beşinci durağı Diyarbakır oldu. CHP genel başkan yardımcısı, parti meclisi
üyesi ve milletvekillerinden oluşan CHP’li heyet, Diyarbakır çalışmasına basın
toplantısıyla başladı.
Basın toplantısında heyet adına söz alan CHP Genel Başkan
Yardımcısı Veli Ağbaba, gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulu (YİK) üyesi Cemil
Çiçek’in “Ortalıkta siyasetçilerin araçlarına çantalar dolusu para
konulduğu iddiaları var. Bu iddia suç örgütü lideri olarak tanıtılan birisine
ait. Bunu görmezden gelebilir misiniz?” açıklamasına işaret eden Ağbaba,
şu ifadeleri kullandı:
“Cemil Çiçek şu anda Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare
Kurulu Üyesi. Dün açıklamasında ‘Araçlara çantalar dolusu para konulduğu
iddiasını görmezden gelebilir misiniz’ cümlesiyle artık kendisi de Türkiye bir
çöküntüyü yaşamakta olduğunu itiraf ediyor. Cemil Çiçek keşke bu soruyu her
hafta toplandığı Erdoğan’a sorsaydı ya da Süleyman Soylu’ya veya Binali
Yıldırım’a sorsaydı. Sen eskiden bakanlık yaptın, şimdi AKP’nin en etkili
siyasetçilerinden birisin. İyi polis kötü polis rolünü oynamayı bırakın.”
Ağbaba, “Çantalar dolusu parayı, 10 bin dolar maaşı kim
aldı, sen biliyorsun. Temiz rolü oynamayın. Burada pisliğe bulaşmamış kimse
yok. Bu soruyu kamuoyuna değil, her hafta toplandığın Recep Tayip Erdoğan’a
sor. Bir de ‘görmezden gelinemez’ diye söylüyorlar, görmezden gelen Recep
Tayyip Erdoğan. Kamuoyu her şeyi görüyor, biliyor” dedi.
‘Türkiye’de en az 2 milyonun üzerinde çocuk işçi var’
CHP’li Ağbaba’nın konuşmasından satır başları şunlar:
“Türkiye’de çocuklar, AKP’li siyasetçilerin çocukları kadar
şanslı değil. TÜİK verilerine göre ülkemizde yüzde 70.6’sı erkek ve yüzde
29.4’ü kız çocuğu olmak üzere 720 bin çocuk işçi bulunmaktadır. TÜİK her konuda
verileri manipüle ettiği gibi, çocuk işçiliği konusunda da gerçeği gizlemektedir.
Bu verilere göçmen çocuklar ve sayısı 1.5 milyonu bulan çırak, stajyer ve
meslek eğitimi gören öğrenciler dahil edilmemektedir.
Türkiye’de göç idaresi verilerine göre; 18 yaşının altında 1
milyon 742 bin Suriyeli göçmen çocuk bulunmaktadır ve bunların büyük
çoğunluğunun deri ve tekstil atölyelerinde, sağlıksız koşullarda çalıştığı
bilinmektedir. Öte yandan çocuk işgücü anketleri, Türkiye’de mevsimsel olarak,
çocuk işçiliğin en az olduğu Ekim ila Aralık aylarında yapılmakta ve tarımda
çalışan çocukları kapsam dışı bırakmaktadır.
Tüm bunlar göz önüne alındığında, bugün Türkiye’de en az 2
milyonun üzerinde çocuk işçi olduğu görülmektedir. Son 8 yılda en az 513 çocuk
çalışırken hayatını kaybetti. Çocuk yoksulluğu ise vahim boyutlardadır. Ailede
hiçbir çalışanı olmayan çocuk sayısı 3 milyon 276 bindir. AB üye ülke
ortalamasında çocuk yoksulluk riski yüzde 22.2 iken Türkiye’de bu oran yüzde
48’dir. 3 milyonun üzerinde evde internet yok. 754 bin evde televizyon yok.
Türkiye’nin tablosu bu.
Cemil Çiçek şu anda Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulu
Üyesi. Dün açıklamasında ‘Araçlara çantalar dolusu para konulduğu iddiasını
görmezden gelebilir misiniz’ cümlesiyle artık kendisi de Türkiye bir çöküntüyü
yaşamakta olduğunu itiraf ediyor. Cemil Çiçek keşke bu soruyu her hafta
toplandığı Erdoğan’a sorsaydı ya da Süleyman Soylu’ya veya Binali Yıldırım’a
sorsaydı. Sen eskiden bakanlık yaptın, şimdi AKP’nin en etkili
siyasetçilerinden birisin. İyi polis kötü polis rolünü oynamayı bırakın.
Çantalar dolusu parayı, 10 bin dolar maaşı kim aldı, sen
biliyorsun. Temiz rolü oynamayın. Burada pisliğe bulaşmamış kimse yok. Bu
soruyu kamuoyuna değil, her hafta toplandığın Recep Tayip Erdoğan’a sor. Bir de
‘görmezden gelinemez’ diye söylüyorlar, görmezden gelen Recep Tayyip Erdoğan.
Kamuoyu her şeyi görüyor, biliyor. Normalde Erdoğan’ın konuşmadığı tek bir konu
bile yok. Sabah Diyarbakır İl Başkanımız Gönül Özel bir şey söylese akşam
Erdoğan cevap veriyor. Şimdi bu konuyla ilgili de cevap versene. Eski
milletvekilinin dövülmesini, milletvekillerinin suç örgütleri tarafından maaşa
bağlanmasını, milletvekilinin arabasına çantalar dolusu para bırakılmasını,
Hürriyet gazetesinin basılmasını herkes zaten görüyor. Cemil Çiçek’e günaydın
diyoruz.”
‘Dünya âlem bu skandalların bir ucunun Erdoğan’a
uzandığını biliyor’
Seçim için dağıttıkları kahveler suç örgütü tarafından
karşılanıyor. Suç örgütü lideri yurdun dört bir yanında onlarca miting yapıyor.
Sezgin Baran Korkmaz’a ‘sana soruşturma açılacak, yurtdışına kaç’ deniliyor.
750 milyon dolar, medya grubu almak için yandaşa kredi veriliyor. Bunların onda
biri CHP’de olsaydı yer yerinden oynardı. AKP’deki sessizliğin nedeni, hepsinin
bir şekilde bu konuyla ilişkili olması. Sorulacak soru çok. 10 bin dolar maaş
alan hangi ahlaksız diye bir kez daha soruyoruz. 10 milyonda fazla kişiyi işsiz
bırakıp, 20 milyona yakın kişiyi sosyal yardıma muhtaç etmişsin. Bu işin
içerisinde AKP’den bulunmayan siyasetçi yok. Dünya alem biliyor ki, bu
skandalların Erdoğan’la da ilişkisi var, AKP’li bakanlarla da ilişkisi var.
Cemil Çiçek, sen Erdoğan’a bu soruları sor. Sorabilir misin
bilmiyorum; çünkü bu işin bir ucu da Erdoğan’a gidiyor. Herkes biliyor, geminin
su aldığını, herkes biliyor, kaptanın yalan söylediğini, herkes biliyor,
zarların hileli olduğunu ve herkes biliyor AKP’nin gideceğini. Erdoğan
‘Verdiğimiz kararlı mücadeleyle Türkiye’yi suç örgütlerinin tasallutundan
kurtardık’ diyor. Kurtarılmış hali buysa vah ülkemin haline. Senin küçük
ortağın daha dün mafya liderini cezaevinde ziyaret etmedi mi? Mafya liderine
özel af çıkarılmadı mı? Ülkeyi Dallas’a çevirdiler, kimin eli kimin cebinde
belli değil.”
Öyle rezaletler var ki, saymakla bitmiyor. Dar gelirliler
için yapılan sosyal konutlar Cumhurbaşkanlığı çalışanlarına verilmiş. 827 tane
araç Cumhurbaşkanlığı, 15 Temmuz Derneği, AKP Genel Merkezi ve Türkiye Gençlik
Vakfı’nın bulunduğu insanlara tahsil edilmiş. İBB’nin önünde eylem yapan
ahlaksızın altında İBB’nin arabası var. AKP’li yöneticilerin altında İBB’nin
araçları var. Bunların hepsi ahlaksız. ‘Bal tutan parmağını yalar’ derler ya
bunlar arıyı yemiş. KİPTAŞ’a ait 35 daire ile arsa takasının Bilal Erdoğan’ın
Türkiye Gençlik Vakfı için takas yapıldığı ortaya çıkmış. Maliyeti 57 milyon
lira olarak hesaplanan iş yandaşlara, 65 milyon liraya verilmiş. Çamlıca Camisi
için 2 milyar 522 milyon 421 bin 106 lira ödenmiş. İstanbul’u babalarının
çiftliği gibi yönetmişler. Bunları burunlarından fitil fitil getireceğiz.
‘Hayaller Kanada, gerçekler Tanzanya’
Ülkemizin yetiştirdiği en ünlü ekonomist Tayyip Erdoğan,
‘Dünyanın en büyük 10 ekonomisinden biri olma hedefine ulaşmaya artık çok daha
yakınız’ iddiasında bulundu. Yalandan kim ölmüş. Şimdi size birkaç rakamı
paylaşmak istiyorum.
20 milyona yakın kişi sosyal yardımlardan geçinebiliyor. 3.3
milyon işçi asgari ücretin altında maaş alıyor. 1 milyon işçi ise asgari
ücretin yarısından da az kazanıyor. İşsiz sayısı 10 milyonu geçti. Asgari
ücretli yılbaşından bu yana 443 lira yoksullaştı. TÜİK’e göre enflasyon yüzde
17, gerçek enflasyon yüzde 40’ın üzerinde. 34.5 milyon kişinin bankalara
bireysel kredi borcu var. Son 1 yılda 2.3 milyon kişi kredi kullandı. Halkın
bankalara borcu 872 milyar TL’ye, çiftçinin ise 149 milyar TL’ye yükseldi.
Kredi kartı borçları 153,5 milyar lira. Türkiye, işsizlik
açısından dünyadaki en kötü 20 ülkeden biri hâline geldi. Tarım sektörü
borçları yaklaşık 20 milyar liralık artış gösterdi. Takibe alınan kredi borcu 5
milyar lirayı geçti. 2020 yılı sonu itibarıyla nüfusun yaklaşık yüzde 78’i
borçlu hâle geldi. Geçim sıkıntısı kaynaklı intihar sayısı 2 yılda yüzde 31
arttı. Listeyi uzatmak mümkün. Neredeyse 3. dünya ülkeleriyle başa baş
gidiyoruz. Enflasyonda Gana, Kenya, Kongo gibi Afrika ülkelerinden daha
gerideyiz. Faizde dünya 7.’si enflasyonda dünya 14.’süyüz. Sudan, Angola,
birkaç yıl önce iflasını ilan eden Lübnan’ın faizi bile bizden daha düşük.
Gerçeklerle prompterda yazanlar arasında dağlar kadar fark var. Hayaller
Kanada, gerçekler Tanzanya. ‘Ben ekonomistim’ diyen Erdoğan’ın ülkeyi getirdiği
nokta budur. İyi ki ‘itfaiyeciyim’ demedi, ülkeyi küle çevirirdi.
‘Erdoğan’ın korumak gençlerimizi uyuşturucuya karşı
korumakta daha önemli’
Erdoğan’ın ailesinin korumak için dört ayda 104 milyon 251
bin lira harcanmış. Halk pandemiyle mücadele ederken, insanlar açken, esnaflar
kepenk kapatırken 104 milyon lira para harcanmış. Bu para, Siber Suçlarla
Mücadele, Narkotik Suçlarla Mücadele, Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele
Daire Başkanlığı ile İstihbarat Başkanlığı ve Özel Harekât Başkanlığı gibi
Emniyet Genel Müdürlüğü’ne bağlı birçok başkanlığı da geride bıraktı.
Cumhurbaşkanlığı Koruma Daire Başkanlığı’na harcanan para uyuşturucuyla
mücadele için harcanan paradan bile fazla. Erdoğan’ın korumak milyonlarca
gencimizin uyuşturucuya karşı korumakta daha önemli. Koruma Daire Başkanlığı
2020 yılında 263 milyon 627 bin TL harcanmıştı. TBMM korumaları için harcanan
tutar ise 100 milyon TL olmuştu. Bu kadar koruma diktatörlerin olduğu ülkede
olur. Almanya’da Merkel’in koruması 2 tane, Fransa’da 2 tane, bizde ABD’nin on
katı koruma var. Merkel, marketten yastık almaya giderken sıraya giriyor, bizde
Cuma’ya binlerce korumayla gidiliyor.”
‘Avrupa’da uyuşturucu kalmadı, çünkü hepsi Türkiye’de’
Türkiye’nin en büyük problemi uyuşturucu. Siirt’te babalar
yalvarıyor, Bitlis’te ‘çocuklarımıza sahip çıkın’ deniyor. Bingöl’de en büyük
problem uyuşturucu. İktidarımız muhafazakar ya, 2002’den bu yana uyuşturucu
bağımlılığı yüzde 700 artmış, fuhuş yüzde 800 artmış. Soylu övünerek
uyuşturucuyla mücadele ettiğini söylüyor. ‘Avrupa’da uyuşturucu kalmamış,
Türkiye yakalıyor’ diyor. Attığı tivitle de kendini açığa veriyor. Avrupa’da
uyuşturucu kalmadı, çünkü hepsi Türkiye’de, Türkiye’yi uyuşturucu merkezi
yaptılar. Binali Yıldırım ‘benim oğlum Venezuela’ya bir poşet maske bir poşet
test kitiyle gitti’ demişti. Türkiye tam olarak bir çiftliğe dönüşmüş durumda.
Burada Doğu bölgemizde genç işsizliği yüzde 50 olmuş durumda. AKP’li
siyasetçiler çift maaş alıyor.”
