General Şekarçi: Savaşta Binlerce ABD ve İsrail Askeri Öldü

Silahlı Kuvvetler Kıdemli Sözcüsü, ABD’nin İran ile savaşı boyunca yüzlerce Amerikan askerinin öldüğünü ve binlercesinin de yaralandığını belirterek, “Trump’ın Hürmüz Boğazı’na ilişkin iddiası mesnetsizdir, hayal ve temennilerden ibarettir” dedi.

İran’a karşı dayatılan İkinci ve Üçüncü Savaş, dünya tarihinin en karmaşık savaşlarından biriydi. Bu savaşta terörist ve mütecaviz ABD ordusu ile siyonist rejim, en fazla ve en gelişmiş modern askeri imkan, teçhizat ve teknolojilere sahip olmalarına rağmen, İran İslami Cumhuriyeti’nin muktedir silahlı kuvvetleri karşısında yenilgiye uğradı. Bu savaşta İslami İran’ın silahlı kuvvetleri; Cenab-ı Hakk’ın inayeti, ilahi irade, kıyam etmiş milletin desteği ve “asimetrik savaş” taktiklerinin kullanımıyla dünyanın iki nükleer ordusuna, yani ABD ordusu ve siyonist rejime galebe çaldı. Bu kapsamda, İran İslami Cumhuriyeti Silahlı Kuvvetleri’nin Amerikan-Siyonist düşmana karşı elde ettiği zaferin boyutlarını daha yakından tanımak amacıyla Genelkurmay Başkanlığı Kültür ve Yumuşak Savaş Başkan Yardımcısı ve İran İslami Cumhuriyeti Silahlı Kuvvetleri Kıdemli Sözcüsü General Ebulfezl Şekarçi ile ayrıntılı bir mülakat gerçekleştirdik. Elde edilen söyleşiyi aşağıda okuyabilirsiniz.

General Şekarçi: İran ile Savaşı ve Saldırılarında Yüzlerce Ölü ve Binlerce Yaralı Amerikan Askeri Var

Defa Press: Zamanınızı bize ayırdığınız için teşekkür ederiz. Amerikan-Siyonist düşmanla savaş halinde olduğumuz bu hassas koşullarda bir gazetecinin misyonu sizce nedir?

İkinci ve Üçüncü Dayatılan Savaş’ta İran İslami Cumhuriyeti Silahlı Kuvvetleri ile başat giden ve halkın yanında sahada yer alan tüm medya çalışanlarına teşekkür ediyorum. Hakikatte gazeteciler, medya yöneticileri ve medyadaki icra yetkililerinin tamamı ABD ve siyonist rejimle yapılan savaşta tebyin (açıklama), yumuşak savaş ve bilgilendirme sahasında yer aldılar. Bugün de Kutsal Savunma Haber Ajansı’nda bulunma şerefine eriştik; bu ajansın tüm emektarlarına “gücünüze güç katılsın” diyoruz.

Defa Press: Ramazan Savaşı hakikatte ABD ordusu ve siyonist rejimin İran’ı yok etmek için başlattığı şiddetli bir savaştı; ancak bu savaş yenilgiyle sonuçlandı. Sizce düşmanın yenilgi nedeni neydi?

Aziz İran’ımız 1404 ve 1405 (2025/2026) yıllarında zorlu koşullarla karşı karşıya kaldı. İslam İnkılabı’nın zaferinden bu yana 47 yıl geçti ve cani ABD elebaşılığında, siyonist rejimin yardımıyla küresel istikbarın her türlü komplosu İran’a karşı şekillendi. Hakikatte İslam İran’ının yeminli düşmanları, büyük İran milletine düşmanlık etmek için ellerinden gelen her şeyi seferber etti ve bu yolda her türlü aracı kullandı. Ancak düşman ne kadar düşmanlık ettiyse biz o kadar güçlendik, onlar ise eskisinden daha zayıf hale geldiler.

Dikkate değer husus şudur ki; İran milletinin düşmanları bunca düşmanlığa rağmen ibret almadılar. ABD ve müttefiklerinin İran milletine ve İran İslami Cumhuriyeti nizamına karşı yürüttüğü tüm eylemlere rağmen biz hâlâ sahada dimdik duruyoruz ve sahanın galibiyiz.

Düşmanlar bizim güçlü bir ülke olduğumuzu bilmelerine rağmen İran’a karşı harekete geçtiler ve kendilerini şu an içinden çıkamadıkları bir bataklığa attılar. İslami İran’ın yeminli düşmanları son 47 yılda teröristlere ve muhaliflere siyasi, mali, askeri ve lojistik destek sağlamak da dahil olmak üzere İran’a karşı her türlü komployu yürüttü ancak bu komploların tamamında başarısız oldu. Amerikalılar, İran milletine karşı kurdukları tüm kumpaslara ve yürüttükleri türlü fesat planlarına rağmen bir sonuca ulaşamadılar ve tüm hilelerinde yenilgiye uğradılar.

Defa Press: Sizce ABD ve siyonist rejimin İran’a saldırmasındaki en önemli neden ve etkenler nelerdi? İran savaşında hangi hedefleri güdüyorlardı?

Amerikalılar İran ile savaşta 6 stratejik hedef peşindeydi; bu hedeflerin ana başlıkları şu şekildedir:

  1. Batı Asya bölgesindeki İslami direniş gruplarını yok etmek; bugün görüyoruz ki direniş grupları bölgede yok olmadığı gibi aksine daha da güçlenmiştir.
  2. İran’ın nükleer tesislerini imha etmek; ABD’nin saldırılarına rağmen İran’ın nükleer tesisleri yok edilemedi.
  3. İran’ın füze ve İHA kabiliyetini imha etmek; ABD’nin saldırılarına rağmen bugün bu savaşın başından daha güçlüyüz ve füze ile İHA kabiliyetimizin İkinci ve Üçüncü Dayatılan Savaş’ın başlangıcından daha güçlü olduğunu vurguluyoruz.
  4. Enerji kaynakları ve jeopolitik üzerinde hakimiyet kurmak; ABD’nin bu savaşta güttüğü amaçlardan biri İran’ın enerji kaynakları ve jeopolitiğini ele geçirmekti, bu alanda kesinlikle hiçbir şey başaramadılar ve düşman en küçük bir adım dahi atamadı.
  5. İran İslami Cumhuriyeti nizamını devirmek; düşmanların bu hedefi de gerçekleşmedi.
  6. İran’ı parçalamak; düşman bu nihai hedefinde de başarısız oldu. Hakikatte ABD ve siyonist rejimin altı hedefinden hiçbiri sonuca ulaşmadı ve düşmanlar bu alanda %100 yenilgiye uğradı.

Defa Press: ABD İran’a sadece bu altı hedefle mi saldırdı ve ayrıca İran, ABD ile savaşta ne düzeyde hasara uğradı? Sahadaki gerçekler nasıldır?

Düşman operasyonel ve taktiksel düzeyde İran’a bazı zararlar verdi; ancak nihayetinde ABD ordusu ve siyonist rejim savaş sahasında bizden katbekat fazla hasar gördü. Amerikan ve siyonist propagandanın gürültüsüne bakmamalı, sahadaki gerçeklere odaklanmalıyız. Düşman hakikatte geçen yılın Hurdad (Mayıs/Haziran) ayında gerçekleştirdiği 12 Günlük Dayatılan Savaş’ta bahsettiğimiz 6 stratejik hedefe ulaşmak istiyordu; fakat savaş sahasında yenilgiye uğramakla kalmadılar, savaşı durdurmak için yalvarma noktasına gelip bölge ülkelerine tırmandılar.

Defa Press: Son haftalarda ABD Başkanı’nın psikolojik operasyonlarla Hürmüz Boğazı’nı ABD toprağının bir parçası gibi göstermeye çalıştığını görüyoruz. ABD Başkanı’nın bu söylemleri hakkında ne düşünüyorsunuz?

Bugün ABD Başkanı, destekçileri ve müttefikleri şerrin ve kötülüğün sembolü olarak tanınmaktadır. ABD Başkanı’na ve yöneticilerine yanıtımız şudur: Hürmüz Boğazı’nın kendi egemenlik alanlarına dahil olduğunu ancak rüyalarında görürler. Amerikalıların bu bölgede varlık göstermesine izin vermeyeceğiz; Amerikalıları Batı Asya bölgesinden çıkarmakta kararlıyız. Şehit İmam’ın, “Şecere-i Tayyibe Minab” okulu ve Lar’ın masum şehitlerinin ve tüm günahsız halkımızın kanının intikamı alınacaktır; bu erken ya da geç olur ancak mutlaka gerçekleşecektir.

Trump’ın Hürmüz Boğazı hakkındaki iddiası mesnetsizdir, hayal ve temennilerden ibarettir. Bu iddialar ayrıca toplumumuz üzerinde psikolojik baskı kurmak amacıyla da ortaya atılmış olabilir; nitekim düşmanlar İran İslami Cumhuriyeti Silahlı Kuvvetleri ile girdikleri sıcak savaşta elde edemediklerini başka bir yolla kazanmanın peşindedirler. Dolayısıyla ABD’nin Hürmüz Boğazı’nı kendi toprağı sayma iddiaları çocukça bir temennidir ve Amerikan düşmanı bu temennilerle hiçbir yere varamayacaktır.

Defa Press: Dayatılan Savaş’ta İran’ın ABD karşısındaki güç unsurları nelerdi ve sizce ABD, siyonist rejim ve bölgesel müttefikleri İran karşısında neden yenildi?

Amerikalılar karşısında çeşitli güç unsurlarına sahibiz; bunların en önemlilerinden biri Liderliğin, halkın ve İran İslami Cumhuriyeti Silahlı Kuvvetleri’nin Allah’a olan sarsılmaz imanıdır. Hakikatte biz Allah’a tevekkül ederek düşmanın devasa imkanlarına galebe çaldık ve düşmanların karşısında durabileceğimizi gösterdik. Tabii ki şu hususa da değinmem gerekir: ABD ile savaşta henüz tüm imkanlarımızı kullanmadık; doğru zamanda kullanabilmek adına bunları gelecek için sakladık.

İkinci güç unsurumuz; hem Üçüncü Dayatılan Savaş öncesinde hem de bu savaş sonrasında Hazreti Ayetullah Seyyid Mücteba Hamaney döneminde görüldüğü üzere, hakim, basiretli ve tedbirli Liderdir. Düşmanlarımızın, yani ABD ve İsrail’in zayıf noktalarından biri böyle hakim bir lidere sahip olmamalarıdır. Hakikatte bugün ABD ve siyonist rejim, Amerikan halkına ağır maliyetler yükleyen iki mütecaviz tarafından yönetilmektedir.

Üçüncü güç unsurumuz; Liderin arkasında duran ve İran İslami Cumhuriyeti Silahlı Kuvvetleri’ni destekleyerek düşmanlarla mücadelede güçlü bir iradeye sahip olan adanmış halktır. Amerikalılar ve İsrailliler böyle bir millete sahip değildir; nitekim İran ile düşmanlarımız arasında bu konuda dağlar kadar fark vardır.

Dördüncü güç unsurumuz; şehadeti kendisi için bir gurur vesilesi sayan ve dünya zorbalarının (ABD ve siyonist rejim) karşısında güçlü bir şekilde duran İran İslami Cumhuriyeti’nin muktedir ve ilahi iradeli silahlı kuvvetleridir. Düşman, İran İslami Cumhuriyeti Silahlı Kuvvetleri’nin halkını ve topraklarını savunmak için canı pahasına direneceğini ve düşmanı kesinlikle dize getireceğini idrak edecek kapasitede değildir.

Bugün Amerikan güçlerinin Batı Asya bölgesinde intihar ettiğini ve ABD ordusunda süngü zoruyla görev yaptığını görüyoruz. Amerikan askerleri düş kırıklığına uğramış ve depresyona girmiştir, çoğu baskı ve zorlamayla hizmet etmektedir. Dolayısıyla, iradeli ve imanlı silahlı kuvvetlerimizin karşısında savaşa giren böyle bir ordunun yenilgiye uğraması kaçınılmazdır.

Defa Press: Görünen o ki Amerikalılar daha önceki ülkelerle yaptıkları savaşları kazandıkları için bu savaşta da aynı sonucu elde edeceklerini sanıyorlardı. Sizin görüşünüz nedir?

ABD ordusu, Müslüman ülkelerin kaynaklarını yağmalamak ve gasp etmek için kurulmuş Hollywood tarzı, propagandif bir ordudur. En büyük gururumuz, ABD ordusu ve siyonist rejimin üzerindeki Hollywood perdesini kaldırmış olmamızdır; tüm dünya bu iki ordunun ne kadar zayıf ve ruhsuz olduğunu anladı.

Bugün dünya ülkeleri ve hatta ABD ordusunun askeri üslerinin bulunduğu bazı ülkeler artık Amerikalılara güvenmiyor; kendisini korumaktan aciz bir ABD’nin müttefiklerini nasıl koruyabileceği sonucuna varmış durumdalar.

ABD ordusu ve siyonist rejim bu savaşta bize karşı en gelişmiş silahları kullandı; ancak İran İslami Cumhuriyeti Silahlı Kuvvetleri, ultra modern silahların ilahi irade karşısında yenilmekten başka çaresi olmadığını tüm dünyaya kanıtladı. Ayrıca Ramazan Savaşı, Amerikan halkına ve bazı Amerikalı siyasetçilere şu an ABD’nin başında bulunan devlet adamlarının kendi ordularını, mali kaynaklarını ve halkın imkanlarını siyonist rejim uğruna feda ettiğini gösterdi ve bu durum Amerikan halkı tarafından kabul edilebilir değildir.

Bugün ABD halkı ile Amerikan devlet adamları arasında bu konuda çok büyük bir ayrışma ve çatlak oluştuğunu görüyoruz ki bu da İran halkının ve silahlı kuvvetlerinin direnişinin bereketlerinden ve ürünlerinden biridir.

Defa Press: Dünyadaki medya kaynakları, İran İslami Cumhuriyeti Silahlı Kuvvetleri karşısında ABD ordusunun ağır kayıplar verdiğini söylüyor. Bu bağlamda ABD ordusunun ölü ve yaralı sayısına ilişkin değerlendirmeniz nedir?

ABD ve İsrail bu savaşta ağır kayıplar verdi ve çok sayıda askerini kaybetti. Amerikalılar haber sansürü uygulayarak kayıplarını gizlemeye çalışıyor; ancak dünya, Amerikalı yetkililerin yalan beyanlarını ve iddialarını alaya almaktadır.

Elde edilen delil ve emarelere göre ABD, İran İslami Cumhuriyeti Silahlı Kuvvetleri karşısındaki Üçüncü Dayatılan Savaş’ta yüzlerce askerini kaybetmiş, binlerce Amerikan askeri ise İran ile savaşta yaralanmıştır. Ayrıca İsrail’in ABD ordusunun iş birliğiyle İran’a yönelik gerçekleştirdiği askeri tecavüz sırasında 1000’den fazla siyonist asker ölmüş, binlerce siyonist asker de yaralanmıştır. Amerikalılar ve siyonist rejim ölü sayılarını açıklarken yalan söylüyor ve gerçekleri sansürlüyorlar; örneğin Afganistan ve Irak savaşında ölen bir Amerikan askerinin ölüm istatistiklerini yıllar sonra açıklayıp cesedini ancak o zaman ailesine teslim ediyorlar.

Burada sorulması gereken soru şudur: Bölgedeki ABD askeri üsleri yerle bir edilmişken Amerikalıların kayıplarının 40 kişinin altında olması veya İran’ın saldırısı sonucu yalnızca birkaç Amerikan askerinin yüzeysel şekilde yaralandığını iddia etmek nasıl mümkün olabilir? Bu husus ciddi bir şekilde düşünülmeye muhtaçtır.

 

Bu Haberi Paylaş
Yorum Bırakın