İsrail ve Filistinli direniş grupları arasında ateşkes sağlanmış oldu.
Siyonist rejim İsrail ve Filistin direniş grupları
arasındaki savaş 10 Mayıs tarihinden başlanıp 21 Mayıs gününe kadar devam etti.
Sonunda kimi yabancı aktörlerin arabuluculuğu ile ateşkes iki tarafın da onayı
ile sağlandı. Burada sorulması gereken
asıl soru bu 11 Günlük savaşın nasıl sonuçlar doğurduğu ve doğuracağıdır.
Bu savaşın ilk sonucu,
Filistinli direniş gruplarının caydırıcılık güçlerinin ispatlanması
idi. Bu savaş Direniş Gruplarının taş
devrini geride bıraktıklarını ve füze devrine ayak bastıkların, Siyonist Rejim İsrail
altyapı tesislerine ve ordusuna darbe indirebileceklerini gösteriyor. Bu savaşta Filistinli direniş grupları 3
düzeyde yani kısa menzilli, orta menzilli ve uzun menzilli olmak üzere 4 bini
aşkın füze ve roketi işgal altında bulunan topraklara fırlattılar. Burada göze
çarpan en önemli noktalardan biri de savaşın başladığı ilk saatlerde 300
füzenin işgal altındaki topraklara fırlatılması idi. Bu bağlamda sadece ilk bir
dakika içerisinde 100 kadar füze fırlatıldı. Gerçekte bu savaş, direniş gruplarının istihbari, teknik,
taktiksel ve taarruz gücünü ve en önemlisi de Filistin kimliğini, coğrafyasını,
tarihini, dinini ve mezhebini ve insanların hak ve hukuklarını korumak doğrultusundaki
irade ve azmini ispatlamış oldu.
11 Günlük Savaşın ikinci sonucu, siyonist rejim İsrail
savunma sisteminin zayıf noktalarının açığa çıkmasıydı. Demir Kubbe’nin
etkinliği konusunda yoğun bir propaganda ve algı çalışması yapan korsan rejim
İsrail, Filistin direniş roketlerinin yüzde 85’inden fazlasının belirlenen
hedeflere isabet ettiğini şaşkınlıkla izledi.
Siyonist İsrail rejiminin ateşkesi kabul etmesinin nedenlerinden biri de
budur. Aslında, bebek katili İsrail’in savaş ve sahadaki gücü, Demir Kubbe,
Davud Sapanı, Patriot ve TOW dahil olmak üzere özellikle savunma alanındaki
kabiliyetleri ciddi şekilde azaldı Böyle bir durumda Siyonist rejimin savaşı
sürdürmesi mümkün değildi çünkü zaten askeri alanda daha fazla savaşma gücü
kalmamıştı.
11 Günlük Savaşın üçüncü sonucu, işgal altındaki
topraklardaki siyonist ordu ve insanları için psikolojik sorunların ortaya
çıkmasıydı. Savaşın uzaması bir yandan siyonist rejim İsrail Ordusunun
moralini, diğer yandan İsrailli işgalci yerleşimcilerin hayatını etkiledi.
Direniş füzelerinin sürekli ateşlenmesi nedeniyle işgal altındaki topraklarda
sivil-kentsel yaşam ciddi sorunlarla karşılaştı. Çok sayıda yaralı İsrailli,
siyonist rejim İsrail işgali altında yaşayan insanları psikolojik sorunlarla
yüzleşmeye sürükledi. İşgal altındaki bölgelerin güneyinde 2 milyondan fazla işgalci
yerleşimci, siyonist İsrail rejiminin siyonist yerleşim yerlerinde yaşayanlara
güvenlik sağlama kabiliyetine ilişkin korkuları ve kuşkuları dolayısı ile
sığınma ve tahliyeyi göze aldılar.
Siyonistlerin temelsiz iddialarına karşın bu rejimin savunma
sisteminin zafiyetlerinin açığa çıkması ile siyonist rejim İsrail Ordusu ve
sivillerin psikolojik sorunlara yakalanması ve savaşın ekonomik sonuçları,
Binyamin Netanyahu’yu ateşkes koşullarının kurulmasını kabul etmeye yöneltti.
Siyonist İsraillilerin, kayıtsız şartsız ateşkesi kabul etmeleri Filistin
direnişinin zaferi olarak görülüyor. Böylece işgal altındaki topraklarda
Netanyahu’ya yönelik eleştiriler de arttı.
Bu savaşın dördüncü sonucu, Binyamin Netanyahu’nun İsrail
iktidar yapısında daha sarsıntılı konuma düşmesidir. Siyonist rejim İsrail
parlamentosu Knesset’in bir üyesi olan İlyit Şakid, kabinenin ateşkes
anlaşmasını kabul etmesine tepki olarak “İsrail’in Gazze’deki savaşı
kayıtsız şartsız durdurması utanç verici” dedi.
Siyonist rejimin Yeni Umut partisinden Gideon Saer de
Gazze’deki direniş gruplarıyla ateşkesi rejim için utanç verici bir anlaşma
olarak nitelendirdi. Siyonist Knesset’in bir diğer üyesi Etmar bin Gafîr,
İsrail’in utanç verici ve aşağılayıcı ateşkesi kabul etmesini Hamas’a karşı
tehlikeli bir teslimiyet olarak nitelendirerek, İsrail için zor koşullar
yarattığını söyledi.
Parstoday
