İran ile savaş, artık Trump ile kendi oy tabanının bir kısmı arasında anlaşmazlık noktalarından birine dönüştü. Trump’ın ABD’yi dış savaşlardan uzak tutma vaadini hatırlatan destekçileri, ABD Başkanının vaatlerinin aksine hareket ettiğini ve Amerikalıların şu anda bu savaşın bedelini ödediğini söylüyor.
Donald Trump, Cumhuriyetçi oy tabanının kendisine olan desteğine güvenmeye devam ederken; eski seçmenlerinden bazılarının açıklamaları, ABD’nin İran ile girdiği savaşın Başkanın destekçileri arasında memnuniyetsizliği artıran bir etkene dönüştüğünü gösteriyor.
Geçmiş seçimlerde Trump’a üç kez oy vermiş bazı kişiler, ABD’nin İran ile savaşa girmesinin Trump’ın dış savaşlardan kaçınma yönündeki seçim vaatleriyle bağdaşmadığını ve bu çatışmanın devam etmesinin Amerikan halkına daha büyük maliyetler yükleyebileceğini ifade ediyor.
Pensilvanya’da ikamet eden ve Trump’a üç kez oy vermiş 38 yaşındaki Luis Marcelino, artan yaşam maliyetlerine dikkat çekerek ekonomik koşulların artık kendisi için uygun olmadığını belirtti. İran savaşına değinen Marcelino, Trump’ın farkında olduğunu sanmadığını ancak “her bir Amerikalının bu savaşın bedelini ödediğini” vurguladı.
Kasım ayındaki ara seçimlere katılıp katılmama konusunda da tereddüt yaşayan Marcelino, tepkileri Cumhuriyetçi tabanın katılım oranında düşüşe yol açabilecek seçmen tipinin bir örneğini teşkil ediyor.
Pensilvanyalı 55 yaşındaki iş insanı Rich Erhart da Trump’a üç kez oy vermiş bir diğer seçmen olarak İran ile savaşı daha sert bir dille eleştirdi ve şunları söyledi: “Savaşın yönetilme şeklini beğenmiyorum. Verdiği bazı vaatlerin aksine hareket ettiğini düşünüyorum.”
Erhart, Trump’ın İran ile savaşa başlamadan önce “oyunun sonunu” ve ABD’nin bu işten nasıl çıkacağını düşünmüş olması halinde savaşın başlatılmasının makul görülebileceğini ifade etti. Ardından ABD Başkanına seslenerek: “Yapacağını söylediğin şeyi yap. Sonu gelmeyen savaşlar istemiyoruz ve bizi bundan çıkarmak için ne yapacağını bize söyle” dedi.
Bu eleştiriler, doğrudan Trump’ın 2024 seçimlerindeki kilit vaatlerinden birine dayanıyor; dış savaşlara son verilmesi ve ABD’nin tekrar uzun süreli çatışmalara girmesinin önlenmesi üzerine kurulu olan vaade.
Bu arada, artan yaşam maliyetleri de savaşa yönelik memnuniyetsizliği körüklemiş durumda. Marcelino “her şeyin pahalılaştığını” vurguladı ve savaş masraflarının nihayetinde Amerikan halkının omuzlarına yüklendiğine inandığını belirtti.
Bu memnuniyetsizlik, ABD ara seçimlerinin yaklaştığı bir dönemde daha fazla önem kazanıyor. Trump’ın bazı eski seçmenleri artık sandığa gitmek için eski motivasyonlarına sahip olmadıklarını, bazıları ise Demokrat adaylara oy verme ihtimallerinin bulunduğunu söyledi.
Buna rağmen Trump destekçilerinin tamamı İran ile savaştan rahatsız değil. Bazı seçmenler hâlâ ABD Başkanını savunuyor ve mevcut şartlarda ülkenin siyasi doğrultusunun değişmemesi gerektiğine inanıyor. Ancak Trump’a sadık Cumhuriyetçiler arasında bile, ilk başkanlık döneminde daha az rastlanan eleştiri emareleri görülüyor.
Özetle, İran savaşı artık Trump için yalnızca bir dış politika sorunu değil; ABD içinde seçim malzemesi haline gelebilecek bir meseledir. Trump’ın geleneksel destekçilerinin bir kısmının savaştan ve bunun ekonomik maliyetlerinden duyduğu memnuniyetsizlik ara seçimlerde sandığa katılımın düşmesine yol açarsa, Cumhuriyetçiler Kongre’deki çoğunluğu koruma mücadelesinde ciddi bir sorunla karşı karşıya kalabilir.
