Rasthaber – "FETÖ’nün, 15 Temmuz’dan sonra TSK’daki yeni haberleşme sistemi, 'Ardışık Arama Yöntemi' ile tespit edilebildi"
Hürriyet yazarı Abdulkadir Selvi, 15 Temmuz darbe girişiminin ardından ByLock, Eagle ve Tango gibi haberleşme ve mesajlaşma uygulamaları deşifre olan 'FETÖ'nün kendi aralarında 'yeni sistem'le nasıl iletişim kurduklarını açıkladı.
Abdulkadir Selvi'nin "FETÖ’nün yeni sistemi nasıl çözüldü" başlığıyla yayımlanan (5 Kasım 2017) yazısı şöyle:
FETÖ, Bizans’tan önce yaşasaydı, herhalde “Bizans oyunları” denmez, “FETÖ oyunları” denilirdi. Çünkü Bizans’ta oyun bitiyor, FETÖ’de bitmiyor.
ByLock’un çözülmesine, Eagle ve Tango’dan haberleşmelerin deşifre olmasına, bir kısmı yurtdışına kaçıp, onbinlercesi hapsedilmesine rağmen haberleşmesini her defasında yeni bir yöntemle sürdürüyor.
FETÖ’nün, 15 Temmuz’dan sonra TSK’daki yeni haberleşme sistemi, “Ardışık Arama Yöntemi” ile tespit edilebildi. Çünkü asker imamlarının yeniden örgütlemeye çalıştığı TSK mensuplarının isimleri ne ByLock listelerinde yer alıyordu ne de mahrem imamların itiraflarında geçti. Yurtta Sulh Konseyi listelerinde de yer almıyordu. O nedenle tespit edilememişlerdi. İstihbarat ve güvenlik birimlerimizin ortak çalışması sonucunda deşifre edilen yeni sistemin adı, “Ardışık Arama Yöntemi”.
Kriptonun kriptosu
Kritik iki nokta var.
1- TSK içinde hâlâ hiçbir sistemle tespit edilememiş FETÖ’cülerin varlığı.
2- Şu ana kadar kendisini gizlemeyi başaran FETÖ’cülerin girişebileceği eylemler, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yönelik suikast girişimi ya da intihar eylemi.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 333’ü asker, 27’si mahrem imam olmak üzere 343 kişi, Eskişehir’de ise aralarında savaş pilotlarının da bulunduğu 66 TSK mensubuna yönelik operasyon, bu yöntemle yapılan tespitler üzerine gerçekleştirildi.
Tabii bu olayın deşifre olması üzerine FETÖ’nün asker imamları aramaları kesiyor. Onlar şimdi yeni yöntemleri kullanmakla meşgul, devlet ise onu tespit etmekle.
Bu ne FETÖ’ymüş böyle demeyin, tam bir istihbarat yapılanması. Firari FETÖ’cüler arasındaki, “Hususilerin ilişki süreleri dahi kayıt altına alınıyormuş. Aile mahremiyeti ortada kalır mı?” tartışmasını izleyince, pes dedim.
