tanımlanabilir. Kafkas ülkesi, silah ithalatının yüzde 69’unu İsrail’den
yapıyor.
Kuruluşundan bu yana savaşan, Ortadoğu’daki çatışmaların ve
hesapların sürekli içinde olan İsrail bölgedeki komşularıyla ilginç ilişkilere
sahip. Bu yazı dizisinde İsrail’in pek göz önüne çıkmayan dış ilişkilerine dair
bir giriş yapacağız.
HAMAS öncülüğünde başlatılan Filistin saldırılarıyla yeniden
gündeme gelen İsrail, bölgedeki komşularıyla ilginç ilişkilere sahip. Sürmekte
olan kanlı savaşın sıcaklığı devam ederken İsrail’in bu çokça işlenmeyen yönünü
aydınlatmaya çalışacağız.
Öncelikle herhalde İsrail’in hukuki durumuyla başlamak
gerekiyor işe. İsrail 1948 yılında kurulduktan sonra başta Arap ülkeleri olmak
üzere çok sayıda ülke tarafından tanınmadı. Bugün de İsrail ile farklı
seviyelerde ilişki kuran veya hiç ilişki kurmayan ülkeler mevcut:
İsrail devletini tanımayanlar: Cezayir, Libya, Somali, Kore
Demokratik Halk Cumhuriyeti, İran, Irak, Kuveyt, Lübnan, Suudi Arabistan,
Suriye, Yemen, Afganistan, Bangladeş, Pakistan, Brunei, Malezya, Endonezya.
İsrail devletiyle güncel diplomatik ilişkilerini kesmiş olan
ülkeler: Mali, Moritanya, Nijer, Tunus, Küba, Venezuela, Umman, Katar,
Maldivler.
Yazının ana odağına almak istediğimiz İsrail’in pek öne
çıkartılmayan veya çıkartılmak istenmeyen bazı bölgesel aktörlerle ilişkilerine
geçmek için diğer aktörlerle ilişkilere dair kaba da olsa bir genelleme
yapılabilir. Özellikle İsrail’in kurulduğu süreci 2. Dünya Savaşı’nın bitişiyle
beraber alıp 26 Mart 1979 tarihinde Menahem Begin ve Enver Sedat arasında
imzalanan Mısır-İsrail Barış Antlaşması’na kadar bir dönem tarif edilebilir.
Bu dönemde İsrail, 1956 Süveyş Krizi, 6 Gün Savaşı (1967),
Yom Kippur Savaşı (1973), 1982 Lübnan İç Savaşı’na dahil olmuş,
Mısır-Suriye-Filistin Kurtuluş Örgütü ile savaşmıştır. Soğuk Savaş’ın sona
ermesiyle beraber bölgedeki gerilimler farklı kanallardan sürmüş, devletler
arası savaştan farklı bir çatışmaya doğru evrilmiştir. Bu dönemde Hizbullah ve
HAMAS gibi örgütler daha öne çıkar olmuştur.
Sürpriz aktörlerin ilki: Azerbaycan
Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra bağımsızlığını ilan
eden Azerbaycan’ı ilk tanıyan ülkelerden birisi İsrail’di. Soğuk Savaş’ın
ardından piyasa ekonomisine açılan ülkeye ilk giren Batılı sermayedarlar
arasında İsrailli patronlar bulunuyordu. Öyle ki ülkedeki ilk telekom altyapısı
İsrailli şirketler tarafından başlatılmış, bu alanda Bezeq firması öncü
olmuştu. Ayrıca bugün hizmet sağlayıcı konumundaki 1994 yılında kurulmuş olan
Bakcell de İsrail ortaklığıdır.
İsrail, Azerbaycan’da enerji, teknoloji, petrol ve gaz
alanlarında etkili. Günümüzde artık gümrük anlaşması imzalamış olan iki ülke
arasındaki ekonomik ilişki gittikçe gelişiyor. İsrail bugün ihtiyaç duyduğu ham
petrolün yarıya yakınını Azerbaycan’dan alırken, İsrail de Azerbaycan
ekonomisinin en önemli ortaklarından.
İki ülke arasındaki askeri ilişkiler Birinci Dağlık Karabağ
Savaşı’nın (1988-1994) en gerilimli dönemi olan 1992 yılında başladı. Bu
dönemde askeri silah, teçhizat ve eğitim sağlayan İsrail ülkede faaliyetini
bugün daha da artırarak devam ettirmekte.
Azerbaycan NATO ile 1994 yılında başlatılan Barış İçin
Ortaklık programıyla temasa geçmesinin ardından 1997 yılından bu yana NATO
nezdinde diplomatik temsilciliği bulundurmakta. Emperyalizme bu kanalla
doğrudan bağlanan ülkede ayrıca Hazar Denizi kıyısında Bakü’ye 70 km
uzaklıktaki Sitalçay Askeri Üssü’nün İsrail Hava Kuvvetleri tarafından
kullanılmakta olduğu da iddia edilmekte.
2000’li yılların başından itibaren iki ülke ordusu ve silah
sanayii şirketleri arasında yapılan işbirliği, milyar dolarlık siparişlerle
taçlandı. En son 2020 yılındaki İkinci Dağlık Karabağ Savaşı sırasında yoğun
olarak kullanılan SİHA’ların Türkiye ile beraber en büyük tedarikçisinin İsrail
olduğu hatırlanırsa bu durumun önemi daha da iyi anlaşılır.
Stockholm Uluslararası Barış Araştırma Enstitüsü SIPRI
verilerine göre İsrail, Azerbaycan’ın silah ithalatının yüzde 69’unu sağlıyor.
Bu alandaki işbirliği sadece ithalatla sınırlı da kalmıyor. İsrailli Meteor
Aerospace firması, Azeri firma Caspian Shipbuilding Company ile yaptıkları
işbirliğini açıklarken Azerbaycan donanması için insansız hücumbot yapılacağını
da duyurmuştu. Ülkemizde de bir dönem savaş uçakları modernizasyonu yapmış olan
Israel Aerospace Industries (IAI) firmasının da bu ortaklığa füze güdüm
sistemleri ve radar alanında destek verdiğini hatırlatalım.
Günümüzde İsrail ile kurumsal olarak üst düzeyde işbirliği
yapmakta olan Azerbaycan ister istemez topraklarını İsrail istihbaratına da
açmış durumda. İran söz konusu olduğunda İsrail’in baş düşmanı sayılan bir
ülkeye Azeri toprakları üzerinden yaklaşabiliyor olması bulunmaz bir fırsat
olarak değerlendiriliyor. Benzer bir şekilde Rusya ile Suriye İç Savaşı
sırasında “zorunlu bir uzlaşı” içinde olan İsrail, Rusya’nın Kafkasya
bölgesindeki etkisini de Azerbaycan’daki varlığıyla tartmaya gayret ediyor. Bu
planın emperyalizmin bölgesel girişimleriyle de uyumlu olduğunu sanırım
hatırlatmaya gerek yok./sol
