rapora tepki olarak İran’ın denetim anlaşmaların gerçekleşmesine bağlılığı
konusunda UAEA denetçilerine bazı
nükleer merkezlere ulaşmalarına engel oluşturduğunu ve “sistematik olarak”
nükleer anlaşmadaki sorumluluklarını ayaklar altına aldığını iddia etti.
Netanyahu’nun İran ile ilgili bu boş ve temelsiz iddiaları,
bundan bir süre önce Research Global internet sitesinin yayınladığı bir raporda
“İsrail nükleer silahlarla donanmış ve küresel tehlikeli bir tehdit sayılıyor
ve bu inkar edilmez bir gerçektir” şeklinde yazdığı bir durumda gündeme
geliyor.
Dünya toplumu ve medya çevreleri bu tehdit bağlamda sessiz
kalmayı tercih ederken, İran’ın meşru ve yasal nükleer programları ise dünyada
en yoğun denetlemelere maruz kalıyor.
Netanyahu ve Amerikalı yetkililer birkaç seneden beri
İran’ın nükleer çalışmaları hakkında büyük yalan iddialarda bulunuyorlar.
2012 yılında Netanyahu BM genel kurulunda yaptığı konuşmada
İran’ın nükleer güce dönüşmekte olduğunu iddia etti. Mayıs 2018’de de Trump’ın
Bercam nükleer anlaşmadan çekildiğinde Netanyahu yine İran’ın gizli bir nükleer
silah programı olduğu iddiasında bulundu.
Netanyahu yine daha önce İran’ın “Patlayıcı sistemlerin
üretilmesi ve denenmesi” için “gizli nükleer deposu” olduğunu iddia etmişti. Fakat onun İran ile
ilgili sahte suçlamalarını onaylayacak hiçbir kanıt şimdi sunamazken daha önce
de sunamadı.
Bu arada unutmamak gerekir ki güvenilir raporlara göre
bizzat ırkçı İsrail rejimi en az 200 nükleer başlığa sahiptir, fakat gündem
saptırmak için İran nükleer çalışmaları hakkında boş laflarla hikaye yazmaktan
başka çaresi yoktur.
İran İslam Cumhuriyetinin Viyana’da uluslararası kurumların
daimi temsilcisi Kazım Garibabadi, UAEA’nın yeni raporu içeriği hakkında şöyle
diyor:
Bercam ile ilgili bu rapor, hem Ajansın denetim
faaliyetlerinin devam ettiğini içerirken aynı zamanda Bercam’la ilgili
sorumluluklarını askıya almaya dayalı kararlarını gerçekleştirdiğini gözler
önüne seriyor.
İran, Amerika’nın 8 Mayıs 2018 tarihinde tek yanlı ve
illegal bir şekilde Bercam nükleer anlaşmadan çekilmesi ardından anlaşmanın
diğer taraflarının sorumluluklarına bağlı kalmaları şartı ile anlaşmaya uymaya
çalıştı. Fakat Avrupalılar anlaşmanın korunması için hiçbir zaman verdikleri
vaatleri gerçekleştirmede başarılı olamadılar. Bu şartlarda İran ulusal
güvenlik yüksek konseyi 8 Mayıs 2019 tarihince ve Amerika’nın Bercam’dan
çekilmesinin yıl dönümünde bizzat anlaşmanın 26 ve 36. Maddelerine dayanarak
adım adım kendi sorumluluklarını askıya alarak anlaşmada denge kurmaya çalıştı.
Bu bağlamda son ve 5. Adımını 5 Ocak 2020 tarihinde anlaşmadaki
sorumluluklarını azalttığını duyurdu.
Bercam nükleer anlaşmanın 26 ve 36. Maddeleri uyarınca
taraflardan biri anlaşmaya bağlı kalmayınca İran kendi sorumluluklarının tamamı
veya bir kısmını durdurma hakkına sahiptir. İran, uygulanan yaptırımların
kaldırılması ve Bercam anlaşmasındaki çıkarlarının sağlanması durumunda
anlaşmadaki sorumluluklarına tekrar geri döneceğinin altını önemle çizdi.
İran İslam Cumhuriyeti açısından güvenli bir dünyanın
gereği, tüm nükleer silahların tamamen yok edilmesidir. Nitekim 2011 Nisan
ayında Tahran’da silahsızlanma konusunda düzenlenen oturumda İslam inkılabı
rehberi gönderdiği mesajda şöyle buyurdu: “Biz bu silahların kullanılmasını
haram ve insanoğlunu bu büyük beladan koruma çalışmalarını, herkesin görevi
biliyoruz.”
