Pazartesi günü yaptığı açıklamada, ülkesinin İran’ın nükleer programı
çerçevesindeki sorunları çözmek için diplomasiyi desteklediğini söyledi.
Birleşik Arap Emirlikleri’nin Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı
temsilcisi Hamad el Kâbi, şunları söyledi: ‘BAE, İran’ın nükleer programı
çerçevesindeki sorunları çözmek için diplomasiyi destekliyor.’
Viyana’da nükleer silahların yayılmasının önlenmesi konulu
bir toplantıya katılan el-Kâbi, “BAE, İran’ın nükleer programıyla ilgili
endişeleri gidermek için diplomasi ve diyaloğu desteklemeye devam ediyor” dedi.
Hamad el-Kâbi, açıklamasının bir başka bölümünde ise İran’ın
nükleer programından derin endişe duyduğunu dile getirdi ve Tahran’ın Atom
Enerjisi Kurumu müfettişleriyle işbirliği yapmasını talep etti ve İran’ın uranyum
zenginleştirme programının gerçek barışçıl tüketicileri olmadığını iddia etti.
İngiltere merkezli National Gazetesi ise şu ifadelere yer
verdi: ‘İran, Atom Enerjisi Kurumunun endişelerini dikkate almalı ve faaliyetlerinin
barışçıl niyetleri konusunda güven oluşturmalıdır.’
Geçtiğimiz yıllarda ABD liderliğindeki Batılı ülkeler ve
Siyonist rejim, İran’ı bu ülkenin nükleer programında askeri hedefi olduğu
konusunda suçladı. İran ise bu iddiaları şiddetle yalanladı.
İran, Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Anlaşması’nın
imzacılarından biri ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’nın bir üyesi olarak,
nükleer teknolojiye barışçıl amaçlarla erişme hakkına sahip olduğunu
vurguluyor.
Ayrıca, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı müfettişleri
İran’ın nükleer tesislerini birçok kez ziyaret ettiler, ancak bu ülkenin
barışçıl nükleer enerji programının askeri amaçlara yönlendirildiğine dair
hiçbir kanıt bulamadılar.
Ayrıca 2015 yılında İran, 5+1 grubu olarak bilinen ülkelerle
nükleer programıyla ilgili gerilimi çözmek için anlaşmaya vardı. Uluslararası
Atom Enerjisi Ajansı’nın İran’ın tüm yükümlülüklerine bağlı kaldığını kabul
etmesine rağmen, ABD hükümeti Mayıs 2017’de bu anlaşmadan tek taraflı olarak
çekildi.
İran İslam Cumhuriyeti, Amerika Birleşik Devletleri’nin
Nükleer Anlaşmadan çekilmesinden bir yıl sonrasına kadar tüm yükümlülüklerini
yerine getirdi, ancak bundan sonra Nükleer Anlaşma hükümlerine dayanarak bu
anlaşma kapsamındaki yükümlülüklerini azaltacağını açıkladı.
Taahhütleri azaltmak için 5 adım atan İran, nihayet 5 Ocak
2020’de operasyon alanında (zenginleştirme kapasitesi, zenginleştirme yüzdesi,
zenginleştirilmiş malzeme miktarı ve araştırma ve geliştirme dâhil) herhangi
bir kısıtlamaya tabi olmadığını açıkladı.
BAE temsilcisi, ABD’nin Nükleer anlaşmadan çekilmesinin
ardından İran’ın telafi faaliyetleri hakkında şunları söyledi: ‘Bu tür eylemler
ne Nükleer Anlaşma ile uyumlu ne de gerçekçi bir barışçıl kullanımı var ve bu
durum hâlâ ülkem için derin bir endişe kaynağıdır.
İran’ın güvenlik önlemleriyle ilgili tüm endişeleri
doğrulanabilir, zamanında ve eksiksiz bir şekilde çözmesini, ajansın
güvencelerini baltalayabilecek herhangi bir eylemde bulunmaktan kaçınmasını ve nükleer
faaliyetlerinin niyetleri ve barışçıl doğası hakkında daha fazla güven inşa
etmesini istiyoruz.
Bu toplantıda diğer ülke temsilcileri de İran’ın nükleer
programı hakkında yorum yaptı. İngiliz hükümetinin yetkililerinden Aydan
Liddle, İran’ın nükleer programının her zamankinden daha gelişmiş olduğunu ve
bölgenin ve dünyanın güvenliği için bariz riskler oluşturduğunu söyledi.
Güney Kore temsilcisi de İran’ın Atom Enerjisi Kurumu ile tam
işbirliği yapmasını umut ettiğini belirtti.
İran ve Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu geçen Mart ayında
ortak işbirliğini sürdürmek için anlaşmaya vardıklarını açıklamıştı.
Bu açıklamada şu ifadeler yer aldı: ‘İran ve Ajans anlaşmaya
vardı. Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı ile İran arasındaki etkileşimler,
işbirliği ruhu içinde ve ajansın yetkilerine ve kapsamlı koruma anlaşmalarına
dayalı İran İslam Cumhuriyeti’nin hak ve yükümlülüklerine tam saygı duyarak
yürütülecektir.’
Bu ziyaretin ardından Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu üç
aylık raporunda İran’a yönelik bazı iddia edilen davaların Haziran ayında
kapatıldığını açıkladı.
