Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında Mekke’de imzalanan anlaşma dünya basınında geniş yankı buldu. The Guardian gazetesi anlaşmayı “NATO tarzı savunma paktı” olarak nitelendirerek, üçlü ittifakın “ilk sınavının Yemen olabileceğini” yazdı. Reuters anlaşma için “üç önemli bölgesel gücün yakınlaşması” dedi. El Cezire ise “ABD-İsrail’in bölgesel düzeni yeniden dizaynının ilk işareti” ifadelerini kullandı.
AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ve Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif tarafından dün Mekke’de imzalanan anlaşma, üç ülkeye yönelik herhangi bir silahlı saldırının tüm taraflara yapılmış kabul edilmesini öngörüyor.
AKP iktidarının ülkeyi savaşa sürükleme ihtimali olan ve “ortak savunma” ifadesi geçen bu anlaşma dünya basınında geniş yankı buldu.
‘Üçlü paktın ilk sınavı Yemen’de olabilir’
The Guardian gazetesi, anlaşmayı “NATO tarzı savunma paktı” olarak tanımlarken, Yemen’de Suudi Arabistan ile Ensarullah hareketi (Husiler) arasındaki çatışmaların son bir ayda yoğunlaştığına işaret ederek, “Uzun süredir hazırlıkları devam eden üçlü paktın ilk sınavı Yemen’de olabilir” değerlendirmesinde bulundu.
Gazete, Yemen’de Ensarullah’tan Suudi destekli güçlere yapılan ağır darbeyi, onlarca askerin ölümünü de hatırlattı. The Guardian, Riyad’ın Husilere karşı denizden ve muhtemelen karadan büyük çaplı bir askeri harekata hazırlandığı yönünde değerlendirmeler bulunduğunu öne sürdü.
‘Daha kapsamlı askeri faaliyetin habercisi olabilir’
İngiltere merkezli Financial Times (FT) da anlaşmayı Yemen’deki gelişmelerle ilişkilendirdi.
Gazete, “Riyad ile İslamabad’ın NATO üyesi Türkiye’yi mevcut savunma işbirliğine dahil etmek için aylardır görüşmeler yürüttüğünü, sürecin Yemen’deki gelişmelerle hızlandığını” yazdı.
FT, anlaşma hakkında bilgilendirilen bir kaynağın, paktı “Suudi Arabistan’ın Husilere karşı daha fazla askeri faaliyette bulunmasının habercisi” olarak değerlendirdiğini aktardı. Kaynak, Türkiye’nin deniz unsurlarına sahip olduğunu belirterek, “Türkiye ve Pakistan’ın bu faaliyetlere katılmasının bekleneceğini” savundu. Kaynak, bunun “Türkiye’nin dahil olmaya istekli olduğunu gösterdiğini ve çok ilginç bir gelişme olduğunu” ifade etti.
Gazete, üçlü ittifakın “Suudi Arabistan’ın mali gücünü Türkiye ve Pakistan’ın askeri kapasitesi ve savunma sanayisiyle bir araya getirebileceği” değerlendirmesinde bulundu.
‘Türkiye Yemen’e yönelik saldırılara katılmak zorunda kalacak mı?’
BBC de anlaşmanın taraflara yönelik saldırılarda karşılıklı savunma sözü vermesine karşın, ülkelerin somut yükümlülüklerinin belirtilmediğine dikkat çekti.
Bu belirsizliğin “Suudi Arabistan’ın Husilerle geniş çaplı savaşı yeniden başlarsa Türkiye Yemen’e yönelik saldırılara katılmak zorunda kalacak mı?” ve “Pakistan ile Hindistan arasında yeni bir çatışma çıkması halinde “Suudi Arabistan Hindistan’a savaş ilan etmek zorunda mı kalacak?” sorularını gündeme getirdiğini kaydetti.
Haberde anlaşmanın hangi koşullarda devreye gireceğinin henüz belirsiz olduğu da vurgulandı.
AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, Suudi Arabistan’ın Mekke şehrinde üçlü “savunma” anlaşmasını dün imzaladı. Fotoğraf: Anadolu Ajansı
‘Üç önemli bölgesel gücün yakınlaşması’
Reuters ise paktı, İran ile müttefiklerinin Körfez ülkelerine yönelik saldırıları ve ABD’nin bölgedeki rolüne ilişkin soru işaretlerinin arttığı bir dönemde “üç önemli bölgesel gücün yakınlaşması” olarak değerlendirdi.
Haberde, Türkiye’nin NATO’nun ikinci büyük ordusuna sahip olduğuna, Pakistan’ın nükleer silah kapasitesine, Suudi Arabistan’ın ise dünyanın en büyük petrol ihracatçılarından biri olduğuna işaret edildi.
‘Yeni bir askeri blok değil, ikili ya da çok taraflı anlaşmalarını geçersiz kılmıyor’
Anlaşma Körfez basınının da gündemindeydi.
Suudi Arabistan merkezli El Arabiya da Riyad yönetiminin “anlaşmanın bölgedeki ülkelere karşı oluşturulmuş yeni bir askeri blok olmadığı yönündeki mesajlarını” öne çıkardı.
Suudi Arabistan Kamu Diplomasisinden Sorumlu Bakan Yardımcısı Rayed Krimly, “anlaşmanın kolektif savunma ve caydırıcılık amacı taşıdığını ancak yeni bir askeri eksen veya mezhepsel blok oluşturmayı hedeflemediğini” savundu. Krimly, anlaşmanın “nükleer hedeflerle veya bir silahlanma yarışıyla bağlantılı olmadığını, üç ülkenin savunma kapasitelerinin daha fazla geliştirilmesi ve bütünleştirilmesine imkan sağlayacağını” ifade etti.
Krimly ayrıca anlaşmanın üç ülkenin mevcut ikili ya da çok taraflı anlaşmalarını geçersiz kılmadığını vurguladı.
‘ABD-İsrail’in bölgesel düzeni yeniden dizaynının ilk işareti’
El Cezire de ABD’nin şimdilik sessiz olduğunu hatırlattı. Haberde anlaşmanın “üç ülkenin İran savaşı sonrası yaşanan kargaşadan sonra kendilerini yeniden yönlendirme çabası olduğunu” gösterdiği belirtildi.
Ayrıca anlaşmanın “ABD-İsrail’in İran’a karşı saldırılarıyla başlayan savaşın bölgesel düzeni yeniden şekillendirdiğine dair ilk önemli jeopolitik işaretlerden biri olduğu” da kaydedildi.
sol
