‘Çatışmasız Bölgeler’ Bölünmeye Kadar Gider

rasthaber

Erdoğan’ın daha önce dile getirdiği “güvenli bölge” konusu vardı. Cerablus hattında El Bab’ı ve Menbiç’i de kapsayan 5 bin kilometre karelik bir alandan bahsediliyordu. Daha sonra Trump döneminde “güvenli bölge” konusu gündeme geldi. Onların farklı hedefler içeridiğini görüyoruz. Dolayısıyla Trump ile Türkiye’nin önerdiği ‘güvenli bölge’ arasında fark var.

‘İDLİB TÜRKİYE’NİN BAŞINA BELA OLABİLİR’

Yeni gündeme gelen konu Rusya’nın fikri. Dünkü açıklamalardan anlıyoruz ki Putin bunu daha önce İran’la konuşmuş, Suriye ile konuşmuş bir gün önce Trump ile telefonda konuşmuş. Türkiye bu konuyu Rusya’da öğrendi. Konu arkada pişirilmiş ve Türkiye’nin önüne bir şekilde getirildi. “Çatışmasızlık bölgesi”nin içeriği tam bilinmiyor. Astana’daki görüşmelerde bu konu görüşülecek. İsmini bile tam koyamamışlar. Astana’daki görüşmelerde “gerilimin azaltılması bölgesi” ifadesi geçiyor. Nasıl bir uygulama olacak tam belli değil. Bunun üzerinde uçuşa yasak bölge olacak mı? Putin, ‘O bölgelerde çatışma olmazsa uçuşa yasak bölge olacak’ dedi. O konuda da net bir fikir yok. İlginç olan kısmı Türkiye’nin sonradan dahil olması. Dünkü yapılan açıklamalardan benim anladığım sonuç şu: Rusya, Suriye’nin batısında dört bölgede çatışmasızlık bölgesi oluşturmak istiyor. Bunlardan birisi İdlib. Erdoğan’ın açıklamasından anlaşılan bu işe ‘evet’ dedikleri yönünde. İdlib’in güneydoğusunda tampon bölge mi oluşturulacak, başka ülkelerin askerleri mi konuşlanacak belli değil. Suriye ordusunun kontrol ettiği alanla İdlib’in ilişkisini kesen bir hat konulduğunda; şehirdeki ÖSO, El Nusra ve diğer El Kaideli gruplar sıkışıp kalacak. Tek çıkış sınırları Türkiye olacak. Bu da Türkiye açısından iyi bir gelişme değil. Surye ordusu ile silahlı grupların çatışmasını önlüyorsunuz ama o gruplar lojistik desteği nereden alacak? O gruplar ateşkese uyacaklar mı belli değil. İdlib’deki silahlı gruplar Türkiye’nin başına bela olmaya devam edecek.

‘SURİYE’Yİ BÖLÜNMEYE GÖTÜRÜR’

Sincar ve Karaçok operasyonlarından sonra aslında Fırat’ın doğusunda ABD’li asker sayısı arttı. Zırhlılar yerleştirildi, devriye dolaşıyorlar. Türkiye-Suriye sınırında PYD ile ordumuzun kontrol ettiği sınır hattı boyunca ‘çatışmasızlık bölgesi’ oluşturuldu. Putin’in önerisine destek veren Trump, Rusya’dan da buradaki uygulama için destek almış olacaktır. Suriye’nin batısında ‘çatışmasızlık bölgesi’ hayata geçtiği zaman kendiliğinden TSK ile PYD arasındaki ‘çatışmasızlık hattı’ resmileşecektir. İdlib’i konuşurken böyle bir bölge fiilen önümüze çıkacak ve Türkiye’nin PYD’ye müdahale etmesinin önüne geçilecek. Bunun benzerini Rusya Afrin’de uyguluyor. Her iki ülke bunu Menbiç’de yaptılar. O bölgede ‘çatışmasız bölgeyi’ test ettiler şimdi bütün bölgeye yayıyorlar. Ama bu yayma Suriye’deki ABD ve Rusya etki alanlarının keskinleşmesine, dolayısıyla bölünmeye gidiyor. Çatışma olmasın isteriz ama uygulamanın gidiş yönü Suriye’yi yavaş yavaş federasyona ve bölünmeye götürür.

Cumhurbaşkanı Erdoğan “Rusya, Suriye’nin kuzeyinde bağımsız bir Kürt devletine karşı” diyor. Tabiki kimse ‘Suriye bölünsün’ demez ama üç-beş sene sonra Suriye’nin bölüneceği bir yapılanmanın temelleri atılıyor.Zaten ABD desteğiyle PYD’ye bir bölge oluşturuluyor. İdlib, El Nusra’nın özerk bölgesi olacak. O örgütlerin orada rahat durması söz konusu olamaz. İdlib bölgesi Türkiye’ye tehdit oluşturabilir.

‘RUSYA İLE TAM MUTABAKAT YOK’

Bir mutabakat var deniliyor ama herşeyin aşıldığını söylemek zor. En çok merak edilen konulardan birisi S-400’lerdi ama o konuda bir açıklama yapılmıyor. S-400’lerin Türkiye’ye verilmesini pek mümkün görmüyorum. Çünkü Türkiye’nin bölgede tehdit olarak gördüğü İran ve Suriye, Rusya’nın müttefikleri. Kendi müttefiklerine karşı ileri düzey silah ssitemlerini NATO ülkesine vermez. Türkiye bu pazarlığı ABD’ye karşı kullanıyor. Daha önce Çin’le böyle bir süreç yaşadık. Rusya’da Batı ittifakı içerisinde kırılganlık yaratmak istiyor. Eğer bir anlaşma sözkonusu ise bunu şimdilik açıklamak istememiş olabilirler. En azından Erdoğan-Trump görüşmesine kadar.

Erdoğan biz YPG-PKK, IŞİD farketmez bütün teröristlerle mücadele ediyoruz dedi. Putin ise ‘Biz IŞİD’le, El Nusra ve BM’nin terör listesindeki örgütlerle mücadele ediyoruz’ dedi. Bunu Erdoğan’ın sözü üzerine dedi. BM terör örgütleri listesinde PKK ve YPG yok. Rusya’nın terör örgütleri listesinde de yok. Yani ‘Biz YPG’yi terör örgütü olarak görmüyoruz’ diyor. Siz ‘Suriye’de terör örgütlerine karşı işbirliği yapıyoruz’ diyorsunuz ama Türkiye’nin en fazla canını yakan örgütler konusunda mutabık değilsiniz. Rusya, enerji alanında alacaklarını aldı ve diğer konuları Türk tarafına güvenini kaybettiği için sürümcemede bıraktı. 

Bu Haberi Paylaş
Yorum Bırakın