Dünyanın en büyük ordusunun, yaklaşık dört haftalık başarısızlığın ardından “propagandaya uygun bir kazanım” arayışında olduğu değerlendiriliyor.
ABD’nin Hürmüz Boğazı ekseninde karşı karşıya olduğu olası senaryolar ele alındı.
Kara Harekâtı Tartışması
Analize göre, ABD’li bazı çevreler İran’a yönelik bir kara harekâtı ihtimali üzerinde yoğunlaşsa da, birçok askeri uzman bu seçeneğin operasyonel açıdan gerçekçi olmadığını ve maliyetlerinin olası kazanımlardan çok daha yüksek olacağını belirtiyor.
Senaryo 1: Aldatma Operasyonu
İlk senaryoya göre, Hürmüz Boğazı’na yönelik yoğun söylem ve tehditler, aslında bir aldatma taktiği olabilir.
Bu çerçevede ABD’nin amacı, İran’ın askeri kapasitesini bu bölgeye yönlendirmek ve asıl operasyonu farklı bir noktada gerçekleştirmek olabilir. Hark Adası gibi bölgelerin öne çıkarılması da bu stratejinin parçası olarak değerlendiriliyor.
Senaryo 2: Sınırlı Güç Gösterisi
İkinci senaryoya göre ise ABD, kısa süreli ve sembolik bir askeri operasyon planlıyor olabilir.
Bu kapsamda, öncelikle yoğun hava saldırılarıyla belirli hedeflerin vurulması, ardından sınırlı kara birlikleriyle bazı kritik noktaların kontrol altına alınması ve kısa sürede bölgeden çekilme ihtimali üzerinde duruluyor.
Analize göre bu tür bir operasyon, stratejik bir sonuçtan ziyade siyasi ve propaganda amaçlı bir “güç gösterisi” niteliği taşıyabilir.
“Çıkış Ama Yüz Akıyla”
Genel değerlendirmede, ABD’nin hangi yolu seçerse seçsin, savaştan çıkış aradığı ancak bu çıkışın “sunulabilir bir başarı hikâyesiyle” desteklenmek istendiği vurgulanıyor.
Bu bağlamda, sınırlı bir askeri hamlenin bile sahadaki gerçek etkisinden bağımsız olarak “zafer” şeklinde sunulabileceği ifade ediliyor.
Stratejik Sinyal
Analizde dikkat çeken bir diğer nokta ise, ABD’nin yaklaşık bir ay geçmesine rağmen hâlâ somut bir kazanım arayışında olmasının, askeri planlama ve hazırlık düzeyine ilişkin soru işaretleri doğurması.
Ayrıca bu durumun yalnızca bölgesel değil, küresel etkiler de doğurabileceği belirtiliyor. Çin ve Rusya gibi ABD’nin stratejik rakiplerinin bu süreci yakından izlediği ve elde edilen verilerin gelecekteki kriz senaryolarında belirleyici olabileceği ifade ediliyor.
Sonuç olarak, ABD’nin bu savaşı yönetme biçiminin, uluslararası sisteme verilen önemli bir “stratejik mesaj” niteliği taşıdığı değerlendiriliyor.
