Üniversitelerimiz Bizi Gururlandırıyor

rasthaber

Üniversite ve sanayinin ülkelerin gelişmesi ve büyümesi, refah toplumu olmasının en önemli iki aracı olduğunu vurgulayan Saraç, gelişmiş ülkelerin geldikleri seviyede üniversite sanayi işbirliğinin ne kadar önemli olduğunun bilindiğini belirtti.

Saraç, “Bizi de YÖK olarak mevcut koşullarla sürekli olarak daha iyiyi arama gayretinde olduğumuz bu günlerde üniversitelerimizin var olan bilgi birikimlerini, beynini net bir şekilde ortaya koyabilmelerini, sanayiye aktarabilmeleri adına, kendi ana misyonlarından sapmadan topluma hizmet misyonunda ve bileşeninde etki alanlarını artırabilmek ve yaygınlaştırabilmek için toplumun bütün dinamikleriyle yakın ilişki içerisinde olmalarını destekliyoruz. Bunların başında da sizlerin temsil ettiği sektörünüz geliyor. Bu ilişkilerin desteklenmesi, güçlendirilmesi konusunda da politika üretiyoruz, üretmeye çalışıyoruz. Net kararlar alıyoruz” dedi.

Dünyada ve bölgede savaşların olduğuna değinen Saraç, Japonya, Çin, Kore ve Malezya örneklerinde olduğu gibi, ekonomik belirsizlikler karşısında ne olursa olsun tek seçeneğin bilim, teknoloji ve inovasyonu teşvik etmek, geliştirmek zorunda olunduğunu söyledi.

Bunun sanayicilerle başarılabileceğini anlatan Saraç, şöyle devam etti:”Bildiğiniz gibi Türkiye bu yolda aslında büyük bir mesafe de katetti. Şu an ihtiyaç duyduğumuz husus artık bir sıçrama. Artık üniversitelerimiz dünya sıralamasında da yer alıyor. 2016 yılında ilk 500’e giren 18 üniversitemiz, ilk 100’e giren 2 üniversitemiz bulunuyor. Bu bizi gerçekten mutlu ediyor ve gururlandırıyor. Bahsetmek istediğim diğer önemli noktada üniversitelerimizde bilim ve teknoloji kavramını ve kritik bilimsel beceriler eğitimini önde tutmaya çalışıyoruz. Bu üniversite sanayi işbirliğinde de destek sağlayacak önemli bir gelecek oluşturuyor.”

“Uluslararası öğrenci sayısında 110 bine ulaştık”     

YÖK Başkanı Saraç, öğretim üyesi sayısında son yıllarda çok ciddi bir artış olduğunu, hükümetin öğretim üyesi sayısını son derece desteklediğini belirtti.

Saraç, doktora düzeyinde öğrenci sayısının 91 bin civarında olduğunu, bu sayıyı yeterli görmediklerini söyledi.

Öğretim üyesi sayılarına değinen Saraç, “Vakıf üniversitelerinde profesörler, yardımcı doçentler ağırlıklı olarak çalışıyor. Profesörlerin sayısının fazla oluşu emekli hocaların devletten vakıflara geçmesi… Çünkü ‘Devlette bir yaş sınırlaması var’ idi diyeceğiz herhalde bir iki hafta sonra. Orayla ilgili bir önerimiz oldu yasamaya” dedi.

Saraç, uluslararası öğrencilerin sayısında son yıllarda bir sıçrama görüldüğünü belirterek, “Artış değil, buna artış kelimesi az gelir, ciddi bir sıçrama var. Bu sıçrama bizim bu seneki gelen duyumlar, bazı sıkıntılara rağmen, ülkemizin algıyla ilgili sıkıntılara rağmen, ülkemizin güçlü oluşuna olan inançla yine artacağı hususunda bizim tahminlerimiz devam ediyor. Uluslararası öğrenci sayısında 110 bine ulaştık. Uluslararası öğrencisindeki bu artış da bütün Avrupa ülkelerinde artış oranı itibarıyla hepsinin önünde” diye konuştu.

YÖK’ün 37 yıl önce kurulduğunu belirten Saraç, şöyle devam etti:”Son 2,5 yıla kadarki uluslararası anlaşma sayısı 12. Son 2,5 yılda 20 ülkeyle mutabakat zaptı yaptık. Şimdi tabii ki hızlı, hacmi yüksek bir değişime ihtiyacımız var. Bunlar güzel tablolar. Son 2,5 yılda ciddi bir kıpırdanma olduğunu gösteriyor fakat bizde kıpırdanma var ve bütün dünya yüksek öğretim, bilim hayatı veya üniversite sanayi işbirlikleri stabil hale mi geldi? Hayır. Dolayısıyla bizdeki kıpırdanma iyileşmeye doğru adımlarımız bir başka yerle mukayese edildiğinde ciddi bir hem hızlı hem de hacmi yüksek bir değişime ihtiyaç olduğunu da işaret ediyor. Çünkü eğitim ve öğretimdeki gecikmenin maliyeti en ağır maliyet.”

“Her üniversite farklı değerler üretebilmeli”     

Saraç, üniversitelerin artık ihtisaslaşmalarını istediklerini belirterek, şöyle konuştu:”Her üniversitemizin birbirinin kopyası olmasını istemiyoruz. Her açılan üniversitemizin İTÜ veya ODTÜ’nün bütün yapılanmasının kopyalandığı bir üniversite olmasını istemiyoruz. Biz her üniversitemizin, üniversite olmanın şümullü yapısından kopmadan farklı değerler üretebilmesi, farklı alanlarda ihtisaslaşmasını istiyoruz ve planlıyoruz. Yeni YÖK’ün şöyle bir özelliği var, biz ‘yapmak istiyoruz, yapacağız’ dediğimiz şeyleri kısa sürede hayata geçiriyoruz. Bu her üniversitenin farklı değerler üretebilmesi konusu, aslında dünya küresel yükseköğretim alanında tartışılan, projelendirilen konulardan birisi. Biz de o örnekleri aldık.”

Bölgesel kalkınma odaklı ihtisaslaşmadan bahseden Saraç, Anadolu’daki bazı üniversiteleri seçerek tarım, seramik ve hayvancılık gibi konularda ihtisaslaşmalarını sağladıklarını söyledi.

Yekta Saraç, bu alanda Kalkınma Bakanlığı ile de uyumlu çalıştıklarına vurgu yaparak, sanayicileri araştırma üniversitesi aşamasına geçmelerinin ilgilendirdiğini belirtti.

 

Bu Haberi Paylaş
Yorum Bırakın