ABD’nin Irkçı Hükümetinin Tutumunu Kınıyor ve Halkın Hareketini Destekliyoruz

rasthaber
Rasthaber –  İslam İnkılabı Rehberi İmam
Hamanei 2020 yılı Hac mevsimi dolayısıyla İslam ümmeti için önemli bir mesaj
yayınladı.

Bismillahirahmanirrahim

Elhamdulillahi rabbil a’lemin ve
sallallahu ela Muhammedin ve âlihit’tahirin ve sehbet’il muntecebin ve men
tebie’hum bihsani ila yevmiddin.

Her zaman İslam Dünyası’nın
izzet, azamet ve mutluluk duygularını uyandıran hac mevsimi bu yıl müminlerin
gam ve hasretlerine neden olmuş, hac şevkinde olan insanları özlem ve
mutsuzluğa müptela etmiştir. Yürekler, Kabe’nin garipliğinden mahzun hissediyor
ve onun ziyaretinden uzak kalmış insanların lebbeykleri, göz yaşları ve yürek
sızlamalarına karışmıştır. Bu mahrumiyet kısa sürelidir ve Allah’ın yardımıyla
çok uzun sürmeyecektir. Lakin bundan çıkaracağımız ders, yani haccın büyük
nimetinin kadrini ve kıymetini bilmek devamlı bir ders olmalı ve bizi gafletten
uyandırmalıdır.

İslam ümmetinin azamet ve gücünün
sırrının; çok kapsamlı ve çeşitli iman ehlinin Kabe’nin etrafında, Peygamberin
(saa) ve Baki Kabristanlığında defn olmuş imamların (as) hareminde toplanmaları
olduğunu bu yıl her zamankinden daha çok hissedip ve bu konuda daha fazla düşünmeliyiz.
Hac, eşsiz bir farzdır ve İslami farzlar içinde en seçkinidir. Adeta dinin tüm
kişisel ve sosyal, dünya ve ahirete ait, tarihi ve küresel yönleri bir daha
okunup gözden geçiriliyor. Bu farzda maneviyat vardır ama bu maneviyat inziva,
yalnız kalmak ve köşeye çekilmek değildir. Onda cem olmak, toplanmak vardır ama
bu toplanma, her türlü çatışma, kötü söz ve kötü isteklerden arınmış bir
toplanmadır. Bir taraftan yalvarmadan, ağlamaktan ve ilahi zikirden duyulan
ruhi haz ve diğer taraftan insanlarla irtibatta olmak ve bağlılık, aitlik vardır.

Hacılar bir gözleri ile tarihle
olan derin bağlarını görüyor İbrahim’le, İsmail’le, Hacer’le Allah Resulü’nün
Mescid’ul-Haram’a başarılı girişini ve peygamber döneminin müminlerini görüyor;
diğer gözleri ile kendisi ile çağdaş olan müminleri görüyor ki her biri yardım
için bir el ve ilahi ipe sarılmak için bir topluluk olabilir.

Hac farzında düşünmek ve tedebbür,
hacıları bu kesin inanca ulaştırıyor ki müminlerin yardımlaşması, işbirliği ve
birlikteliği olmaksızın dinin insanlık için birçok ülküleri ve arzuları gerçekleşmez.
Bu yardımlaşma ve işbirliğinin oluşması, hasımların ve düşmanların hileleri bu
yolun gerçekleşmesinde önemli bir engel ve sorun oluşturamayacaktır.

Hac; fesadın, zulmün, zayıfları
katleden, yağmacılığın odağı olup, bu gün İslam ümmetinin bedenini kendi
zulümleri ve pislikleri ile yaralamış ve kanını akıtmış müstekbirlere karşı güç
manevrasıdır. Hac; ümmetinin yumuşak ve sert gücünün göstergesidir. Bu, Haccın;
doğası, ruhu ve onun hedeflerinin en önemli bölümüdür. Bu Hac, merhum İmam
Humeyni’nin söylediği İbrahimi Hac’dır ve bu hedef öyle bir hedeftir ki
kendilerine Haremeyn’in hadimi diyen Hac’cın mütevellileri eğer bu gün sadakatle
onu kabul edip ABD’nin rızası yerine Allah’ın rızasını seçseler İslam
Dünyası’nın büyük sorunları çözülecektir. Bu gün de her zamanki gibi ve her
zamankinden daha fazla İslam ümmetinin maslahatı vahdettedir. Öyle bir vahdet
ki tehditlere ve düşmanlıklara karşı tek yumruk oluştursun ve cisim haline
gelmiş şeytan olan tecavüzcü ve kan içici ABD ve onun bağlı köpeği olan
Siyonist rejime karşı yüksek sesle bağırabilsin ve zorbalığa karşı yiğitçe
göğüs gersin. Bu ilahi emir anlamına gelmektedir ki buyuruyor: وَاعتَصِموا بِحَبلِ اللهِ جَميعًا  وَلا تَفَرَّقوا (Hep
birlikte Allah’ın ipine sımsıkı yapışın; bölünüp parçalanmayın.)[1]
Kur’an İslam ümmetini  َشِدّاّْءُ عَلَي الكُفّارِ رُحَماّْءُ
بَينَهُم
(kâfirlere karşı sert, kendi aralarında merhametlidirler.)[2]
çerçevesinde tanımlıyor. Ve ondan vazifesini وَلا تَركَنوِّا اِلَي الَّذينَ ظَلَموا (Zalimlerin yanında olmayın)[3] وَلَنـ يَجعَلَ اللهُ لِلكـّْفِرينَ
عَلَي المُ‍ـؤمِنينَ سَبيلًا
(Allah kâfirlere, müminler aleyhinde asla
yol vermeyecektir.[4]) فَقاتِلوِّا اَئِمَّةَ الكُفر(küfrün elebaşılarıyla vuruşun[5])
ve لا تَتَّ‍ـخِذوا
عَ‍ـدُوّي وَ عَدُوَّكُم اَولِياّْء
(benim de
düşmanım sizin de düşmanınız olan kimseleri kendilerine sevgi göstererek dost
edinmeyin.[6])
talep eder. Aynı zamanda İslam ümmetinin
düşmanlarının belirlenmesi için de لا يَن‍هىّْكُمُ اللهُ عَنِ الَّذينَ لَم يُقاتِلوكُم فِي
الدّينِ وَلَم يُخرِجوكُم مِن دِيارِكُم
(Allah,
din konusunda sizinle savaşmayan ve sizi yurtlarınızdan çıkarmayanlarla iyi
ilişkiler içinde olmanızı ve onlara adaletli davranmanızı yasaklamaz.[7])
buyurmuştur.

Bu önemli ve belirleyici
alınyazısı, hiçbir zaman biz Müslümanların düşünce ve değerler manzumesinden
uzak olmamalı ve unutulmamalıdır.

Bu gün Müslümanların seçkinleri
ve gençlerinin kendi maarif ve manevi zenginliklerine teveccüh anlamında olan
İslami uyanış inkar edilemez bir gerçekliktir. Batı uygarlığının insanlığa en
değerli armağanı gibi sunulan liberalizm ve kominizim bu gün 150 yıl önceki
cazibesini tamamen kaybetmiştir ve onun iyileşmez yetersizlikleri açığa
çıkmıştır. Birine (kominiz) dayalı olan düzen yıkılmış ve diğerine dayalı olan
düzen çok ağır krizler geçirerek dağılmaya yüz tutmuştur.

Bu gün sadece ilk günden beri
müstehcenlik ve çirkinlikle ortaya çıkan batının kültürel modeli değil hatta para
temelli demokrasi, tabakalaşmış ve ayrımcı kapitalizm halinde olan siyasal ve
ekonomik modeli de kendi işlevsizliğini ve fesatçılığını göstermiştir. Bu gün
İslam Dünyasında başı dik, gurur ve onurla batının tüm bilim ve medeniyet
iddialarına meydan okuyan elitler az değiller. Hatta bir zamanlar kibirle
liberalizmi tarihin sonu diye tanımlayan batı düşünürleri bu gün çaresizce
kendi iddialarını geri çekmiş, teori ve pratik yetersizliklerini itiraf
ediyorlar.

Amerika sokaklarının durumu,  ABD siyasilerinin kendi halklarına davranış
tarzı, o ülkede oluşan toplum tabakaları arasındaki derin uçurum, o ülkeyi
yönetmek için seçilmiş insanların aşağılık ve aptallıkları, orada olan korkunç
ırkçı ayrımcılığı, devlet memurunun suçsuz bir insanı, başka insanların gözünün
önünde soğukkanlılıkla işkence ederek katletmesi batı uygarlığında olan ahlaki
ve sosyal krizin derinliği, oranın siyasi ve ekonomik felsefesinin
eksikliklerini, yanlışlığını ve batıl olduğunu gösteriyor. ABD’nin güçsüz
halklara karşı davranışı aslında o devletin polisinin savunmasız bir siyahinin
boynuna dizini bastırarak onu öldürmesinde olan davranışının daha da büyük bir
şeklidir. Batının başka devletleri de her biri kendi imkan ve gücü çerçevesinde
aynı bu acınacaklı durumun bir başka örnekleridirler.

İbraihimi Hac, bu modern
cahiliyete karşı İslam’ın azametli olayıdır. İslam’a davet ve İslami toplumun
beraberce yaşamasının sembolik bir gösterisidir. Müminlerin birlikte yaşadığı
bir toplumda; tevhit ekseni etrafında sürekli hareketlilik en güzel belirtidir.
Çatışma, saldırı, ayrımcılık, eşraf ayrıcalığı, fesat ve kirlilikten uzak olmak
o toplumun gerekli şartlarıdır. Şeytana karşı çıkmak, müşriklerden uzak durmak,
yoksullarla karışıp kaynaşmak, ihtiyaç sahiplerine yardım etmek ve iman ehlinin
belirtilerini ortaya çıkarmak bu toplumda en gerekli vazifelerdir.

Allah’ı anmak ile O’na şükür
ederek ve O’na kulluk ederek genel halkın menfaatleri ve maslahatlarına ulaşmak
ve onları elde etmek bu toplumun orta ve uzun süreli hedefleridir. Bu, İbrahimi
Hac’da gösterilen İslami toplumun görüntüsünün özet bir anlatısıdır. Bu
görüntüyü çok iddialı batı toplumlarının gerçeklikleri ile mukayese edince
gayretli her Müslümanın yüreği bu topluma ulaşmak için çalışma ve mücadele
şevki ile dolar.

Biz İran halkı İmam Humeyni’nin
önderliği ve hidayeti ile bu şevkle adım attık ve başarılı olduk. Bildiğimizi
ve istediğimizi tamamıyla gerçekleştirme konusunda iddialı değiliz ama bu yolda
oldukça ilerlediğimizi ve karşımızda olan engelleri ortadan kaldırdığımızı
iddia edebiliriz. Kur’ani vaatlere inanmakla adımlarımız güçlü kalmıştır.
Çağımızın en büyük soyguncu ve kan dökücü şeytanı olan Amerika rejimi bizi
korkutamadı veya hile ve kurnazlıkla maddi ve manevi gelişmemizi engelleyemedi.

Biz tüm Müslüman milletleri kendi
kardeşimiz olarak görüyoruz ve karşı cephemizde olmayan gayrimüslimlere iyilik
ve adaletle davranırız. Müslüman toplumların gam ve sorunlarını kendi sorunumuz
gibi görüyor ve onun çözülmesi için çaba sarf ediyoruz. Mazlum Filistin’e
yardım etmek, vücudu yaralanmış Yemen’e merhamet duymak ve dünyanın her yerinde
zulüm altında kalmış Müslümanlara karşı duyarlı olmak bizim her zamanki
gayretimizdir. Aynı zamanda bazı Müslüman ülkelerinin yöneticilerine nasihatte
bulunmayı kendimize görev biliyoruz. Bu yöneticiler kendi Müslüman kardeşlerine
dayanmak yerine düşmanın kucağına sığınıyorlar, kısa süreli kişisel faydaları
için düşmanın hakaret ve baskılarına tahammül ediyorlar, kendi halkalarının
onur ve bağımsızlığını satıyorlar. Onlar işgalci Siyonist rejimin varlığını
kabul ederek gizli ve açıkça ona dostluk eli uzatıyorlar. Onlara nasihatte
bulunuyor ve yaptıklarının acı sonuçları konusunda uyarıyoruz.

ABD’nin Batı Asya Bölgesinde
olmasını; bölge halklarının zararına, bölgenin istikrarsızlığının, ülkelerin
harap olmasının ve geri kalmışlığının nedeni olarak görüyoruz. Amerika’da şimdi
yaşanan olaylarda ve ırkçı ayrımcılığa karşı olan olaylarda bizim kesin
konumumuz halkın yanında olmak ve o ülkenin ırkçı hükümetinin gaddar
davranışını kınamaktır.

Son olarak Hazreti Begiyetullah’a
selam ve selavat göndererek, merhum imamın hatırasını saygıyla yad ediyorum ve şehitlerin
pak ruhlarına selam ediyorum. Allah’tan İslam ümmeti için çok yakın zamanda
tehlikesiz, makbul ve mübarek bir hac arzu ediyorum.


[1] Âl-i
İmrân Suresi – 103

[2] Fetih
Suresi – 29

[3] Hûd
Suresi – 113

[4] Nisâ
Suresi – 141

[5] Tevbe
Suresi – 12

[6] Mümtehine
Suresi – 1

[7] Mümtehine
Suresi – 8

Bu Haberi Paylaş
Yorum Bırakın