cinayetten yargılanan Zindaşti ile Orhan Ünğan ile ilişkilerini yazdı.
Peker, Burhan Kuzu’nun Zindaşti’yle hasım olan Orhan
Ünğan’nın davasını geri çekmesi için kendisiyle iletişime geçtiğini ileri
sürdü.
Peker’in paylaşımından sonra öldürüldüğüne dair iddialarla
da gündemin birincisi sırasında yer alan Burhan Kuzu’nun Zindaşti ile olan
ilişkisini köşesinde ele alan Fatih Altaylı, “Zindaşti’nin serbest
bırakılması için çok bildik bir AK Partili siyasetçi devreye girmişti. TBMM
Anayasa Komisyonluğu Başkanlığı da yapmış ve kendini Başkanlık sisteminin fikri
mimarı olarak gören Prof. Burhan Kuzu, siyasi gücünü kullanarak hakim Cevdet
Özcan’a baskı yapmış ve Zindaşti’nin serbest bırakılmasını sağlamıştı”
dedi.
Altaylı’nın ‘Nedir bu Zindaşti ve Kuzu meselesi’ başlığıyla
kaleme aldığı yazısı şu şekilde:
“Zindaşti meselesi ile ilgili adım geçince genç
okurlar, yeni okurlar ve unutkan okurlar sormaya başladı.
“Nedir bu Zindaşti işi?” diye.
Defalarca yazdım, defalarca anlattım ama bir kez daha
anlatalım.
İran asıllı Naci Zindaşti uluslararası uyuşturucu
kaçakçılığı, çoklu cinayete azmettirme gibi suçlardan aranan bir kriminal
şahsiyetti.
2018 yılında Türk polisi tarafından yakalandı.
Ancak yakalanmasının ardından avukatlarının tutuklanmaya
yaptığı itiraz sonrasında 18 Ekim’de çıkarıldığı mahkeme tarafından “garip” bir
biçimde serbest bırakıldı.
Durum ilginçti ama ne yazık ki, Türk medyasında kimsenin
ilgisini çekmiyordu.
Bir tek bendeniz konuyu araştırmaya başladım.
Ve bir süre sonra çok ilginç bulgulara ulaştım.
Zindaşti’nin serbest bırakılması için çok bildik bir AK
Partili siyasetçi devreye girmişti. TBMM Anayasa Komisyonluğu Başkanlığı da
yapmış ve kendini Başkanlık sisteminin fikri mimarı olarak gören Prof. Burhan
Kuzu, siyasi gücünü kullanarak hakim Cevdet Özcan’a baskı yapmış ve
Zindaşti’nin serbest bırakılmasını sağlamıştı.
Türkiye bunu 31 Ekim 2018 tarihinde yazdığım bir yazıdan
öğrendi. Zindaşti’yi serbest bırakan hakim Özcan bu rezaletten sonra HSK’ya
verdiği ilk ifadesinde “Beni Burhan Kuzu defalarca aradı. Bunun bir devlet işi
olduğunu, Zindaşti’nin serbest bırakılmasının Türk devletinin arzu ettiği bir
şey olduğunu söyledi. Ben de bıraktım” diye anlamlandırılabilecek bir ifade
vermişti. O günlerde ben de bunu hem HSK hem de başka kaynaklardan doğrulattım.
Burhan Kuzu anında yalanladı. “Fatih Bey bugünkü yazınızda ismimi vermeseniz de
vermiş gibi oldunuz. Ben ne o İranlıyı tanırım ne de o hakimle görüşmem oldu.
Hele hele duygusallık dediğin para işleri benim asla yapmayacağım işler. Bu
bilgiyi kim verdi size bilmem. Ancak uzaktan yakından alakam yok. Yeni bir FETÖ
kumpası olabilir. 15 Temmuz gerçekleşseydi öldürülecek ilk 5 ismin içinde benim
de adım var. Ömrümde hiçbir hakimi arayıp telkinde bulunmadım. Ben bir Anayasa
Hukuku Profesörüyüm. Yargıya baskının ne anlama geleceğini çok iyi bilirim.
Dürüst bir gazeteci olarak tanıdığım Altaylı bu düzeltmeyi de yapar diye ümit
ediyorum” dedi.
Tabii yalan söylüyordu.
“Zindaşti ile fotoğrafları olduğunu” söyledim. Onun için de
“Ben bir politikacıyım. Kimlerle fotoğraf çektiriyorum ne bileyim” dedi.
Fotoğraflar yayınlanınca da iddiasını yalanlamayı sürdürdü.
Bu arada önce Cumhuriyet gazetesi sonra aralarında İsmail
Saymaz’ın da bulunduğu birkaç gazeteci daha konuya ilgili duymaya başladı.
Sağ olsunlar, yalnız başıma uğraşmaktan kurtuldum. Daha çok
fotoğraf çıktı.
Yemek yedikleri fotoğraflar ortaya çıktı.
Sonrasında “Biri getirdi. Ben tanımıyordum” dedi. En sonunda
Burhan Kuzu’nun Zindaşti’nin Türk vatandaşlığı için başvuruda bulunurken
kendisine “referans” olduğunu ortaya çıkardım.
Prof. Kuzu önce bunu da yalanladı haliyle.
Sonra “Birisi rica etmiş. Tanımam bile. Ben de olmuşum
bilmeden” dedi.
Kuzu yalanladıkça battı.
Battıkça yalana daha çok sarıldı.
Ama kendisine hiçbir şey olmadı. Öyle ki, devletin elindeki
delilli, belgeli tüm bu iddialara rağmen devletteki görevlerini sürdürdü.
Bu arada Hakim Cevdet Özcan’ın önce görev yeri değiştirildi
sonra hakkında rüşvetten dava açıldı.
Burhan Kuzu ile ilgili de önce uzun bir sessizlik dönemi
yaşandı, sonrasında da nüfuz ticareti ve yargıya müdahale suçundan dava açıldı
(Devletteki görevleri sürerken).
8 Eylül 2020 günü yapılan ilk duruşmaya Burhan Kuzu “sağlık
gerekçesi” ile katılmadı.
Duruşma 19 Ocak 2021’e ertelendi.
Ama hiçbir zaman yapılamadı.
Çünkü Burhan Kuzu’nun 1 Kasım 2020 günü COVID-19 nedeniyle
öldüğü açıklandı.
Şimdi Sedat Peker, Kuzu’nun Zindaşti’nin hasmı ve bir başka
uyuşturucu kaçakçısı Orhan Üngan’ın da kirli işlerine siyasi nüfuzunu
kullanarak destek olması gibi çok önemli bir iddiayı ortaya attı ve “Bunu bilen
sadece 5 kişi var” diyor.
Ne yazık ki, Burhan Kuzu 10 ay önce öldü.
Keşke o 5 kişiden herhangi birinin ölümünden önce
konuşsaydı.
Gerçi bir şey değişir miydi ondan da emin değilim.”
