ABD Başkanı Donald Trump, İran’da iktidar değişiminin “olabilecek en iyi şey” olacağını savunarak bir kez daha dış politikada sert ve tartışmalı bir çıkış yaptı. Tahran’a karşı askeri seçeneğin masada olduğunu söyleyen Trump’ın açıklamaları, uzmanlar tarafından gerçekçilikten uzak ve bölgeyi daha da istikrarsızlaştırabilecek söylemler olarak değerlendiriliyor.
Başkanlık uçağına binmeden önce basına konuşan Trump, İran’da rejim değişikliği için baskı yapılıp yapılmayacağı sorusuna, “Bu, olabilecek en iyi şey gibi görünüyor. 47 yıldır konuşup duruyorlar.” ifadeleriyle yanıt verdi. Ancak İran’ın iç dinamikleri, bölgesel dengeler ve uluslararası hukuk açısından bakıldığında, dış müdahaleyle bir iktidar değişiminin ne kadar mümkün ya da sürdürülebilir olduğu ciddi soru işaretleri barındırıyor ve bu söylem, Tahran’da düzenlenen İslam Devrimi yıl dönümü yürüyüşlerinde verilen mesajlarla gölgede kaldı.
İran’da her yıl 11 Şubat’ta (22 Behmen) düzenlenen ve 1979’daki İran İslam Devrimi’nin yıl dönümünü anan “İnkılap Yürüyüşü”, bu yıl da geniş katılımla gerçekleştirildi. Başkent Tahran başta olmak üzere birçok şehirde yüz binlerce kişi sokaklara çıktı.
Yürüyüşlerde taşınan pankartlar ve atılan sloganlarda, dış müdahaleye karşı birlik mesajları öne çıktı. Göstericiler, ABD karşıtı sloganlar atarken, ülkenin siyasi sistemine destek vurgusu yaptı. Bu tablo, Trump’ın “rejim değişikliği” söylemine İran kamuoyundan gelen “tokat gibi yanıt” olarak yorumlandı.
Trump, Kuzey Carolina’daki Fort Bragg üssünde askerlerle görüştükten sonra Orta Doğu’ya ikinci bir uçak gemisi grubunun gönderileceğini doğrulamış ve İran’a karşı askeri seçeneğin masada olduğunu belirtmişti. Ancak Tahran’daki yürüyüşte verilen görüntü, en azından rejim yanlısı kesimin mobilizasyon kapasitesinin sürdüğünü ortaya koydu.
Uzmanlara göre İran’da ekonomik ve sosyal taleplerle zaman zaman protestolar yaşansa da, Devrim yıl dönümünde görülen kitlesel katılım, sistemin hâlâ toplumsal desteğe sahip olduğunu gösteriyor.
Bu çerçevede Trump’ın “rejim değişikliği” çıkışı, sahadaki güç dengeleri dikkate alındığında gerçekçi olmaktan uzak bir siyasi söylem olarak değerlendiriliyor.
