Akşener, Erdoğan’ı Sert Dille Eleştirdi: Yüzü Bile Kızarmıyor

rasthaber
Rasthaber –  İYİ Parti lideri Akşener, grup toplantısında konuştu.

Konuşmasına, yönetime geldiklerinde Türk Dünyası Bakanlığı
kuracaklarını belirterek başlayan Akşener, daha sonra artan kadın cinayetlerine
ilişkin konuştu. Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden çıkmasına tepki gösteren
Akşener, “İnsan, öleceğini bilerek yaşayan bir canlıdır. Ama maalesef,
ülkemizde kadınlar, öldürüleceğini bilerek yaşıyor. İstanbul Sözleşmesi’nin
yırtılıp atıldığı, 21 Mart’tan bu yana, 203 Başak’ımızı kaybettik” dedi.

Akşener, ekonomiye ilişkin Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı
eleştirerek, “Sayın Erdoğan; asıl ahlak yoksunu; ülkenin yarısı, açlık
sınırı altında yaşarken, dolar 10 lira 42 kuruş olmuşken, utanmadan,
sıkılmadan, yüzü bile kızarmadan, ekonominin kitabını yazdığını
söyleyebilendir” ifadelerini kullandı.

Akşener’in açıklamaları şu şekilde:

* Sözlerimin başında, bizim için büyük önem taşıyan, bir dış
politika başlığına, Türk Dünyası’ndaki gelişmelere değinmek istiyorum.
Milletimizden yetkiyi aldığımızda Türkiye’de, ivedilikle bir Türk Dünyası
Bakanlığı kurarak, dağınık ve koordinasyonsuz, tüm kurum ve kuruluşları, tek
çatı altında toplayacağız.

’21 Mart’tan bu yana, 203 Başak’ımızı kaybettik’

* İnsan, öleceğini bilerek yaşayan bir canlıdır. Ama
maalesef, ülkemizde kadınlar, öldürüleceğini bilerek yaşıyor. Nerede, ne zaman,
kim tarafından, ne sebeple öldürülebileceğini, düşünerek yaşıyor.

* Sevdiği zaman başına geleceklerden, sevmediği birini
reddetmekten, tenha sokaklardan, gün ortasında bile, yalnız yürümekten korkarak
yaşıyor. Her 10 haberin, 5’inde dinlediği hikâyelerden, Twitter gündeminde,
1’inci sıraya yerleşen isimlerden, Instagram’da siyah beyaz paylaşılan
fotoğraflardan, biri olabileceği endişesiyle yaşıyor.

* Geçtiğimiz hafta, bir cani, genç bir kadını, Başak
Cengiz’i, aramızdan aldı. Başımız sağ olsun. Yüce Allah, kederli ailesine ve
sevdiklerine sabırlar versin. O kadar acı ki. Eğer o psikopatla karşılaşmamış
olsaydı; Eğer ülkemizde, bir kadını öldürmek, bu kadar kolay olmasaydı; Başak
kızımız, şimdi aramızda olabilirdi. O kadar acı ki, bu katil, daha önce
psikolojik tedavi görmüş. Ailesi, durumunu biliyor. Bir doktor gözetiminden
geçmiş. Doktorlar durumunu biliyor. Resmi işlemler yapılmış. Yani devlet de
durumunu biliyor. Yani bir anlamda, herkes her şeyi biliyor, ama bu cani, 28
yaşındaki bir evladımızın karşısına çıkıncaya kadar, kimse parmağını
oynatmıyor. Ve bu büyük acının, belki de en kahredici yanı ne biliyor musunuz?
Bu cani, Başak’ı, “Savunmasız” diye hedef alıyor. “Kadın kendini savunamaz.”
diyor. O bir kadın, ve savunmasız. Bir psikopatın bile, Türkiye’de kadınların
durumuyla ilgili vardığı kanaate bakar mısınız?

* İstanbul Sözleşmesi’nin yırtılıp atıldığı, 21 Mart’tan bu
yana, 203 Başak’ımızı kaybettik.

* Kadınların adalete olan inancını da yok ettiniz.
Kürsülerden nutuk atmakla olmuyor Sayın Erdoğan. Bu zalimlik, ne zaman bitecek?
Bu haksızlığa, ne zaman dur denecek? Bu ülkede kadınlar, ne zaman huzurla
yaşayabilecek?

* Ben söyleyeyim. İlk önce ruh hastalarının gönlünü hoş
eden, canilere cesaret veren, kadın hakkında abuk sabuk konuşan, ahlak yoksunu
zihniyetten kurtulacağız. Sonrasında; “Gereği düşünüldü” denilerek, ama
düşüncesizce verilen, utanç verici tüm kararlara inat, İYİ Parti iktidarında,
gereğini yapacağız.

* Kadınların, yıllardır süren mücadelelerini, bir devlet
politikası hâline getireceğiz. Toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlamak için,
Anayasa’da gerekli düzenlemeleri yapacağız. İstanbul Sözleşmesi’ni, hızla
imzalamakla kalmayıp, uygulamaya sokacak, uygulanıp uygulanmadığının da,
takipçisi olacağız. Ez cümle; İYİ Parti iktidarında kadınları yaşatacağız.

‘Elindeki patlak ampülle, aklın sıra, güneşi aydınlatmaya
çalışıyorsun’

* Fedai öğretmenimiz, hayallerine kavuşabilirdi.
Çalışmalarının sonucunda, hak ettiği gibi yaşayabilirdi. KPSS’den aldığı 83
puanla, bir öğretmen olarak atanabilirdi. Bugün, Fedai öğretmenimizi de,
başarılarıyla anabilirdik.

* Ama maalesef, onu da, atanamadığı için çalıştığı inşaatta,
elektriğe kapılıp, hayatını kaybeden bir öğretmenimiz olarak anıyoruz. Fedai
oğlumuz ve nice atanamayan öğretmen kardeşimiz, maalesef, Sayın Erdoğan’ın
gündemi ve öncelikleri arasında değil. Kendisi bambaşka konularla meşgul.
Mesela, son olarak, geçen haftaki grup toplantımızda, arkadaşlarının, ilçe
ziyaretlerimize gönderdiği provokatörler için söylediklerimi, nedense üzerine
alınmış.

* Biliyorsunuz, geçtiğimiz günlerde, kendisi bana ‘ahlak
yoksunu’ demişti. Hızını alamayıp, dün de, artık suyumuzun kaynadığını
söyleyip, bizi tehdit etti. Bitlere fısıldayan adamı, durdurabilene aşk olsun.
Yalnız bu sefer, ‘Bağyan’ dememiş, ‘bu kadın’ demiş. Yani küçük de olsa, en azından
bir ilerleme var.

* Dün, Fırat’ın kenarında kaybolan kuzudan bile, sorumlu
olacağına inanan Tayyip Erdoğan nerede; Bugün, rakibinin suyunu kaynatmakla
tehdit eden, Tayyip Erdoğan nerede? Yazıklar olsun. Düştüğün bu ibretlik
durumda, artık sen bize, ahlak konusunda, ahkam kesecek durumda değilsin. Çünkü
senin, kendine hayrın yok. Elindeki patlak ampülle, aklın sıra, güneşi
aydınlatmaya çalışıyorsun.

* Sayın Erdoğan; asıl ahlak yoksunu; ülkenin yarısı, açlık
sınırı altında yaşarken, dolar 10 lira 42 kuruş olmuşken, utanmadan,
sıkılmadan, yüzü bile kızarmadan, ekonominin kitabını yazdığını
söyleyebilendir.

* Kendisi bir kez bile, “Ben 83 milyonu fakirleştirdim; bari
bu yıl, maaşıma zam yapmayayım.” demedi. Kendisi, bir kez bile, “Millet
işsizlikten kırılıyor. Bari şu 5 maaş alanların, maaşını keseyim.” demedi.

‘Milletimiz artık mutlu yarınları konuşuyor’

* Ülkemizin içinde bulunduğu, bu acı tablo içerisinde,
“Asrın hatası” Sayın Erdoğan, şimdi de şuursuzca çıkmış; “Biz ekonominin
kitabını yazdık” diyor. Şimdiye kadar, ekonominin nasıl yönetileceğine dair,
binlerce kitap yazıldı. Ama, ekonominin nasıl batırılacağına dair, hiçbir kitap
yazılmamıştı. Onu yazmak da, sana nasip oldu Sayın Erdoğan.

* İstesen de istemesen de, milletimiz artık, mutlu yarınları
konuşuyor. Kalkınmış, zengin ve mutlu bir Türkiye’yi konuşuyor. Ve o güzel
yarınlarda, sen yoksun.

* Her gün, yeni bir kadın cinayeti işleniyor. Onları
koruyacak İstanbul Sözleşmesi’ni, uygulatmayı beceremediğin yetmezmiş gibi, bir
de utanmadan, yırtıp attın. Bu saatten sonra çıkıp; kadınları yaşatmak için, oy
isteyecek hâlin yok.

* Türkiye’yi, yolsuzlukta bir dünya markası yaptın. Milletin
anasına sövenleri, ihale manyağı ettin. Beş para etmez adamlara, beş maaş
bağladın. Bu saatten sonra çıkıp; “Yolsuzluğu bitirmek için, bana oy verin”
diyecek hâlin yok. Yargının üzerine çökmek için, yapmadığın kalmadı.
Memlekette, haksızlık, hukuksuzluk almış başını gidiyor. Bu saatten sonra
çıkıp; “Adalet için bana oy verin.” diyecek halin de yok.

‘Yanlış tarım politikaları ülkemiz için milli güvenlik
problemi haline geldi’

* Tarımdaki çözümlerimizi, her fırsatta paylaşıyoruz.
Çiftçimizin, köylümüzün içine düştüğü durumu, bizzat kendilerine, bu kürsüyü
açarak dile getiriyoruz. Ama maalesef, bizim bütün bu uyarılarımıza rağmen,
çiftçimizi görmezden gelen, yanlış tarım politikaları, ve Tarım Bakanı’nın
bizzat kendisi; ülkemiz için bir kalkınma ve millî güvenlik problemi haline
geldi.

* Değerli dava arkadaşlarım: Peki, biz şimdiye kadar
Ata’mızın bu mirasını koruyup, O’nun bu eşsiz vizyonuna, sahip çıkabildik mi?
Maalesef hayır. Hazineye, şartlı olarak devredilen, 102 bin dekarlık çiftlik
arazisi, Ak Parti iktidarında, 33 bin 891 dekara düştü, ve ranta teslim oldu.

* Peki, kaybolan Atatürk Orman Çiftliği arazisinin, yerine
ne yapıldı dersiniz? Sayın Erdoğan’ın kışlık sarayı ile Dinozorpark. Gerçek bir
rezalet. İşte o nedenle, İYİ Parti olarak biz; Atatürk’ümüzün mirasına, tarımla
ilgili vizyonuna, köylülerimiz için hayal ettiği, sosyo-kültürel gelişim
fikrine, ve O’nun toprak, ağaç ve doğa sevgisine sahip çıkmak için; “Atatürk
Orman Çiftliği Tarım Bilimleri Akademisi” projemizi hazırladık. Bu önemli
projemiz ile, Atatürk Orman Çiftliği’ni, şanına ve amacına yaraşır şekilde,
“Atatürk Orman Çiftliği Tarım Bilimleri Akademisi” haline getireceğiz.

* Akademi’ye, mevcut Tarımsal Araştırma Enstitülerini
ekleyip, teknoparklar ile de bağlantısını sağlayarak, bölge coğrafyasının en
üst düzey, tarımsal araştırma, bilgi ve bilişim merkezini kuracağız.
Akademi’yle ilgili çalışmaları, 5 yıl içinde tamamlayarak, gelecekteki, “gıda
güvenliğimizi” güvence altına alacağız. Yani Akademi’yi, bir millî güvenlik
unsuru olarak göreceğiz. Bunun yanında; ülkemizde hâli hazırda, tarımsal alanda
bulunmayan, büyük veri altyapısını, Tarım Bilimleri Akademisi bünyesinde
oluşturacağız.

* Ak Parti iktidarında, tarımda Ar-Ge çalışmaları için
harcanan para; 2020 yılında, 845 milyon lira iken, 2021’de 761 milyon liraya
düştü. 2020 verilerine göre, ülkemizde, makine ve teçhizat sanayisinde yer
alan, 174 Ar-Ge merkezinin içinde, tarımla ilgili Ar-Ge merkezi yok.

* 2018 yılında, tarım Ar-Ge’sine harcanan miktar, Amerika
Birleşik Devletleri’nde, 3 milyar dolara, Avrupa Birliği toplamında ise, 10
milyar avroya ulaştı. Yani Türkiye’nin harcadığının, tam 150 katı. İşte size,
Ak Parti’nin tarım ve teknoloji vizyonu. İşte o nedenle biz, iktidarın Türkiye’yi
tarımda dışa bağımlı yapan, bu çapsız Ar-Ge anlayışını da değiştireceğiz.

* Milletimiz, bu beceriksiz yönetime, “Artık yeter” diyor.
Artık Millet, Bizi Çağırıyor. Milletimiz artık bizi, iktidara çağırıyor. Herkes
içini ferah tutsun. Türkiye’nin çözülemeyecek sorunu yok. Vizyonumuzla,
çözümlerimizle, projelerimizle geliyoruz. Arkamızda milletimizin desteği,
omuzlarımızda zengin, mutlu ve huzurlu bir Türkiye’yi inşa etmenin, büyük
sorumluluğuyla geliyoruz. Az kaldı. Sandık, her geçen gün, daha da yaklaşıyor.
O kutlu gün gelecek ve Allah’ın izniyle bu çile bitecek.

Bu Haberi Paylaş
Yorum Bırakın