RASTHABER- Nardaran’daki polis operasyonundan sonra Lenkeran ilinde tutuklanan ve tekfircilere karşı youtubede videoları bulunan ilahiyatçı Seyid Elman Ağayev mahkemede ifade verdi.
İfadesinde tutuklanma anı ve Organize Suçlarla Mücadele Şubesindeki yapılan işkenceleri anlatan İlahiyatçı Seyid Elman Ağayev’in ifadesi şu şekilde:
“Benden Taleh Bağırzade aleyhine şahitlik etmemi istediler. Bana bazı devlet binalarına zarar vermem için Tale Bağırovun bana talimat verdiğini söylememi ,eğer onların dediklerine göre böyle ifade verirsem, işimin kolaylaşacağını söylediler. Aksi takdirde, ağır suç ithamları ile uzun süreli hapse atılacaktım. Onlara cevabım, ‘benim dinim, kimliğim, vicdanım masum kişiye karşı yalana izin vermez’ oldu. “
Seyid Elman Ağayev hapse atılışını şu sözlerle anlattı: “Kasım’ın 29’unda (iki yıl önce) Lenkeran şehir Polis İdaresi Başkan Yardımcısı Elçin Seferov ve çavuş Hüseyn Hüseynov evime geldi. Oturup çay da içtik. İşte bu noktada gürültü duyduk, kadınlar bağırdı. Dışarı çıkınca gördüm ki, 20-30 polis evimin bahçesindeydi. O zaman şimdi işinden kovulan polis müdürü Möhübbet Hüseynov da oradaydı. Bunların Lenkeran’da ikinci Nardaran hadisesini gerçekleştirmek istediklerini düşündüm. Beni önce karakola götürdüler, ama Lenkeran’da insanların itirazını düşünüp diğer şehre, daha sonra Bakü’ye “Orgazine Suçlarla Mücadele Şubesine götürdüler. Beni orada 21 gün hapse atıp, işkence yaptılar. İşkence izlerinin kaybolması için orada uzun süre beni sakladılar. “.
İşkencelerden bahseden ilahiyatçı Elman Ağayev: “Polis müdürü (OSMŞ) Kerim Alimerdanov’un odasında 14 kişi beyzbol sopasıyla beni dövdüler. Daha sonra Alim?rdanov’da işkencelere şahsen dahil oldu. Bana dediler ki, güya evimden silah,’ Taleh Bağırzade’nin başvurusu’ adlı kitapçıklar bulunmuş, onların kendime ait olduğunu belirtilen ifadeye imza almalıymışım. Ben de dedim ki, evimde silah, vb yasadışı eşya olmamıştır. Bu cevaptan sonra polis müdürü odasındaki dolaptan özel lastik sopa çıkarıp, başıma-başıma vurdu. Aynı zamanda öteki dört kişi de durmadan darbeler indiriyordu. Darbelerden sonra yıkıldım. Elbiselerimi zorla çıkarmaya başladılar, beni şeref ve onurumu kırıcı hareket edecekleri ile tehdit ettiler. Ardından Kerim Alimerdanov telefonu alıp dedi ki, imzalamazsan, aileni polise getirecekler. Bu baskılardan sonra imza attım “.
Ağayev “Taleh Bağırzade’nin başvurusu” adlı kitapçık dağıtımı hakkında söylenenleri de yalanladı: “Taleh Bağırzade kendisi de ifadesinde dedi ki, onun bütün konuşmaları videoya kaydedilmiş internette hızla yayılıyor, kitapçık basmaya ihtiyacı yoktu. Bu kitapçıkta Nardaran olaylarına işaret var. Eğer kitapçık Taleh Bağırzade’nin tutuklanmasından önce hazırlanmışsa, orada nasıl bu olaydan söz edilebilir? Bu durumda, Taleh Bağırzade ya o kitabı Nardaran’daki 40 dakikalık operasyon sırasında yazıp dağıtıp, ya da polisin bodrumunda hazırlattı?
Ben ilk defa kitapçığı soruşturma malzemeleri ile tanışma aşamasında savcıda gördüm, cebinden çıkarıp bana verdi. Orada başkanın ve devletin adresine küfürlü sözler var. Taleh Bağırzade’nin konuşma tarzına uygun sözler değil. Diyebilirim ki, orada yazılanlar onun sözleri değil, olamaz da. Üstelik, ben kendim de ilahiyatçıyım bana da uymaz, bu kitapçığı dağıtmak “.
Hiçbir suçu olmadığını söyleyen Elman Ağayev ifadesinin sonunda hakimlerden beraat hükmü istedi: “Bizden cami patlatan, polis öldüren olmaz. Ben Kur’an ehliyim, ama “terörist” damgası vuruyorlar. Beni tutuklayanlar kendilerini yerime koysunlar, ne çektiklerimi düşünsünler. Akif Çovdarov kendisi bugün görün nerede?(İstihbarat generalı Çovdarov şuan cezaevinde tutuklu bulunuyor, yüzlerce kişinin tutuklanması ve işkence edilmesine emirler vermişti) Çünkü evler yıkanı bir gün Allah yıkıyor. Benim vicdanım temizdir, sizleri de vicdanınızla baş başa bırakıyorum “.
RASTHABER / BAKÜ
