7 Ekim Meseleleri Nereden Başladı?

Bazıları bölgede şu an yaşananların 7 Ekim ile başladığını sanıyor. Fakat bu bir hatadır. 7 Ekim, bölgeye doğru dayatılan şeylere karşı verilen doğal bir insani tepkiydi ve elbette bölgenin lehine dönen bir olay oldu.

Ancak bu sorunun cevabını Şehit Seyyid Hasan Nasrallah, 2020 yılında Hacı Kasım Süleymani’nin şehadetinin yedinci gününde şu sözlerle dile getiriyor:

Üç yılın ardından ABD’nin bölgedeki çalışmasının sonucu “başarısızlık üstüne başarısızlık, çaresizlik üstüne çaresizlik ve kafa karışıklığı” oldu: “Suriye, Lübnan, Yemen, Afganistan, Irak ve İran’daki projeleri ‘hiçbir kazanım’ elde edemedi ve Filistin için dayatmaya çalıştıkları ‘Yüzyılın Anlaşması’nı başaramadılar.

Bunun üzerine Amerikalılar ‘Yeni bir aşama ve yeni bir politikaya geçelim’ dediler. İşte tam bu noktada iki projenin savaşı şekillendi.

Birinci proje; ABD ve İsrail’in bölgemiz üzerindeki hakimiyet projesidir. İzin verin bakış açımızı Lübnan, Irak, Suriye, Körfez ve Yemen gibi yerel detayların üzerine çıkaralım. ABD ve İsrail’in bölgemiz, kutsal mekanlarımız ve her bir ülkedeki petrol, doğalgaz ile mevcut kaynaklar üzerinde İsrail’in konumunu pekiştirme ve Yüzyılın Anlaşması aracılığıyla kurmaya çalıştığı hakimiyet adında tek bir proje var. Onlar petrolümüze, doğalgazımıza, suyumuza ve kaynaklarımıza göz dikmiş durumdalar. Bu birinci projedir.

Peki bunu nasıl gerçekleştirmek istiyorlar? Hacı Kasım’ın suikastı süreçten bağımsız tekil bir suikast operasyonu değildir… Bu, Amerikalıların bölgedeki yeni bir sürecinin başlangıcıdır.

2 Ocak’ta bölgede yeni türden yeni bir savaş başlattılar. (Nitekim daha sonra el-Meyadin ile yaptığı söyleşide, Suudi parasının desteğiyle kendisinin de bu yeni projenin suikast listesine alındığı yönünde Beyaz Saray’da bir fikir birliğine varıldığı haberini aldığını belirtmektedir.)

Bu adımla direniş güçlerinin zayıflayacağını, direniş güçlerinin birbiriyle ve İran ile olan güçlü bağının kopacağını umuyorlardı. İran’ın korkacağını, dehşete düşeceğini, geri adım atacağını umuyorlardı…

İkinci proje ise direniş, bağımsızlık, egemenlik hakkı, özgürleşme ve özgürlük projesidir; milletlerimizin kaynaklarının kendi milletlerimize, ümmetimizin kutsal mekanlarının kendi ümmetimize ait olması projesidir.

Bizim programımız, ABD’nin bölgemizdeki askeri varlığını tamamen ortadan kaldırmaktır. ABD askeri üslerinin, savaş gemilerinin ve tüm Amerikalı subay ile askerlerin bölgemizden, ülkelerimizden ve topraklarımızdan çıkarılmasıdır.

Gerçekte bugün (Ocak 2020) bu iki projenin savaşı içinde yer alıyoruz. Bir kesim bu tarafta, bir kesim diğer taraftadır; bir kesim ise bocalayıp durmaktadır. İşte 2 Ocak olayı (Hacı Kasım suikastı) tam da bu vasatta meydana gelmiştir.

Eğer Amerikalıları bölgeden çıkarma hedefi gerçekleşirse; siyonistler de valizlerini toplayıp gideceklerdir ve belki de İsrail ile bir savaşa bile ihtiyacımız kalmayacaktır.

 

Bu Haberi Paylaş
Yorum Bırakın