‘Kesin Bilgi Yayalım; Bizim Adayımız Cumhurbaşkanı Olacak’

rasthaber
Rasthaber –  İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, partisinin grup
toplantısında konuştu.

Akşener’in açıklamalarından satırbaşları şöyle:

“Aziz milletim değerli milletvekilleri, kıymetli, basın
mensupları sizleri saygı ve sevgiyle selamlıyorum. Sözlerimin başında
biliyorsunuz geçtiğimiz hafta tütün üreticilerini zora sokan bir düzenleme ile
ilgili görüşlerimizi paylaşmış iktidarı uyarmıştık. Bu düzenlemeyi erteleyin onlara
zaman verin demiştim. Nitekim sağduyu galip geldi yasanın yürürlüğü 6 ay
ertelendi. Ama maalesef atılan bu doğru adıma rağmen yasağı protesto eden
üreticilerimizden 16’sı gözaltına alındı. 10’u cezaevine gönderildi. Şu işe
bakar mısınız? İktidar yanlışı görüyor yasağı erteliyor bu durumda o üretici
kardeşlerimiz ne yapmış oluyor? Bir yanlışı protesto etmiş oluyor, demokratik
bir hakkı kullanmış oluyor. Aramızdaki hukukçular herhalde bu tavrı görünce
saçını başını yoluyordur. Allah aşkına devlet yönetmenin bir ciddiyeti olur.
Bir ucu erteleyip diğer ucu içeri atar mı? Bu kafayla devlet yönetilir mi!
Sayın Erdoğan’da çağrıda bulunuyorum bu yanlışı derhal düzeltin. Yazıktır
günahtır böyle haksızlık olmaz, böyle devlet yönetilmez.

Sayın Erdoğan, ‘Memleketi bunlara teslim edemeyiz’ dedi.
Arkadaş, çok şaşırtıcı. Bu devleti teslim aldığını sanıyor. Sayın Erdoğan
devleti teslim aldığını sanıyor. Öyle sanıyor ya seçim kaybedince de teslim
edeceğini düşünüyor. Şu zihniyete, gaflete bakar mısın. Bak Sayın Erdoğan
iktidar olmak milletin verdiği bir yetkidir bu yönüyle bir bayrak yarışıdır. O
nedenle iktidar teslim edilmez devredilir. Sen ve küçük ortağın beğenseniz de
beğenmeseniz de demokrasilerde esas olan milletin iradesi ve milletin
kararıdır. Eğer millet iradesiyle probleminiz varsa, eğer aklınızdan başka
şeyler geçiyorsa benden sana tavsiye çok uzaklara gitme yakın tarihe bak.
Millet iradesinin nasıl bir sel olduğunu nasıl önünde hiçbir engelin önünde
tutunamadığını açıkça görürüsün. Sayın Erdoğan ezcümle günü geldiğinde
Türkiye’yi kimin yöneteceğine sen değil milletimiz karar verecek. O karar
verildiğinde sen de aynı senden öncekiler gibi yapılması gerekeni yapacak ve
elinde çiçeklerle iktidarı devredip senden sonra gelene görevinde başarılar
dileyeceksin. Rahmetli Ecevit’in sizlere yaptığı gibi. Bu iş bu kadar basit.
Bunu böyle bil aklını da başına al.

Torba yasanın içine OHAL’in uzatılmasın dair bir madde kondu
ayrıca da bir şey daha kondu. Onu da çok vahim bulduğumuzu ifade etmek isterim.
O da kayyum atanmış şirketler var ya TMSF bunları uygun şartlarda bulup
sattığında bu şirketler hem işlemeye devam ediyor, yöneticileri sahipleri
gitmiş, o sattıkları geliri de Hazine’ye TMSF irat kaydediyor. Sayın Türkkan’ın
uyarısı üzerine sizlerle paylaşıyorum. Eğer o madde olduğu gibi geçtiği
takdirde TMSF’nin bu şirketleri satma görevi ortadan kalkıyor. Yan masanın
böreği gibi bu şirketler ortadan kalkıp yok oluncaya kadar ağalar beyler abiler
yiyip içip sıfıra indirinceye kadar TMSF’nin elinde kalacak. Bu iki konuya
aşırı derecede dikkat etmenizi istiyorum. Bu konularla ilgili olarak
milletimizi hem Meclis çatısı altında hem de diğer sivil alanlarda milletimizle
beraber olduğunuz her alanda bilgilendirmede bulunmanızı ve uyarmanızı
istiyorum. Bugün Güvenlik Politikaları Başkanımız Nuri Okutan OHAL maddeleriyle
ilgili bir basın açıklaması yaptı. Arkadaşlarımız da bu konuda birlikte
çalışacaklar. Bu konuyu gündemde tutuk, sayımız yeterli değil ama mümkünse
seçmen desteği ile bu fikirlerinden bu kararlarından iktidarı vazgeçirtmenin
yollarını bulmaya çalışacağız. Bu iki madde birer yamuktur. Yamuk
yaptırmayacağız. Milletimize yamuk yaptırmayacağız.

Demokrasi, yönetenin değil, muhalefet edenin söz hakkının
güvencesidir. Milletin hakkının, hukukunun, iradesinin güvencesidir. O nedenle
de Gazi Meclisimiz, aynı zamanda Millet’in Evi’dir. Sen, demokrasiye gıcık
oluyor olabilirsin. ‘Demokrasi amaç değil, araçtır’ diyor olabilirsin. Hatta
kendi kendine, ‘Egemenlik kayıtsız şartsız şahsımındır’, diyor da olabilirsin.
Ama bu aziz millet, demokrasisine el sürdürmez. İradesine müdahale ettirmez.
Gün olur, o sandık milletin önüne gelir. Ve o gün geldiğinde, bu yapılanların hesabını
milletine verirsin. Demedi deme.”

 

Çevreye dair her sorunda olduğu gibi, bu sorun da yalnızca
bizi değil, çocuklarımızın çocuklarını bile olumsuz etkiliyor. Son yıllarda,
atık sektöründeki, plastik ve geri dönüşüm fabrikalarında nasıl ortaya çıktığı
meçhul, yüzlerce yangından bahsediyorum. Interpol bile, bu konu hakkında bir
rapor yayımlayıp çöp ticaretinin, artık bir suç faaliyetine dönüşmüş olduğunu,
uluslararası dolaşıma giren plastik atıkların, yasa dışı şekilde bertaraf
edildiğini söylüyor. Plastik çöplerin, yasa dışı şekilde bertaraf edilmesi
demek, çöplerin geri dönüşüm kurallarına uyulmadan yok edilmesi demek. Yani,
geri dönüşüm tesisi olması gereken yerlerde depolanan milyonlarca ton plastik
çöpün, nasıl olduğu ‘belli olmayan’ sebeplerle bir anda yanmaya başlaması
demek. Yani, konumuz yine akıllı yangınlar. Ama bu defa ormanlarımız değil,
plastik atıkları yakılıyor.

Ben bu yangınlara da akıllı yangınlar diyorum. Çünkü
ilginçtir, nedense bu tesislerin, sadece depoları yanıyor. Bu yangınlar
nedense, ana tesise hasar vermiyor, sadece depolardaki atıklar yanıyor. Ya
depolanmış plastik atıklar yanıyor ya da normal şartlarda ithalatı yasak olan
çöpler yok oluyor. Böylelikle, yasaklı ithal malzemeye dair kanıtlar da mistik
bir biçimde, ortadan kalkmış oluyor. Ne kadar ilginç değil mi? Ben bunlara
akıllı yangın deyince konunun ilgilileri çok kızıyor ama, ne yapalım? Veriler
ortada. 2016 yılında, plastik ve geri dönüşüm fabrikalarında, yalnızca 8 kere
yangın çıkmış.  2017 yılında, yalnızca 7
yangın çıkmış.  Peki sizce bu meçhul
yangınlardan, 2020 yılında kaç kere olmuş? 
15 mi?  20 mi?  Hayır. 2020 yılında nedeni bilinmeyen tam 65
yangın çıkmış. Dahası var. Bu sayı 2021 yılının ilk 6 ayında, çoktan geçilmiş.
Ocak ayından hazirana kadar, tamı tamına 68 yangın meydana gelmiş. Yani bu
plastik ve geri dönüşüm fabrikalarında, her 2-3 günde bir yangın çıkıyor. İşe
bakar mısınız?

Peki, yangınlardaki bu artışın sebebi nedir? Geçen hafta
itibariyle yeniden serbest bırakılan, çöp ithalatından başka bir şey değil.
‘Çöpün de ithalatı mı olur?’ demeyin. Maalesef oluyor. Batı dünyası ve Avrupa,
kendi çöplerini az gelişmiş ülkelere gönderiyor. 2015 yılına kadar, bu çöplerin
büyük kısmı, Çin’e gidiyordu. Ancak Çin bile, doğasını, çevresini düşünerek
2017 yılında, çöp ve atık ithalatını yasakladı. Peki, artık Çin’e gitmeyen bu
çöpler, nereye gitmeye başladı dersiniz? 
Malezya, Bangladeş, Filipinler ve maalesef Türkiye’ye gelmeye başladı.
Ak Parti iktidarının, dış ticaret anlayışına bakar mısınız? Sayın Erdoğan’ın
ithalat sevgisinin, ulaştığı noktaya bakar mısınız? Gerçekten ibretlik.

Ak Parti iktidarı sayesinde, güzel ülkemiz, dev bir plastik
çöp ithalatçısı haline gelmiş durumda. Son 16 yılda, plastik çöp ithalatımız
196 kat artmış. Yanlış duymadınız, tam 196 kat. Yani deyim yerindeyse,
Avrupa’nın plastik çöplüğü olmuşuz. Türkiye, 2016 yılında, 3 bin 600 ton,
plastik çöp ithal etmiş. Çok değil, dört yıl sonra, 2020 yılında Türkiye ne
kadar plastik çöp ithal etmiş biliyor musunuz? Sıkı durun tam 756 bin ton.

Hazır olun geliyoruz. Nereden biliyorum, biliyor musunuz?
Sayın Erdoğan ve ortağı da Saray şürekası da bir şeyi çok merak ediyorlar. Her
yerde aynı soruyu soruyorlar; “İYİ Parti’nin, Millet İttifakı’nın
cumhurbaşkanı adayı kim olacak?” diyorlar. Rahat olun ağalar, kendinizi de
çok yıpratmayın yaşlı başlı adamlarsınız, yapmayın. Siz hiç merak etmeyin.
Bizim cumhurbaşkanı adayımız Türkiye Cumhuriyeti’nin 13. Cumhurbaşkanı olacak.
Kesin bilgi’’

Bu Haberi Paylaş
Yorum Bırakın