düşürdükleri gibi Biden’ı da aynı tuzağa düşürmek için önüne kırmızı halı
serdiler. Zaten Netanyahu’nun
kışkırtmalarıyla Donald Trump’ın İran ile var olan Kapsamlı Ortak Eylem Planı
ile ilgili akılsızca eylemi hala ABD ve dünyanın kafasını karıştırmış ve büyük
bir soruna sebebiyet vermiştir.
İsrailliler Joe Biden’dan açık ve net olarak iki talepte
bulunmaktadırlar: Birincisi, İran ile daha önce varılan nükleer anlaşmaya
dönmemesi ve ikinci olarak da İran’ın nükleer faaliyetlerinin devam etmesi ve
gelişmesi halinde İran’a darbe indirmek için birlikte olmaktır.
Bu bağlamda, Biden’ın işgal altındaki Filistin’e gidişinin
ardından Siyonist rejim İsrail’in Kanal 12’si Biden ile özel bir röportaj
yaptı, ancak Kapsamlı Ortak Eylem Planı-KOEP ile ilgili sorular, Biden’ın
sadece iki seçenek arasından seçim yapabileceği şekilde çerçevelendi ve böylece
İran ile ilgili sorular kanalize edilmeye ve yönlendirilmeye çalışıldı. Evet
veya hayır şeklinde sorular yöneltildi.
Aslında Batılı ve Siyonist medyanın, Kapsamlı Ortak Eylem Planı-KOEP yok
etme pahasına bile Devrim Muhafızları’nın Amerika’nın iddia ettiği terörist
gruplar listesinden çıkarılmayacağına dair Biden’dan aktardıkları, Biden’ın
sözleri ve cümleleri değildi. Daha ziyade, Biden’ın evet ya da hayır şeklinde
yanıtlamak zorunda kaldığı İsrail’in Kanal 12’si sunucusunun planlı ve
yönetilen sorusunun bir parçasıydı.
Elbette bu, Biden’ın Devrim Muhafızları’nın tamamının veya
bir kısmının ABD’nin iddia ettiği terörist gruplar listesinden geri çekilmesi
ve ya Kapsamlı Ortak Eylem Planı-KOEP’e geri dönmeyi kabul ettiği veya altında
askeri seçeneğe başvurmaya karşı olduğu anlamına gelmez. Kapsamlı Ortak Eylem
Planı-KOEP’in tamamen başarısız olması halinde bile ne tür bir karar alacağını
göstermez. Aslında bu ifadeler, Siyonist
çevrelerin, en üst düzeyde Amerikalı
yetkilileri nasıl konuşturmak istediklerini gösteriyor. Aslında İsrail ABD’yi
kendi sömürgesi haline ve piyonu olarak göstermeye çalışıyor. Siyonist rejim Beyaz Saray’ın Biden ziyareti
ile ilgili iddiaları ve tutumlarının aksine bu ziyareti bölgede istikrarsızlığı
ve gerilim arttırma yönünde kullanmaktadır.
Bu çabalara ve aldatmalara rağmen Siyonist rejimin Kanal 12
televizyonu, güvenlik kaynaklarından alıntı yaparak Biden’ın ülkeyi ziyareti
sırasında İsrailli yetkililerin “Amerika’nın İran’a karşı tutumunu
değiştirmediğini” ve bunun da onların hayal kırıklığına yol açtığını
bildirdi.
Bu raporun açıklanmasının ardından işgal rejiminden yetkililer,
Biden’a yanıt olarak, İsrail’in Kanal 13’ünde bu rejimin Ulusal Güvenlik
Konseyi başkanı ile bir röportaj düzenledi ve bu röportajda moderatör ve
sunucu Ulusal Güvenlik Başkanı’na sorular yönelterek İran topraklarında
operasyonu ortaya çıkarmaya çalıştı ve operasyonların devamını sağlamaya
çalıştı.
Eyal Kholata, Kanal 13’e verdiği bir röportajda, İsrail’in
İran’a karşı tek başına ve hatta Amerikan baskısı durumunda hareket edip
etmeyeceği sorusuna yanıt olarak, İsrail’in geçtiğimiz yıl İran’a defalarca
operasyon düzenlediğini iddia etti. Bu gelişmelerden, Siyonist yetkililerin Joe
Biden’ın gezisini kendi iç medyalarını kullanarak sıkı bir şekilde kontrol edip
yönettikleri, aynı zamanda Batı ve yabancı medyaya da bu gezinin nasıl haber
yapılacağı konusunda talimat verdikleri anlaşılmaktadır. Kanal 12, Biden’ın
konuşmalarını medyaya öyle bir yansıttı ki, Kapsamlı Ortak Eylem Planı’nın
tamamen yok edilmesi pahasına bile, Devrim Muhafızları terörist gruplar
listesinden çıkarılmayacak ve Kanal 13 de
Biden’ın kendisine, ‘ Siyonist Rejim
tek taraflı eylemlere devam edecek ve bu durum her ne kadar Biden
hükümetinin Fars Körfezi’nden enerji ihracatının güvenliğini garanti altına
alma yaklaşımıyla çelişse de bu durum sürdürülecektir’ mesajını verdi.
Ancak ABD’nin Çin ve Rusya odaklı yeni tehditlerine öncelik
vermesi doğrultusunda, bölgeden enerji
ihracatının güvenliğini garanti altına almak için Fars Körfezi’nde istikrar
sağlamaya çalışıyor olması muhtemeldir.
Biden’ın gezisinin hedeflerinden biri de kuşkusuz bu
güvenliğin garanti altına alınmasıydı.
Ancak Siyonist rejim, yeni yeni uzlaşmaya başlayan bazı ülkeleri kendi
yanında tutabilmek için şüphesiz bölgede istikrarsızlığa ve gerginliğe ihtiyaç
duyuyor ve geçmişte olduğu gibi Amerika’yı da bu yolda ortak yapmaya çalışıyor.
Böylece kimi sivil ve askeri masrafları Amerika’ya yüklemeye çalışıyor. Bu
durum ise ABD’nin en azından son on yıldır,
beyan ettiği tutumlarda sergilediği yaklaşım ve stratejisinin tam tersi
olmuştur. Amerikan vergi mükelleflerinin ceplerini geçmişte olduğu gibi
başkalarının güvenliği için kullanmak istemeyen ABD hükümeti ise bu hususta
temkinli davranacak gibi duruyor.
ParsToday
