Hamas güçleri Aksa Tufanı Operasyonu’nda Gazze Şeridi ile işgal altındaki topraklar arasındaki ayırıcı duvarı aşarak siyonist mevzileri ve yerleşim yerlerini hedef aldı; İsrail basınının da bu operasyonu rejim için muazzam ve eşi benzeri görülmemiş bir yenilgi olarak tanımladığı kaydedildi.
- Filistin: Tarihi 7 Ekim’de Başlamayan Topraklar
- Krizin Kökenleri: Filistin İşgalinden İsrail’in Kurulmasına
- Aksa Tufanı: Direnişin Yıllardır Süren Suçlara Cevabı
- İsrail’in Yanıtı: Gazze Saldırılarından Sivillerin Katledilmesine
- Gazze Teslim Olmadı: Ateşkes ve İsrail’in Hedeflerinin Bozgunu
- Aksa Tufanı Bölgesel Denklemleri Nasıl Değiştirdi?
- Aksa Tufanı ve Dünya Kamuoyunun Algısındaki Değişim
- Filistin’den İran ve İsrail’in Doğrudan Karşılaşmasına
- Aksa Tufanı: Bir Anlatının Başlangıcı mı Yoksa Sonu mu?
7 Ekim 2023 tarihindeki Aksa Tufanı Operasyonu yalnızca askeri bir operasyon değildi; Filistin’in yakın tarihinde, onlarca yıl süren işgal, baskı ve Filistin halkına yönelik suçların ardından Filistin meselesini yeniden dünya kamuoyunun gündeminin ilk sırasına taşıyan dönüm noktası bir olaydı. Hamas güçleri bu operasyonda Gazze Şeridi ile işgal altındaki topraklar arasındaki duvarı geçerek siyonist mevzileri ve yerleşim yerlerini hedef aldılar. İsrail medyası da bu operasyonu rejim açısından büyük ve eşi görülmemiş bir başarısızlık olarak nitelendirdi.
Ancak Aksa Tufanı’nı anlamak için tarihi 7 Ekim sabahından başlatmak mümkün değildir. Bu operasyon bir boşlukta şekillenmedi; aksine yıllarca süren Filistin işgali, Gazze ablukası, Filistinlilerin katledilmesi, Mescid-i Aksa’nın hürmetinin çiğnenmesi, yerleşimcilerin baskınları ve Filistin halkının bastırılması zemininde ortaya çıktı.
Filistin: Tarihi 7 Ekim’de Başlamayan Topraklar
Aksa Tufanı’nın en önemli sonuçlarından biri belki de Filistin davasını yeniden küresel bir meseleye dönüştürmesi oldu. Yıllardır medya ve siyasi söylemler Filistin meselesini sınırlı bir çerçevede, uzun işgal ve çatışma tarihinden kopuk bir şekilde resmetmeye çalışıyordu; fakat 7 Ekim bu durumu değiştirdi.
Filistin; Orta Doğu’nun kalbinde, Asya, Avrupa ve Afrika kıtalarının kesişim noktasında bir topraktır. İşte bu coğrafi konumu, onu öteden beri bölgenin en önemli geçiş güzergahlarından biri haline getirmiştir. Filistin, jeopolitik öneminin yanı sıra Yahudilik, Hristiyanlık ve İslam olmak üzere üç din için de dini bir öneme sahiptir. Müslümanların ilk kıblesi olan Mescid-i Aksa bu topraklarda yer alırken; Filistin, Hristiyanlar için de Hz. İsa (a.s.) ve Hz. Meryem’in (s.a.) yaşamıyla bağdaşmaktadır.
Filistin’in tarihi ve coğrafi önemi, stratejik konumuyla birleşerek bu toprakları siyasi güçler ve farklı akımlar için önemli bir hedef haline getirmiştir.
Krizin Kökenleri: Filistin İşgalinden İsrail’in Kurulmasına
Filistin meselesini yalnızca son birkaç on yılla sınırlamak mümkün değildir. Küresel Siyonizm’in Filistin’de varlık gösterme ve nüfuz etme çabaları geçmiş on yıllar ve yüzyıllar boyunca sürdürülmüş, çağdaş dönemde ise daha ciddi bir biçim almıştır.
Bu süreçte, Filistin’e dair tarihi ve dini iddialar da işgali meşrulaştırma araçlarından birine dönüştü. Geniş çaplı propagandaların yanı sıra “vadedilmiş topraklar” ve “ataların vatanı” söylemleri, dünya kamuoyunda Filistin meselesine dair özel bir algı oluşturulmasında rol oynadı.
Diğer yandan, Filistinlilerin toprak satışı, Filistin devletinin kurulma fırsatı ve bunun gerçekleşmeme nedenlerine dair çeşitli anlatılar ortaya atıldı; bu anlatılar sunulan metinde Batı medya propagandasının bir parçası olarak anılmaktadır.
Böyle bir ortamda Filistin meselesi iki taraf arasındaki basit bir siyasi anlaşmazlık değildi; aksine işgal, sürgün, yerleşimci politikaları ve Filistin halkının bastırılmasının ayrılmaz bir parçası olduğu tarihi bir krize dönüştü.
Aksa Tufanı: Direnişin Yıllardır Süren Suçlara Cevabı
Böyle bir arka planda Hamas, 7 Ekim 2023’te Aksa Tufanı Operasyonu’nu icra etti. Sunulan bilgilere göre, bu operasyon yaklaşık bir yıl boyunca planlanmıştı; Kassam Tugayları Komutanı Muhammed Deif ve şehit Yahya Sinvar planlamanın ana figürleri olarak öne çıktı.
Operasyonun ilk dakikalarında işgal altındaki topraklara yaklaşık beş bin roket fırlatıldı ve Hamas güçleri ayırıcı duvarı aşarak İsrail işgali altındaki bölgelere girdi. Operasyona katılan güç sayısı bine yakın, işgal altındaki topraklara giriş noktası ise yaklaşık 15 bölge olarak açıklandı.
Ancak bu operasyonun motivasyonunu yıllardır süren çatışmalarda ve suçlarda aramak gerekir. Açıklanan bilgilere göre Hamas, amacını işgale karşı durmak, Filistinlileri ve İslami mukaddesatı savunmak olarak ilan etmişti; bu husus hareketin askeri komutanının bildirisinde de vurgulandı.
İran’ın şehit lideri İmam Seyyid Ali Hamaney de operasyona verdiği tepkide, bunu siyonist rejimin kendi eylemlerinin bir sonucu olarak değerlendirdi ve Filistinlilerin bu hamlesinin yıllardır süren ve operasyondan önceki aylarda şiddetlenen suçlara bir yanıt olduğunu vurguladı.
Bu açıdan bakıldığında Aksa Tufanı, geçmişi dikkate alınmadan analiz edilemez. Filistin direnişi, kendisini işgalin, ablukanın ve Gazze ile Filistin halkına yönelik askeri saldırıların devam ettiği bir gerçeklik karşısında bulmuştu.
İsrail’in Yanıtı: Gazze Saldırılarından Sivillerin Katledilmesine
Aksa Tufanı’nın başlamasının ardından İsrail ordusu Gazze Şeridi’ne yönelik geniş çaplı saldırılar başlattı. Suyun ve elektriğin kesilmesi, yerleşim alanlarının bombalanması, hastanelere ve sağlık merkezlerine yönelik saldırılar ile sivillerin katledilmesi sunulan bilgilerde dikkat çekilen eylemler arasında yer aldı.
Bu saldırıların boyutları öyle geniş tanımlandı ki, savaş boyunca onlarca bin Filistinli hayatını kaybetti; kurbanların büyük çoğunluğunu kadınlar ve çocuklar oluşturdu. Ayrıca Gazze’nin altyapısının büyük kısmı; evler, okullar, üniversiteler, hastaneler ve camiler yıkıldı, milyonlarca Filistinli yerinden edildi.
El-Ahli Babtsit (El-Maamdani) Hastanesi’ne yapılan saldırı da sivillere yönelik saldırıların en sarsıcı örneklerinden biri oldu ve burada yüzlerce yaralı ile sığınmacı Filistinli yaşamını yitirdi.
Gerçekte, Aksa Tufanı sonrasında Gazze’de yaşananlar, sunulan anlatıda 7 Ekim öncesinde de Filistinlilere karşı yürütülen sürecin bir devamı olarak görülüyor; tek fark, bu kez boyutlarının tüm dünya kamuoyunun gözleri önüne serilmiş olmasıdır.
Gazze Teslim Olmadı: Ateşkes ve İsrail’in Hedeflerinin Bozgunu
46 gün süren çatışmaların ardından, Kasım 2023’te Katar ve Mısır’ın arabuluculuğuyla ilk geçici ateşkes sağlandı. Anlaşmaya göre, Filistinli tutukluların serbest bırakılması karşılığında bazı İsrailli esirler özgürlüğüne kavuştu ve Gazze’ye insani yardımların girişi sağlandı.
Devamında, 15 ay süren çatışmaların ardından 19 Ocak 2025’te üç aşamalı olarak tasarlanan başka bir ateşkes sağlandı. İsrail güçlerinin sınır bölgelerinden çekilmesi, esir takası, insani yardımların girişi ve sonraki aşamalarda İsrail birliklerinin Gazze’den tamamen çekilmesi ile yeniden imar sürecinin başlaması anlaşmanın maddeleri arasındaydı.
Bu çerçevede Hamas, İsrail’in savaştan elde ettiği tek şeyin savaş suçları işlemek olduğunu bildirdi. Sunulan bilgilerde İsrail’in savaştaki temel hedefleri; Hamas’ın yok edilmesi, İsrailli esirlerin kurtarılması, Gazze yönetiminin değiştirilmesi ve Gazze’nin İsrail’e ilhak edilmesi olarak sıralandı ve bu hedeflerin hiçbirinin gerçekleşmediği vurgulandı.
Aksa Tufanı Bölgesel Denklemleri Nasıl Değiştirdi?
Aksa Tufanı’nın sonuçları yalnızca Gazze ile sınırlı kalmadı. Savaşın ardından Lübnan Hizbullahı, işgal altındaki toprakların kuzeyinde İsrail ile çatışmaya girdi; Irak direniş grupları da Irak ve Suriye’deki ABD üslerini hedef aldı.
Kızıldeniz’de ise Yemen Ensarullahı, İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarına tepki olarak İsrail gemilerini ve İsrail ile bağlantılı ticari gemileri hedef alacağını duyurdu. Kasım 2023’te “Galaxy Leader” gemisine el konulması bu çerçevedeki ilk önemli adımlardan biriydi.
Böylece Gazze savaşı, Lübnan ve Irak’tan Yemen’e kadar uzanan ve hatta ABD’yi bölgedeki gelişmelere daha da dahil eden daha geniş çaplı bir bölgesel krize dönüştü.
Aksa Tufanı ve Dünya Kamuoyunun Algısındaki Değişim
Aksa Tufanı’nın bir diğer önemli sonucu, dünyanın farklı ülkelerinde geniş çaplı protesto ve Filistin’e destek dalgasının oluşmasıydı. ABD ve Avrupa üniversitelerinden farklı ülkelerin sokaklarına kadar Gazze halkının katledilmesine karşı gösteriler düzenlendi.
ABD üniversitelerindeki öğrenci hareketi Nisan 2024’te başladı ve ardından diğer Batı ülkelerine yayıldı. Gösterici öğrencilerin tutuklanması ve bastırılması da geniş tepkilere yol açtı.
Bu protestolar, Filistin davasının artık sadece Orta Doğu ile sınırlı bir mesele olmadığını gösterdi. Gazze’den yayınlanan görüntüler ve haberler, dünya genelinde birçok insanı Filistinlilerin yaşam gerçekliği, şehirlerin yıkımı ve sivillerin katledilmesi gerçeğiyle yüzleştirdi.
Filistin’den İran ve İsrail’in Doğrudan Karşılaşmasına
Aksa Tufanı sonrasındaki gelişmelerin bir diğer önemli sonucu, İran ile İsrail arasındaki çatışma seviyesinin yükselmesi oldu. İran, Nisan 2024’te İsrail’in Şam’daki konsolosluğuna düzenlediği saldırıya yanıt olarak Gerçek Vaat (Sadık Vaat) Operasyonu’nu icra etti; aynı yılın Ekim ayında ise Gerçek Vaat 2 Operasyonu gerçekleştirildi.
Devamında, İsrail’in Haziran 2025’te (Hicri Şemsi Hordad 1404) İran’a yönelik saldırıları ve İran’ın Gerçek Vaat 3 kapsamındaki yanıtı, çatışmayı daha doğrudan bir aşamaya taşıdı. Bu süreç 2025 yılı boyunca ve ardından 2025-2026 (Hicri Şemsi 1404-1405) yıllarındaki Ramazan Savaşı’nda da devam ederek Aksa Tufanı’nın yansımalarının Filistin sınırlarının ve hatta Gazze’nin ötesine geçtiğini gösterdi.
Aksa Tufanı: Bir Anlatının Başlangıcı mı Yoksa Sonu mu?
Aksa Tufanı, Filistin davasının tüm boyutlarıyla yeniden dünyanın önüne konulduğu bir nokta olarak değerlendirilebilir. Hamas, Filistin direnişinin bir parçasıdır ve 7 Ekim operasyonunu yıllardır süren işgale, ablukaya, Filistinlilerin katledilmesine, kutsal mekanlara tecavüze ve İsrail saldırılarına yanıt olarak gerçekleştirdi.
Diğer taraftan, İsrail’in bu operasyona yanıtı Gazze’ye yönelik geniş çaplı saldırılar, sivillerin katledilmesi ve bölge altyapısının büyük ölçüde tahrip edilmesiyle oldu; sunulan bilgilere göre bu süreç Filistin halkı için ağır bir insani bedel getirdi.
Bu nedenle Aksa Tufanı’nı anlamak için yalnızca 7 Ekim 2023 tarihine bakmak yeterli değildir.
Bu operasyon onlarca yıllık anlaşmazlık ve işgalin bağrında şekillendi; sonrasında ise Gazze Savaşı, küresel protestolar, Hizbullah-İsrail çatışması, Irak ve Yemen direniş operasyonları, İran-İsrail doğrudan karşılaşması ve hatta bölgede yeni siyasi ile ekonomik gelişmeler yaşandı.
Aksa Tufanı Filistinliler için direniş tarihinin bir parçasıdır; ancak dünya kamuoyu için şu temel soruyu yeniden gündeme getiren bir nokta olmuştur: Filistin nerededir ve onlarca yıllık işgal, sürgün ve katliam tarihi nasıl görmezden gelinebilir?
not: bu analiz snn.ir sitesinden alınarak tercüme edilmiştir
