Şeriatmedari’den Hükümet Yetkililerine Eleştiri

1- Perşembe günü (24 Eylül) Cumhurbaşkanı Yürütme Yardımcısı Sayın Gayempenah ve eski Dışişleri Bakanımız Sayın Salihi, Suudi Arabistan Büyükelçiliği’ne giderek bu ülkenin 96. milli günü resepsiyonuna katıldılar ve tören pastasını kestiler! Bu olay, 12 Günlük Savaş ve Ramazan Savaşı’ndan önce yaşanmış olsaydı, bırakın eleştirilmeyi, aksine bir dostluk göstergesi ve komşularla iyi komşuluk ilişkilerinin bir teyidi sayılırdı. Her ne kadar Suudi hükümeti daha önce de siyonist rejim ve cani ABD ile iş birliği yaparak İslami İran ile olan siyasi ilişkilerinde kara lekeler bırakmış olsa da —öyle ki Şehit Liderimiz bu konuda “Ben bu bölgede Suudi hükümetinden daha kötü bir ülke tanımıyorum” buyurmuştu— Sayın temsilcilerin Âl-i Suud’un söz konusu resepsiyonuna katılması, üstelik son savaşlardan ve Suudi hükümetinin İran’a yönelik askeri saldırıda ABD ve siyonist rejimle açık ve pervasız iş birliğinden sonra yaşanması, asla haklı çıkarılamaz. Bu adım, Şehit Lider’in aziz kanına, bilim insanlarının, askeri komutanların, kana bulanan öğrencilerin, ateşe verilen düğün meclisinin ve bu aziz vatanın binlerce şerefli insanının haksız yere dökülen kanlarına ve ABD ile siyonist rejimin Suudi Arabistan’ın doğrudan katılımıyla İran sistemine ve halkına karşı işlediği yüzlerce diğer cinayete karşı yapılmış açık bir hürmetsizliktir. Daha dün, önde gelen Amerikan gazetesi The Wall Street Journal, Suudi Arabistan ve BAE’nin Trump ile iletişime geçerek İran’a yönelik deniz ablukasının sıkılaştırılmasını istediklerini bildirdi! Âl-i Suud hükümetinin kötü niyetine dair anlatılması uzun sürecek onlarca başka örnek mevcuttur.

2- Bu çirkin ve yakışıksız olay, Yemenli kardeşlerimizin Suudi Arabistan hükümetiyle topyekün bir savaşın ortasında olduğu bir sırada meydana gelmiştir; Suudi Arabistan’ın ABD ve siyonist rejimin vekilliğini yürüttüğü her yönüyle bir savaş… Şunu belirtmek gerekir ki “Meydanların Birliği” (Vahdet-i Sahat), İran İslam Cumhuriyeti’nin Batılı, İbrani ve Arabi düşmanlarla yüzleşmede ilan ettiği ilkelerden biridir ve defalarca vurgulanmıştır. Meydanların Birliği kavramının anlamı; İran ile Yemen Ensarullahı, Lübnan Hizbullahı, Irak Haşdi Şabi’si, Hamas vb. gibi diğer direniş cepheleri ve güçlerinin “farklı bedenlerde üflenmiş tek ve yegane bir ruh” olduğudur. Başka bir deyişle Yemen ve diğer direniş güçleri, İslami İran’ın ayrılmaz bir parçasıdır. Dolayısıyla bahsi geçen yakışıksız eylem, İran İslam Cumhuriyeti’ne yapılan saygısızlığın ve şehitlerimizin aziz kanının çiğnenmesinin yanı sıra, aziz Yemen halkına ve o diyarın canını ortaya koymuş yiğit savaşçılarına da açık bir hakaret ve hürmetsizliktir. Bu nedenle Yemenli kardeşlerimizden alçakgönüllülükle ve samimiyetle özür dilenmeli ve o aziz silah arkadaşlarına şöyle denilmelidir: Suudi Arabistan’ın milli günü resepsiyonuna katılanlar bizden değildir!

3- Dün Sayın Pezeşkiyan’ın Cumhurbaşkanlığı Basın Sorumlusu, Cumhurbaşkanı Yardımcısı ve eski Dışişleri Bakanı’nın yakışıksız eylemini tevil etmeye çalışarak şu iddiada bulundu: “İran İslam Cumhuriyeti diplomasisi her düzeyde ve sistemin organlarıyla tam bir koordinasyon içinde yürütülmektedir. Cumhurbaşkanı ve Dışişleri Bakanı’nın Birleşmiş Milletler’deki yoğun temaslarıyla eş zamanlı olarak, hükümetin üst düzey temsilcisi Dr. Gayempenah’ın Tahran’daki diplomatik törene katılımı da ulusal çıkarları pekiştirmek ve bölgesel ilişkileri güçlendirmek amacıyla gerçekleşmiştir!”

Kendisi şunları açıklamadı (okuyunuz: açıklayacak durumu yoktu):

  • İlk olarak; “Cumhurbaşkanı ve Dışişleri Bakanı’nın Birleşmiş Milletler’deki yoğun temaslarının”, Sayın Gayempenah ve Salihi’nin İran ve devrim karşıtı eylemiyle ne ilgisi vardır! Ve neden Cumhurbaşkanı’nın BM’deki takdire şayan konuşmasını, yardımcısının bu çirkin eylemini tevil etmek için kullanmakta ısrar edilmektedir?! Bu iki olayın neresi birbirine benzemektedir?!
  • İkinci olarak; “Sistemin organlarıyla tam bir koordinasyon” derken hangi merkezi ve sistemin hangi organını kastettiğini açıklamadı!
  • Üçüncü olarak; Bu eylemin “ulusal çıkarları pekiştirmek ve bölgesel ilişkileri güçlendirmek amacıyla” yapıldığını iddia ediyorlar ancak hangi “ulusal çıkarları” ve hangi “bölgesel ilişkilerin” güçlendirilmesini kastettiklerini açıklamıyorlar!

4- Dün gece Sayın Gayempenah, Sima Haber Kanalı’nın “Be Vaght-e Iran” (İran Vaktiyle) programına telefonla bağlanarak söz konusu törene katılımını haklı göstermeye çalıştı ve bu konuda şunları söyledi: “İlişkileri geliştirmek amacıyla yetkili makamların talimatıyla Suudi Arabistan Büyükelçiliği’ndeki törene katıldım. Bu törende İran’ın Suudi Arabistan’ın eylemlerine ilişkin tutumunu açıkça dile getirdim ve ‘İnşallah yakında füzelerimiz Amerika’ya ulaştığında artık size saldırmayacağız’ dedim!”

Bu sözlere dikkat edin! “İlişkileri geliştirmek amacıyla yetkili makamların talimatıyla” törene katıldığını söylüyor ancak hangi yetkili makamın talimatıyla olduğunu açıklamıyor! Keşke kendi deyimiyle o yetkili makamın adını açıklasaydı da yetkinliği sorgulansaydı! Törende İran’ın Suudi Arabistan’ın eylemlerine ilişkin tutumunu dile getirdiğini söylüyor ve yine ne söylediğini açıklamıyor! Ancak konuşmasının sonraki kısmından, kendisinin İran İslam Cumhuriyeti’nin bu konudaki tutumundan habersiz olduğu ve muhtemelen kendi kişisel görüşünü dile getirdiği (eğer dile getirdiyse!) açıkça anlaşılmaktadır. Sayın Gayempenah, Suudi Büyükelçisine “İnşallah yakında füzelerimiz Amerika’ya ulaştığında artık size saldırmayacağız” dediğini söylüyor! Sanki saldırdığımız üsler Amerika’ya ait değilmiş gibi, sanki halkımızı ve Yüce İmamımızı işte bu üslerden şehit etmemişler gibi ve sanki Suudi Arabistan hâlâ ABD ve siyonist rejimin cinayetlerine verdiği desteği vurgulamıyormuş gibi…

5- Yüce Allah Şehit Liderimizin derecelerini artırsın; son cumhurbaşkanlığı seçimlerinden birkaç gün önce (25 Haziran 2024) iki cumhurbaşkanı adayına hitaben şöyle buyurmuştu: “Seçim adaylarına tavsiyemiz ve arzımız şudur. Ben bu muhterem zatlara diyorum ki; Allah’ınızla ahdedin, eğer muvaffak olur da bir sorumluluk üstlenirseniz, yakınlarınızı ve görevlilerinizi devrimle zerre kadar görüş ayrılığı olan kişilerden seçmeyin. Devrimle, merhum İmamla, İslami sistemle zerre kadar görüş ayrılığı olan biri sizin işinize yaramaz. O sizin için iyi bir çalışma arkadaşı olmayacaktır. Amerika’ya bel bağlayan ve Amerika’nın lütfu olmadan ülkede tek bir adım bile atılamayacağını zanneden biri, sizin için iyi bir çalışma arkadaşı olmayacaktır.”

 

Bu Haberi Paylaş
Yorum Bırakın