Ülkelerin askerî gücü genellikle füzeler ve savaş gemileriyle ölçülse de son gelişmeler, İran’ın en önemli caydırıcılık unsurlarından birinin “Hürmüz Boğazı” olduğunu ortaya koydu; güç dengelerini değiştirebilecek bir geçit.
İlk bakışta bir füze, İHA ya da hava savunma sistemi gibi görünmeyebilecek; ancak bugün gücü dünyanın birçok stratejik silahından daha fazla olan bir silah söz konusu. Bu silah ne askerî fabrikalarda üretiliyor ne de füze üslerinde muhafaza ediliyor. Batı Asya’nın kalbinde yer alan hayati bir enerji geçidi olan “Hürmüz Boğazı”ndan bahsediyoruz.
Günümüz dünyasında güç yalnızca savaş uçaklarının, uçak gemilerinin ve uzun menzilli füzelerin sayısıyla sınırlı değildir. Bir çatışmanın kaderini değiştirebilecek asıl unsur, rakibin ekonomi ve güvenlik açısından hayati damarları üzerinde baskı kurabilme kapasitesidir. Bu nedenle Hürmüz Boğazı, son on yıllarda İran İslam Cumhuriyeti’nin en önemli stratejik kozlarından biri hâline gelmiştir. Dünya enerji arzının önemli bir bölümünün geçtiği bu su yolu, burada yaşanabilecek herhangi bir güvensizlik veya aksaklık durumunda bölge sınırlarını aşan sonuçlar doğurabilecek niteliktedir.
İngiliz gazetesi The Telegraph da yayımladığı bir analizde, Hürmüz Boğazı’nın İran için nükleer silahtan çok daha etkili ve saldırı niteliği taşıyan bir araca dönüştüğü uyarısında bulundu.
Bugün sabaha karşı, saldırgan ABD ordusunun teşvik ve yönlendirmesiyle hareket eden dört ihlalde bulunan petrol tankeri, herhangi bir koordinasyon olmaksızın Hürmüz Boğazı’ndan yasa dışı şekilde çıkış yapmaya çalıştı. Devrim Muhafızları Deniz Kuvvetleri’nin uyarısının ardından tankerlerden biri vurularak durduruldu; diğer ihlalde bulunan gemiler ise geri çekilmek zorunda kaldı.
Bu olayın ardından saat 02.30’da Amerikan İHA’ları, Kişm’de bulunan bir haberleşme kulesi ile Sirik’teki başka bir kuleyi iki mühimmatla hedef aldı. Gözlemcilere göre bu girişim, Washington’un bölgede gerilimi tırmandıran adımlar zincirinin devamı niteliğinde değerlendiriliyor.
Bu saldırıya karşılık olarak, Kuveyt’teki Ali el-Salem Hava Üssü ile Bahreyn’de bulunan ve ABD Deniz Kuvvetleri 5. Filosu’na ait kalan önemli tesisler, Devrim Muhafızları Hava-Uzay Kuvvetleri’nin balistik füzeleriyle hedef alındı. İran Silahlı Kuvvetleri’nin hızlı ve kararlı karşılığı, ülkenin çıkarları ve millî güvenliğine yönelik hiçbir düşmanca girişimin cevapsız kalmayacağını bir kez daha gösterdi.
Düşmanın Her Hamlesi, İran Silahlı Kuvvetleri’nin Güçlü Karşılığıyla Karşılaştı
Bu gelişmeler yaşanırken ABD’nin, ateşkesin yürürlüğe girmesinin ardından da taahhütlerini defalarca ihlal ettiği belirtiliyor. Son günlerde Washington ve ona bağlı güçler tarafından bölgede çok sayıda askerî ve güvenlik operasyonu gerçekleştirildi. Analistlere göre bu durum, ABD’nin ateşkes hükümlerine tam anlamıyla bağlı kalmadığının bir göstergesi niteliğinde. Bununla birlikte, söz konusu girişimlerin her biri İran İslam Cumhuriyeti Silahlı Kuvvetleri’nin uygun ve güçlü tepkisiyle karşılaşmış; sahadaki güç dengesinin karşı taraf lehine değişmesinin önüne geçilmiştir.
Ancak karşılıklı ateş ve askerî operasyonlardan daha önemli olan husus, bir kez daha ortaya çıkan şu gerçektir: İran’ın asıl gücü yalnızca füzeler ve askerî teçhizatla sınırlı değildir. Dünya enerji trafiğinin ana arterlerinden biri olan Hürmüz Boğazı, her türlü askerî maceranın maliyetini yalnızca ABD için değil, onun bölgesel ve ekonomik ortakları açısından da ciddi ölçüde artırabilecek bir kaldıraç işlevi görmektedir.
Hürmüz Boğazı Dünya Enerji Damarını Etkileyebilir
Füzeler askerî üsleri hedef alma kapasitesine sahip olsa da Hürmüz Boğazı, küresel ekonominin enerji damarını etkileyebilme gücüne sahiptir. Bu özellik, söz konusu stratejik su yolunu İran İslam Cumhuriyeti’nin en önemli caydırıcılık unsurlarından biri hâline getirmiştir. Öyle ki bu unsur, tek bir kurşun dahi sıkılmadan büyük güçlerin siyasî, ekonomik ve askerî hesaplarını değiştirebilecek kapasiteye sahiptir.
Bugün her zamankinden daha açık biçimde görülmektedir ki Hürmüz Boğazı yalnızca coğrafi bir konum değildir; İran’ın elindeki stratejik bir silahtır. Ülkenin füze ve savunma kapasitesiyle birlikte düşünüldüğünde bu araç, düşmanlarını ve onların destekçilerini ağır maliyetlerle karşı karşıya bırakabilir ve güç dengesini İran İslam Cumhuriyeti lehine değiştirebilir.
