceye ( selefiliğe) karşı kin besliyorlardı.Yine onlar arasında öyle kişiler vardı ki, perde arkasındaki ve elçiliklerdeki oyuncuların elinde bir araç olmuşlardı. Suçlular ve kanun kaçağı kişiler de protestocular arasında yer almaktaydı. İtalya eski savunma bakanının Suriye krizi ile ilgili açıklamalarıSami Kelip yazısının devamında, Suriye krizini körükleyen dış etmenlerin etkisini ve bu krizin bir iç savaşa dönüşmesi ile ilgili yeni bir bilgiyi ortaya koyarak şunları yazdı: Birçok Afrika ülkesinde görev yapan Fransa Eski Büyükelçisi Michel Rimbo, “Büyük Ortadoğu’da Fırtına” adlı kitabında yabancıların Suriye krizini elde tuttukları ile ilgili ilginç bilgilere yer vermekte ve şunları yazmaktadır: ‘2014 Ocak ayında İtalya Eski Savunma Bakanı, 2009 yılında Irak’ın Kürdistan bölgesine yaptığı ziyarette ilginç bir bilgi aktararak, ziyaretinde çeşitli yerleşim alanları gördüğünü ve bunların ne için yapıldığını sorduğunda “Suriye Savaşı mültecileri için” cevabını aldığı söylemiştir.’ O zamanlar Suriye krizinin başlamasına iki yıl vardı; başka bir ifade ile Suriye aleyhine yapılan komplolar meydana gelen Arap baharı (2011 İnkılâpları) olayların başlamasından önce planlanmıştı. Kitap da ayrıca İtalya Eski Savunma Bakanından nakledilen şu ifadeler yer almaktadır: Suriye İnkılâbı hükümet dışı kurumların yardımıyla öyle ki, CIA tarafından maddi olarak desteklenmektedir, “Suriye için Demokrasi Planı” yapılarak ve emperyalizm 2011 kışından itibaren planını Suriye’de uygulamaya koydu.Dikkat çekici nokta şudur; Barack Obama’nın Başdanışmanı Dinnes Ras , “Suriyeli İtirazcılar Milli Komisyonu” kurulması önerisini sunan kişidir. Bu komisyonda Batılıların ilk sözcüsü olarak çalışacaktır.Savaş boyunca fesat kendini farklı bir şekilde gösterdi ve eğer Suriye’nin bu durumdan kurtulmasını istiyorsak, bu konuda açık ve çok net bir şekilde konuşmalıyız. İlk 3 yılda siyasetçiler ve yetkililer arasında fesat hakim olmasaydı, bölgeleri ve şehirlerin elden gidişine şahit olmazdık. Onlardan bazıları para elde etmek için bölgeleri kendi haline terk ettiler ya da kendi yandaşlarının yerini ifşa ettiler. Suriye’deki bir şehrin kuşatıldığı bazı zamanlarda şehrin savunulmasını sağlayacak gerekli araçlar yok. Bazı durumlarda ise ordu mensubu bazı kişiler kuşatmanın gecikmesi için şehre girilmesine engel oldu. Çünkü şehir içindeki silah ve mal kaçakçılığı onlar için akıl almaz bir kar anlamına geliyordu. Ordudan ayrılmış olan herkes hain değildir, onlardan bazıları yaşadıkları bölgelerden dolayı ordudan ayrılmaya mecbur kalmışlardır. Şu an da Özgür Suriye Ordusu içindeki bazı kişiler Suriye ordusuna yardım etmek amacıyla irtibat içindedirler. Önemli bir nokta; Suriye hükümetinden ne beklenmelidir?Suriye hükümeti ve ordusu tarafından açıklanmış olan durum şudur; teröristlerin kontrolünde olan bölgelerdeki durum diğer bölgelerle aynı görülmemelidir. Hiçbir şekilde teröristlerin kontrolü altında olan bölgelerde oturan halkın yüceliği diğerleri ile aynı tutulmamalıdır. Silahlı grupların kontrolünde olan bölgelerde insanın hiçbir değeri yoktur. Sözde İslam devleti halifesinin hükmü ile yaşadığımız zamana ve insanlığa uygunluğu olmayan; kafa kesmeler, el kesmeler, taşlamalar ve falakalar günümüz gerçekleridir. Savaş halinde olan bir hükümetten idealistlik beklemek zalimliktir. Suriye hükümetinin ve ordusunun ülkesi aleyhine başlatılan en büyük ve en güçlü savaşa karşı direniş göstermesi yeterlidir. Son nokta; savaş ne zaman bitecektir? Suriye halkı şu soruyu sormakta haklıdır; “Tüm bu ölümlerin yıkımların ardından gelecekte neler değişecektir? Acaba halkın bu sefaletine sebep olanlar bir kez daha yaptıkları işe devam edecekler mi? ” Fesat ile Mücadele Komitesi” geçtiğimiz yıl Suriye hükümeti tarafından kuruldu ve halktan fesatla mücadelede hükümete yardım etmelerini istedi. Ancak halk fesadı ortaya çıkarırsa korunacaklar mı?Suriye devleti şu anki şartlarla savaşı kazanacaktır ve hükümet şeklinde köklü değişim yapmaya mecburdur. Bombalar altında ölüler veren ve çok kan kaybeden halk eski güçlerine kavuştuklarını hissetmediği sürece, Suriye kurtulmayacaktır.Savaş bombardımanın durması ile son bulmayacaktır. Savaşın insanlara verdiği zarar unutturulmalıdır. Nitekim bu önemli mesele; yönetim, idare ve yaşam belirsizlikleri konusunda gerçek bir ümit verilmeden gerçekleşmeyecektir.
Suriye Kriziyle İlgili Bugüne Kadar Duymadığınız Gerçekler
Günlük Haber Bültenimize Abone Olun
Haberdar olun. En son haber başlıkları ve kritik gelişmeler e-postanıza iletilsin.
Kayıt olarak,Kullanım Koşullarımızı kabul etmiş ve Gizlilik Politikamızdaki . veri işleme uygulamalarını onaylamış olursunuz. İstediğiniz zaman abonelikten çıkabilirsiniz.
Yorum Bırakın
Yorum Bırakın
