Türkiye, Mekke Savunma Paktı çerçevesinde Suudi Arabistan’a savunma ve teknik destek vermeye başladı; hava savunma ve İHA sistemlerinden istihbarat ve lojistik desteğe kadar geniş bir yelpazede katkı sağlanıyor.
Türkiye, Mekke Paktı kapsamında Yemen Ensarullah’ının saldırılarına karşı Suudi Arabistan’a sağladığı askeri destekte fiilen yeni bir aşamaya geçti. Ancak Ankara tarafından şu ana kadar atılan adımlar, Yemen’e geniş çaplı muharip güç sevk etmekten ziyade savunma, teknik ve istihbarat niteliği taşıyor.
Türkiye; hava savunma sistemleri, askeri teçhizat, İHA operatörleri, istihbarat, gözetleme ve keşif ile lojistik desteği Suudi Arabistan’ın kullanımına sundu. Bu hamle; Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan “Mekke Ortak Savunma Paktı” çerçevesinde yürütülmektedir.
Türkiye Suudi Arabistan’a Tam Olarak Nasıl Bir Destek Sağlıyor?
Türkiye’nin Suudi Arabistan’a desteği şu ana kadar ağırlıklı olarak savunma ve teknik olarak tanımlanabilecek alanlarda gerçekleşti. Bu destek; askeri teçhizat, hava savunma sistemleri, istihbarat paylaşımı, İHA operatörleri, istihbarat, gözetleme ve keşif (ISR), lojistik yardım ile stratejik ve operasyonel planlama desteğini kapsıyor.
Konuya ilişkin Reuters’a konuşan Türk bir yetkili, Ankara’nın şu anki desteğinin askeri teçhizat, istihbarat ve silah sistemlerinden oluştuğunu, söz konusu koalisyon kapsamında henüz Türk birliklerinin sahaya konuşlandırılması gibi bir durumun gerçekleşmediğini belirtti.
Dolayısıyla Türkiye şu anda Suudi Arabistan’ın yanında yer alsa da, mevcut şartlarda bu varlık Türk ordusunun Yemen’deki kara savaşına doğrudan girmesi anlamına gelmemektedir.
“Mekke Paktı” Türkiye’yi Denkleme Nasıl Dahil Etti?
Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan Ağustos ayında “Mekke Ortak Savunma Anlaşması”nı imzaladı. Anlaşmaya göre üye ülkelerden birine yapılan silahlı saldırı, tüm üyelere yapılmış sayılıyor.
Bu pakt, Ensarullah’ın Suudi Arabistan’daki hedeflere yönelik saldırılarının ardından ilk kez uygulama aşamasına girdi. Üç ülke Pazartesi günü yaptıkları açıklamada; toplu savunma taahhütlerini yerine getirmek ve Suudi Arabistan’a hızlı bir şekilde askeri güç ve kabiliyet konuşlandırılmasına imkan sağlamak amacıyla harekete geçeceklerini duyurdu.
Ancak Türk parlamentosunun (TBMM) henüz anlaşmayı onaylamadığı göz önünde bulundurulmalıdır. Bu nedenle mevcut şartlarda Türkiye’nin desteğinin büyük kısmı, geniş çaplı kara gücü sevkiyatı yerine askeri ve teknik kabiliyetler boyutunda yürütülmektedir.
Türkiye Yemen’e Asker Gönderecek mi?
Ankara’nın mevcut odak noktası Suudi Arabistan’ın savunma kabiliyetlerini güçlendirmektir; buna hava savunması, İHA’lar, istihbarat, keşif ve lojistik destek dahildir.
Diğer taraftan, Suudi Arabistan’ın Ensarullah’a karşı askeri planı da görünüşe göre kara operasyonlarının ana yükünü Riyad destekli Yemenli güçlerin üstlenmesi ve Suudi hava kuvvetlerinin de onlara destek vermesi üzerine kurgulanmıştır.
Reuters daha önce Suudi Arabistan’ın, deniz seyrüsefer güzergahının güvenliğini sağlamak amacıyla Kızıldeniz kıyısı boyunca ilerlemek veya birkaç cephede birden operasyon yürütmek gibi seçenekleri değerlendirdiğini bildirmişti.
Dolayısıyla, en azından mevcut aşamada Türkiye, doğrudan Yemen topraklarına girmeden Suudi operasyonlarını desteklemede önemli bir rol oynayabilir.
İHA ve Hava Savunmasının Rolü Nedir?
Türkiye’nin yardımının en kritik ayaklarından birini İHA ve hava savunma alanı oluşturmaktadır. Yemen Ensarullah’ı son yıllarda İHA ve füze kullanımında kayda değer bir kabiliyet edindi ve yeni çatışma dalgasında da Suudi Arabistan’daki hedeflere yönelik füze ve İHA saldırıları rapor edildi. Böyle bir ortamda, bu saldırıları tespit etme, önleme ve etkisiz hale getirme kabiliyetini artırmak Riyad için hayati önem taşımaktadır.
Yardım sürecinden haberdar olan Amerikalı bir yetkili Reuters’a yaptığı açıklamada; Türkiye’nin desteğinin İHA operatörleri, savunma tedbirlerinin geliştirilmesine yardım, istihbarat, keşif, lojistik ve stratejik planlama desteğini içerdiğini söyledi.
Böylece Türkiye’nin varlığının en önemli işlevlerinden biri, Suudi Arabistan’ın Ensarullah’ın İHA ve füze saldırıları karşısındaki hassasiyetini ve zafiyetini azaltmak olabilir.
Babülmendep Neden Önemli?
Mekke Savunma Paktı’nın devreye girmesiyle eş zamanlı olarak Yemen’in güneybatısındaki saha gelişmeleri de şiddetlendi. Suudi liderliğindeki koalisyonun hava desteğini alan Yemen hükümet güçleri, Babülmendep Boğazı etrafındaki stratejik bölgeleri geri almak için yeni bir operasyon başlattı. Bu boğaz, Kızıldeniz ile Aden Körfezi’ni birbirine bağlayan dünyanın en önemli deniz seyrüsefer rotalarından biridir.
Son raporlar, Suudi destekli güçlerin Babülmendep çevresinde ilerleme kaydettiğini gösteriyor; buna karşılık Ensarullah da Suudi Arabistan’daki hedeflere yönelik füze ve İHA saldırıları düzenledi.
Bu koşullarda Babülmendep’in güvenliği yalnızca Yemen iç savaşıyla ilgili bir konu olmaktan çıkıp, Kızıldeniz’deki seyrüsefer ve enerji nakil güvenliğiyle doğrudan bağlantılı hale gelmektedir.
Türkiye’nin Savaşa Doğrudan Katılımını Görecek miyiz?
Türkiye’nin mevcut katılım düzeyi, bu ülkenin oynayacağı rolün nihai sınırı olmayabilir. Eğer Türk parlamentosu Mekke Savunma Paktı’nı onaylarsa, askeri iş birliği seviyesini artırmak için hukuki zemin daha uygun hale gelecektir. Ancak bu destek artışının mutlaka Türk muharip kuvvetlerinin Yemen içine sevk edilmesi anlamına gelip gelmeyeceği henüz belirsizdir.
Halihazırda eldeki veriler daha çok; Türkiye’nin Suudi Arabistan’ın savunma ve teknik kapasitesini güçlendirdiği, Riyad destekli Yemenli güçlerin ise kara operasyonlarını yürüttüğü bir modele işaret etmektedir.
Türkiye’nin müdahalesi, savunma ve teknik düzeyde bile olsa, Yemen savaşının denklemlerinde önemli bir gelişme olarak kabul edilmektedir. Mekke Paktı aktif hale gelmeden önce Suudi Arabistan, Ensarullah’a karşı yürüttüğü operasyonlarda esas olarak müttefiki olan Yemenli güçlere ve kendi hava ile askeri gücüne dayanıyordu. Şimdi ise Türkiye ve Pakistan da yeni bir savunma çerçevesi dahilinde Riyad’ın yanında konumlanmıştır.
Bu gelişmenin üç önemli sonucu olabilir:
- Suudi Arabistan’ın savunma kapasitesinin artması: Hava savunma sistemleri, İHA’lar, istihbarat ve keşif imkanları Riyad’ın Ensarullah saldırılarına karşı koyma gücünü artırabilir.
- Babülmendep’in artan önemi: Suudi destekli Yemenli güçlerin yeni operasyonu, doğrudan Kızıldeniz seyrüsefer rotasının güvenliğini sağlama çabasıyla bağlantılıdır.
- Bölgesel ittifak yapısındaki değişim: Mekke Paktı’nın aktifleşmesi; Türkiye ve Pakistan’ın Suudi Arabistan ile yeni bir güvenlik çerçevesi oluşturduğunu göstermektedir. Bu çerçeve, çatışmaların genişlemesi halinde bölgedeki gelişmelerde daha büyük bir rol oynayabilir.
Türkiye şu anda Suudi Arabistan’a askeri teçhizat, hava savunma sistemleri, istihbarat, keşif, İHA operatörleri ile teknik ve lojistik destek sağlamakta; ayrıca Kızıldeniz’de seyrüsefer güvenliğini sağlama koalisyonunda yer almaktadır. Dolayısıyla Ankara’nın Suudi Arabistan ile Ensarullah arasındaki çatışmaya dolaylı askeri katılım aşamasına geçtiği söylenebilir; ancak henüz Türk ordusunun Yemen savaşına doğrudan ve geniş çaplı girdiğine dair bir işaret bulunmamaktadır.
Türk parlamentosunun Mekke Savunma Paktı hakkındaki kararı ile Suudi Arabistan’ın Yemen’deki askeri operasyonlarının seviyesi, Türkiye açısından belirleyici iki konu olacaktır. Babülmendep çevresindeki çatışmaların ve Ensarullah’ın Suudi topraklarına yönelik saldırılarının şiddetlenmesi halinde, Türkiye’nin rolünü artırması yönündeki baskılar da yoğunlaşabilir.
Not: bu analiz tabnak.ir sitesinden alınarak tercüme edilmiştir
