RASTHABER- Obama hükümetinin milli güvenlik stratejisi araştırıldığında ABD’nin güvenlik politikalarında önemli değişikliklerin yapıldığı gerçeği ile karşılaşılmaktadır. Bush hükümetinin milli güvenlik stratejisinde de soğuk savaş düşüncesinin caydırıcı savaş stratejisi ile değiştirildiği göze çarpmaktadır, bu strateji Obama hükümetinde yerini ilişki ve işbirliği stratejisine bırakmıştır.
George Bush hükümetinin Amerikan Kongresi’ne verdiği iki raporun araştırılması ile caydırıcılık ve savunma kavramlarına ne kadar çok vurgu yapıldığı ve ne kadar fazla tekrar edildiği dikkatlerden kaçmamaktadır. Ancak ABD hükümetinin yayımladığı yeni strateji raporunda karşılıklı kazanım ve işbirliği göze çarpmaktadır.
Obama’nın yeni stratejisinde “Dünya tehlikelerle doludur ve Bush hükümetinin terörizme karşı savaş söyleminden uzak durulmalıdır” ifadeleri bulunmaktadır. Obama’nın yeni milli güvenlik stratejisinde askeri güç olmanın gerekliliğini öne çıkartılmaktadır. Ancak bu gücün diplomatik işbirliği ve çabaların cevap vermediği, masada bulunan tüm seçeneklerin kullanılmasının ardından kullanılmasına izin verilmektedir. Bu stratejide diplomatik işbirliklerinin uluslararası arenada güçlenmesine daha fazla vurgu yapılmaktadır, aynı zamanda Obama hükümeti ekonomi faktörünü milli güvenlikte çok önemli başlıklardan biri olarak değerlendirdirerek ekonomiyi ABD’nin güç unsuru olarak değerlendirdiği net bir şekilde ifade edilebilir.
Obama’nın stratejisinde ABD’nin diğer ülkeler üzerinde daha güçlü bir etki alanına sahip olabilmesi için Amerikan ekonomisinin kalkınmasının gerekliliğine vurgu yapılmaktadır. Ülkenin ekonomik olarak kalkınması ve halkın mali anlamda güçlenmesinin ABD’nin milli güvenliğindeki en önemli görevlerinden biri olduğu değerlendirilmektedir.
Amerika’nın milli güvenlik stratejisinde göze çarpan yeni başlıkları da iklim değişiklikleri ise, temiz enerji ile dünyada yoksulluk ile mücadele ve eğitim çalışmaları olarak öne çıkmaktadır.
ABD’nin George W. Bush ve Barack Obama dönemlerinde var olan güvenlik politikalarının çeşitli yönleri bulunmaktadır ki bu yönler tüm dünyada algı ve düşünceleri kendi etkisi altına almıştır, 11 eylül saldırıları sonrasında George W.Bush ve onun neocan hükümeti güvenlik siyasetlerini geliştirmeye başladılar. Bu güvenlik politikalarının merkezinde gerçekçi istekler bulumakta idi ve onlar liberal değerlerden özellikle ifade özgürlüğü ve demokrasi kavramlarını kullanmaya başlamışlardır.
Bush döneminde terörle mücadele hükümetin güvenlik politikasının merkezini oluşturmaktaydı. Ancak Obama değişim sloganı ile 2008 seçimlerinden zaferle çıktı. Bunun sonucunda ABD’nin güvenlik politikalarının tekrar ele alınarak değişiklik yapılması konusunu gündeme gelmiş oldu. Obama’nın iktidarı ile birlikte liberalizm paradigması devletin ve hükümetin en güçlü paradigması oldu. Ancak bu paradigmada da ABD’nin hegomanyasını korumak üzerine kurulmuştu. 2015 yılında yayınlanan strateji raporunda, ABD’nin her zamankinden güçlü olduğu ve yeni yüzyılda var olan fırsatları daha iyi kullanıp , tehlikelerle dolu dünyada çıkarlarına engel teşkil eden tehlikeler karşısında kendisini savunmalıdır.
ABD’nin 2015 yılında yayınlanan yeni güvenlik stratejisinde milli değerler uluslararası değerler ve uluslararası düzenin ABD’nin önderliğinde konulabilmesi için yeni stratejiler ileri sürülmektedir.
Bu stratejilerin özneleri ve öncelikleri ABD’nin barışçıl yollarla nasıl yeni başarılar elde edebileceğini göz önüne sermektedir.
George W. Bush’ın başkanlık döneminde ABD’nin dış siyasetinin başlıca amacı Afganistan ve Irak’ta yeni askeri müdahalelerin arayışında bulunmaktı. Ancak Obama yönetimi, askeri olmayan metotları kullanarak uluslararası kurumları daha da ön plana çıkartmaktadır. Obama bu metot aracılığı ile ABD’nin uluslararası toplumdaki itibarını kurtarmaya çalışmaktadır.
