Suudi Arabistan ve BAE gibi gerici Arap ülkelerinin çıkarları doğrultusunda
faaliyet göstererek bu ülkenin siyasi ve mali desteklerini almaya çalıştı.
Ancak Hartum’un tüm bu işbirlikleri ve uyumlu girişimlerine rağmen Arap
ülkeleri şimdiye kadar vaatlerini yerine getirmemiş ve hiçbir mali yardımlar da
bulunmamışlar.
Bu doğrultuda Sudan egemenlik konseyi başkan yardımcısı
Muhammed Hamdan Daklu Suudi Arabistan ve
BAE’nin mali vaatlerinin gerçekleşmediğine değinerek, “Riyad ve Abu
Dabi’nin Sudan’a geçiş süreci için vaat
ettikleri 3 milyar dolarlık mali yardım bize ödenmemiştir.” Açıklamasında
bulundu.
Sudan Ömer El Beşir hükümetinin son yıllarında siyasi olarak
çark ederek Suudi Arabistan ve BAE’nden
mali yardım almak istemişti. Bu süreç El Beşir’in istifa etmesi ile Egemenlik
Konseyinin oluşturulması ardından da devam etti ve Sudan’ın kritik durumundan
dolayı bölgesel ve küresel aktörlerin bu ülkeyi etkileme rekabeti de sıkılaştı.
Kimi Batılı ülkelere ilaveten Suudi Arabistan, BAE ve Mısır
gibi Arap ülkeler de Sudan’da istikrarı korumak bahanesi ile bu ülkenin siyasi arenasına giriş yaptı ve
Hartum’un geçiş hükümeti makamlarına mali yardımlar vaadinde bulundu.
Arabistan ve BAE uzun zamandır bölgede yandaş toplama ve
böylece Arap ülkelerde demokrasinin gelişmesini engellemek
hedefindedirler. Sudan krizinde de, boş
vaatler ve işbirliği yapma vaatlerine bulunmuşlardır. Riyad ve Abu Dabi bu doğrultuda resmen 3 milyar dolar geçiş sürecinde Sudan’a
yardım yapacaklarını vadettiler. Ancak
Hamdan’ın açıklamasına göre kimi
sorunlar bu vaatlerin gerçekleşmesini engelledi ve Hartum sadece 500 milyon
dolar kadar aldı.
Suudi Arabistan ve BAE’nin Sudan içişlerine müdahale
etmelerinin en önemli nedeni Yemen ile savaşta Suudi-BAE koalisyonunda yer alan
Sudanlı askeri güçlerinin tutulması idi. Gerçekte Sudanlı askerlerin Yemen
aleyhindeki koalisyonda bulunması Suudi makamları için özel bir öneme
sahiptir. Bu yüzden Sudan’a askeri,
silah ve mali destekler verme vaatleri ile Sudan geçiş hükümeti ve askeri
konseyi makamlarını Yemen aleyhindeki koalisyonda kalmaya teşvik ettiler.
Yayımlanan raporlara göre Yemen savaşında bir çoğu Darfur
gibi yoksul bölgeden para karşılığında çocuk yaşta 30 bin kadar Sudanlı asker
vardır. Ayrıca son haftalarda Halife
Hafter’i desteklemek amacı ile de Sudanlı askerlerin Libya’ya sevk edildiği
haberleri duyulmaktadır. Hafter’in ise Libya Ulusal Mutabakat Hükümetine karşı
savaşında BAE ve Suudi Arabistan tarafından desteklendiği bilinmektedir.
Sudanlı askerlerin özellikle de Yemen’deki varlıkları
uluslararası toplumun da eleştirilerine neden olurken birçok Sudanlı siyasi
grup ve parti tarafından da kınanmıştır. Onlar açısında Arabistan ve Birleşik
Arap Emirlikleri’nin savaşına asker göndermek için hiçbir sebep yok.
Sudan’da siyasi parti aktivistlerinden Fethi Fadl ise tüm
Sudanlı askerlerin Yemen’den çekilmesi zaruretine değinerek şöyle dedi: Konu,
güçlerin geri dönüşü değil. Mesele, bir milletin bir başka millete musallat olmaktan
başka hedefi olmayan çılgın bir savaştan çıkmadır.
Şimdi de Sudanlı partiler ve kamuoyunun baskıları Hartum
makamlarını son aylarda özellikle de
verilen vaatlerin gerçekleşmemesi ile Yemen’deki askeri güçlerini azaltmalarına
neden olmuştur. Sudan dışişlerinden
sorumlu yardımcı bakanı Ömer Kamereddin ise Yemen dosyasının eski hükümetten
miras kaldığını belirterek, bu ülkenin güçlerinin Yemen’den çekilme haberini
vererek geri kalan Sudanlı askerlerin de ülkelerine geri dönmesini umut etti.
Suudi Arabistan ve BAE ise Sudan krizi ve ekonomik durumunu
suiistimal ederek bu ülkenin insani kaynaklarını kendi insanlık dışı hedefleri
doğrultusunda kullanmak isteyen bu ülkeler
Sudan’ın ismini Amerika’nın terörizm hamisi listesinden çıkarmasını
Hartum makamlarına vaat etmişlerdir.
Buna rağmen Riyad ve Abu Dabi vaatlerinin gerçekleşmemesi ve
de Sudan kamuoyunun baskıları, ülke makamlarını da geri adım atmaya
yönlendirmiştir. Sudan egemenlik konseyi
başkan yardımcısının da Suudi Arabistan ve BAE’nin vaatlerinin
gerçekleştirilmemesini eleştirmesi de bu yönde değerlendirilmelidir.
