Keyhan Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hüseyin Şeriatmedari kaleme aldığı yazısında Bahreyn’in ABD ve İsrail’in üssüne dönüştürüldüğünü, Bahreynlilerin İran’a katılmak istediğini vurguladı.
Şeriatmedari’nin yazısı şu şekilde;
1- Bu günlerde İran’a ait Bahreyn Adası’nı yöneten hükümet, adadaki halka yönelik gözaltı ve işkence uygulamalarını artırmış durumda. Bahreyn İstihbarat Dairesi’nin (güvenlik teşkilatı) hiçbir mensubunun Bahreynli olmadığı ve açıkça Siyonistler ile CIA tarafından yönetildiği belirtilirken, bu kurumun her gün çok sayıda din adamını, öğrenciyi ve Bahreyn vatandaşını tutukladığı, onları müebbet hapis, vatandaşlıktan çıkarma, ağır para cezaları, Bahreyn’den sürgün, mal varlıklarına el koyma ve diğer çeşitli ağır cezalara çarptırdığı ifade edildi. Bu kişilerin suçlamasının, ABD ve İsrail’in ülkemize yönelik askeri saldırısında İran İslam Cumhuriyeti’ne destek vermeleri olduğu belirtildi. Halkın İran’a ana vatanı gözüyle baktığı vurgulanarak, tepkilerin temelinde İran İslam Cumhuriyeti’nin bir parçasının neden İran’a karşı kullanılacak bir üs haline getirildiği sorusunun yattığı kaydedildi.
2- Yazıda, Bahreyn’in 55 yıl önce Şah ile ABD ve İngiltere arasında yapılan yasa dışı bir anlaşma sonucunda İran’dan koparıldığı ileri sürülerek, günümüzde Bahreyn halkının en temel talebinin, ülkeden ayrılan bu eyaletin ana vatanı olan İran İslam Cumhuriyeti’ne yeniden katılması olduğu belirtildi. Babası gibi “vatan satıcılığıyla” tanındığı ifade edilen Muhammed Rıza Şah’ın, İngiltere’ye tam itaat içerisinde Bahreyn’in İran’dan ayrılmasını kabul ettiği ve İngiltere’nin tavsiyesiyle ayrılığın referanduma sunulmasını önerdiği kaydedildi. Ancak bu referandumun Bahreyn halkı arasında yapılmadığı, halk yerine Bahreynli olmayan bazı Arap kabilelerinin İran’dan ayrılma yönünde oy kullandığı ifade edildi. Bu kabileler arasında, o dönemde Necid çöllerinde eşkıyalık yaptıkları öne sürülen ve bugün Bahreyn’i yöneten El Halife ailesinin de bulunduğu belirtildi.
3- 1970 yılında Birleşmiş Milletler Genel Sekreter Yardımcısı ve İtalyan diplomat Vittorio Guicciardi’nin referandumu yürütmekle görevlendirildiği belirtilen yazıda, Guicciardi’nin raporunda göçmen Arap kabile şeyhlerinin referanduma karşı çıktıklarının yer aldığı ifade edildi. Bu şeyhlerin, halk oylamasının ileride Bahreyn yönetiminin halk oyuyla belirlenmesi sonucunu doğurabileceği gerekçesiyle referanduma karşı çıktıkları aktarıldı.
Göçmen şeyhlerin muhalefeti üzerine, Muhammed Rıza Şah yönetiminin İngiltere’nin tavsiyesiyle referandum yerine “iyi niyet girişimi” olarak bilinen yöntemi kabul ettiği belirtildi. Bunun, uluslararası anlaşmazlıkların çözümünde üçüncü bir tarafın arabuluculuk yapması esasına dayanan yöntemlerden biri olduğu ifade edildi.
Yazıda, Bahreyn’in bu şekilde ana toprağı olan İran’dan koparıldığı savunuldu.
4- Mevcut belge ve delillerin, Bahreyn’in İran topraklarının bir parçası olduğunu açıkça gösterdiği belirtilerek, bu bölgenin Muhammed Rıza Şah ile İngiltere ve ABD’nin ortak komplosu sonucu ana vatandan koparıldığı öne sürüldü. Günümüzde Bahreyn’in ABD ve İsrail’in kontrolü altında bulunduğu, ABD Beşinci Filosu için bir üs ve İsrail askerlerinin açık şekilde konuşlandığı bir merkez haline geldiği ifade edildi. Bahreyn halkının kendisini hâlâ İranlı gördüğü, Bahreyn yönetiminin baskılarına rağmen Farsça konuşmaya devam ettiği belirtildi.
5- ABD ve İsrail’in desteğiyle kurulan El Halife yönetimi altında baskı altında bulunan Bahreyn halkının defalarca ana vatanları olarak gördükleri İran’a katılma isteklerini dile getirdikleri belirtilerek, İranlı yetkililerin Bahreynli vatandaşların bu “haklı ve yasal talebini” cevapsız bırakmamaları gerektiği ifade edildi.
Yazının sonunda, “Kesin bilgilere dayanarak cesaretle söylenebilir ki Bahreynli vatandaşlarımız, ana vatanlarındaki yetkililerden gelecek ilk adımı beklemektedir” denildi.
