RASTHABER-Bölgesel meseleler uzmanı Arabistan asıllı ünlü analist Abdulbari Atvan, Arabistan’ın düşman şeklinde niteleyerek savaş açtığı Yemen’i bir anda komşu ilan etmesinin perde arkasındaki gerçeklere ilişkin kaleme aldığı makalesinde şunları yazdı:
“Arabistan’ın Yemen’deki konumuna dikkat edildiğinde, Suudilerin önceliklerinin değiştiği görülmektedir. Bu durum karşısında şunu sormak gerekir: ‘Bu değişikliklerin delili nedir ve Arabistan dışişleri bakanı neden dünkü düşmana bugün dost olarak seslenmektedir? Suudilerin Yemen planlarının altüst olmasının nedeni nedir? ‘
Arabistan’ın bölgede ve dünyadaki önemli veya önemsiz bütün meselelere yönelişinin nedenini anlamak isteyen herkes, Arabistan Dışişleri Bakanı Adil El-Cübeyr’in sözlerine çok dikkat etmelidir. Çünkü El-Cübeyri, Arabistan’ın veli ahtı, ilmi kralı ve en önemli karar mercisi olan Muhammet Bin Selman’ın sözcüsü olarak görebiliriz.
Her ne kadar El-Cübeyr Suriye konusundaki ve cumhurbaşkanı Beşar Esad’ın geri çekilmesi yönündeki sözlerini sürekli tekrar ediyor olması oldukça rahatsız edici ve sıkıcı olsa da, Fransız gazetesi tarafından geçtiğimiz gün yayınlanan röportajında yaptığı son açıklamalar öncekilerden çok farklıdır.
Diğer bir ifadeyle, El-Cübeyr’in geçtiğimiz gün yaptığı açıklamalar Suudi Arabistan’ın Yemen’deki beklenmedik yeni konumuyla ilgilidir. Çünkü bu açıklamalar, Arabistan’ın Yemen konusundaki önceliklerindeki radikal değişimi göstermektedir.
Arabistan, bir yıl önce Yemen’i “Keskin fırtına” adı altında yaptığı operasyon çerçevesinde savaş uçakları ile bombalamıştır. Buna karşılık; Arabistan Dışişleri Bakanı Fransız gazetesine şu açıklamalarda bulundu: “IŞİD ve El-Kaide Arap yarım adasındaki bir numaralı düşmanımız olup onlar gerçek teröristlerdir. Ancak Husiler ( Ensarullah) Yemenlidir ve bizim komşumuzdur. Onlarla Kuveyt’de görüşme yapıyoruz. Bu görüşmeler bazı konularda ilerlemeyi beraberinde getirmiştir ancak bazı konularda hala görüş ayrılığı vardır.
Arabistan’ın öncelikler listesinin değişmesinin birçok nedeni olduğu dikkate alınmalıdır. Bu nedenler şu şekilde özetlenebilir:
1-Keskin fırtına operasyonunun üzerinden iki yıl geçmesine rağmen şu an Suudi Arabistan’ın hiçbir hedefi gerçekleşmemiştir ve yine bu operasyonun başlama şartı olan meşru bir önderliğe geri dönme veya birçok bakanı ile Riyad’da olan Ebdu Rebe Mensur Hadi’nin Sana’ya geri dönmesi hedefine ulaşılamadı. Bu şarta ilave olarak, Ensarullah’ın ve Abdullah Salih’in teslim olması, Sana’dan çıkmaları ve ağır silahlarını meşru hükümete teslim etmeleri şartı da yerine getirilmedi.
2-Amerika’nın, Arabistan’ın Yemen’de IŞİD ve El-Kaide aleyhine yapılan savaşa liderlik etmesi konusundaki baskıları. Çünkü Amerika’ya göre terörizme karşı savaşa öncelik verilmelidir.
Bu baskılar öyle bir noktaya ulaştı ki; Amerikan hükümeti, Arabistan’ı “Husi- Salih” ile yapılan barışçıl çözüm yolları görüşmelerine katılmaması ve terörizmle mücadeleyi öncelik sırasına almaması durumunda, Suudi askeri komutanlarla yapılan askeri koordinasyonu, bilgi paylaşımının ve hedef belirleme yardımlarını durdurmakla tehdit etmiştir.
3- Amerikan hükümetinin Birleşik Arap Emirlikleri’nin, Yemen’in Güneyinde El-Kaide ve IŞİD’le yapılan savaşta Birleşik Arap Emirlikleri güçlerinin yanında savaşması için özel birlikler gönderilmesi talebine cevabı.
Daha iyi bir ifadeyle Amerikan Savunma Bakanlığı BAE’nin isteğine verdiği cevapta 200’den fazla özel birliğini Hazer Mevta göndermiştir.
4- Arap koalisyonu uçaklarının IŞİD ve El-Kaide mevzilerini bombalamamaları ve yine Yemen hükümetinin düşmesi ve buna ilave olarak birçoğu bu örgütlerin eline geçen ileri teknoloji savaş silahlarının adı geçen koalisyon tarafından Yemen’e ulaştırılması nedeniyle bu grupların silah ve askeri gücü artması. (Öyle ki Aden ve Hazer Mevta’da yaptıkları operasyonda askeri ve siyasi yetkililere suikast ve askeri kışlalara ile Arap koalisyonuna saldırılar düzenlediler.)
Yukarıdaki 4 .maddeyi ayrı tutarak bir seri faktör olarak dikkate alacak olursak, Arabistan’ın Yemen’deki uygulamalarındaki büyük ve beklenmedik değişimi görebiliriz.
Başka bir ifadeyle, Arabistan’ın öncelikler listesinin altüst olduğunu anlayabiliriz. Ancak Suudilerin bu kumar başarısı çok tehlikelidir. Çünkü bu iki güçlü düşmana yani El-Kaide, IŞİD ve bir cephe kapanmadan açılan başka bir cepheye saldırı yapmak çabaların dağılmasına ve sonunda da ağır kayıplara neden olur.
Bazıları şu konuyu gündeme getirebilir; Arabistan ve müttefikleri bu öncelikleri sadece Husi-Salih koalisyonu ile siyasi bir çözüm yolu bulmak amacıyla müzakerelere girmenin ardından değiştirdiler. Bu bir noktaya kadar doğrudur ancak şunu sormak gerekir; eğer bu müzakereler sonuçsuz kalırsa, büyük ihtimalle sonuçsuz kalacaktır, ne olacak?
Şunu unutmamak gerekir ki, bu müzakerelerde elde edilen tüm ilerlemelere; 20 gün içinde tutuklanan kişilerin yarısı serbest bırakılmıştır, buna rağmen siyaset ve emniyet konusunda hiçbir ilerleme kaydedilememiştir.
Sana’ya yapılan “keskin fırtına” operasyonu sözcüsü Ahmet El-Asiri tarafından yapılan açıklamalar; yine gevşek, asılsız hatırlatmalardan ibaret olmakla birlikte boş bir halka etrafında dönmekten başka bir şey değildir.
Başka bir ifadeyle bu açıklamaların devamı son ana kadar Kuveyt’in en üst seviyede müdahalesinden kaynaklanmaktadır.
Gerçekte Asiri’nin Yemen dosyası konusundaki tehditleri El-Cübeyr’in Suriye dosyası konusundaki tehditlerine benzemektedir. Çünkü Yemen’de kriz başlamadan önce onlarca kez Sana konusunda benzer tehditler duyduk ki Suudi koalisyonun Yemen’e saldırmasının üzerinden 2 yıl geçmesine rağmen bu saldırılar beklenen sonuca ulaşamamıştır.
Yine Asiri’nin açıklamaları dostu olan Adil El-Cübeyr’in kendisiyle yapılan röportajda Husiler (Ensarullah ) hakkında söylediği “Onlar kırmızı hattır ve onlar keskin fırtına operasyonun 5 şartı karşısında teslim olmalıdırlar” açıklamalarını hatırlatmaktadır. Ancak şu an durum tamamen ortadadır ve tekrar bir hatırlatmaya ihtiyaç yoktur.
Başka bir ifadeyle savaşın oku olarak tanınan Husiler (Ensarullah) göz açıp kapama süresinde Yemenlilere ve komşulara dönüştüler. Burada şunu sormak gerekir ki, Acaba El-Cübeyr; başka bir cephede Suudi Arabistan’ın onlarla savaşa katıldığı Suriyeliler hakkında aynı açıklamaları yapacak mı?
Öyle ki bu soru, El-Cübeyr’in Suriye cumhurbaşkanının barış veya savaş yoluyla kenara çekilmesi gerektiğini belirten açıklamaların olduğu bir durumda sorulmaktadır.
Adil El-Cübeyr ve onun dostlarıyla ilintili hiçbir şeyin gerçekleşme ihtimali uzak değildir. Çünkü operasyon alanındaki gerçekler öncelikleri değiştirmiştir ve düşman komşuya dönmüştür. Bu nedenle diğer olacakları beklemek gerekir.”
