Bu “Mayını” Ali (a.s.) Yaptı, Humeyni Patlattı!

Keyhan Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hüseyin Şeriatmedari kaleme aldığı yazısında “Velayet-i Fakih, Ali’nin İslam’ın ilk döneminde yaptığı bir ‘mayın’dı; Humeyni ise onu 20. yüzyılda emperyalizmin ayakları altında patlattı.” vurgusunda bulundu.

Şeriatmedari’nin yazısı şu şekilde;

1- O gün, Battle of Siffin savaşının ortasında Malik el-Eşter, büyük bir hasretle Ammar ibn Yasir’e şöyle demişti:

“Keşke Ali’yi (a.s.) insanların onun kıymetini bileceği, yolunu ve yöntemini baş tacı edeceği bir çağa götürebilseydik.”

Ammar ise onu teselli ederek şöyle cevap vermişti:

“O günler gelecektir.”

Ve henüz babalarının sulbünde, annelerinin rahminde bulunan bir topluluktan söz etmişti; Malik’in özlemini çektiği o dönem geldiğinde, onlar “Lebbeyk” diyerek ortaya çıkacaklardı. “Ben”i ve “biz”i aşmış, Allah’a ulaşmış insanlar… Ne çıkar peşindeydiler ne de varlık-yokluk kaygısı taşıyorlardı. Gönüllerini Hz. Muhammed’in (s.a.a.) saf İslam’ına bağlamış, Ali bin Ebu Talib’yi imam, önder ve rehber kabul etmişlerdi. Ondan bir işaret geldiğinde, onlar koşarak yerine getirirlerdi.

Hiç kuşkusuz Ammar, o hüzünlü günlerde, şehit imamımızın ifadelerinde “Humeyni Çağı” olarak anılan dönemi tarif ediyordu.

2- 1979 yılının başlarında, Mısırlı ünlü gazeteci ve yazar Mohamed Hassanein Heikal, Tahran’da Ruhullah Humeyni ile görüşmüştü. Heikal, bu görüşmeye dair anılarını yaklaşık yüz sayfalık bir kitapta yayımlamıştır.

Heikal şöyle yazmaktadır:

“İmam Humeyni’yi, İslam’ın ilk dönemindeki Peygamber sahabelerinden biri gibi gördüm; sanki bir mucizeyle 1400 yıllık zaman tünelinden geçerek günümüze gelmişti. O, Ali’nin (a.s.) şehadetinden sonra komutansız kalan askerlerini yeniden toplamak ve onlara önderlik etmek için gelmişti ve ben bu gücü onda gördüm.”

Heikal, “Velayet-i Fakih” anlayışını, Hz. Ali’nin (a.s.) hâkimiyetinin bir sembolü ve onun devamı olarak değerlendirerek şöyle demektedir:

“Velayet-i Fakih, Ali’nin İslam’ın ilk döneminde yaptığı bir ‘mayın’dı; Humeyni ise onu 20. yüzyılda emperyalizmin ayakları altında patlattı.”

3- Eski Knesset üyesi olan Siyonist haham ve siyasetçi Michael Ben-Ari, “Ramazan Savaşı” olarak adlandırdığı çatışmalarda ABD ve İsrail’in başarısızlığının ardından şunları söyledi:

“Humeyni Devrimi artık bir modele dönüştü. İran, Mısır, Libya, Romanya ya da Venezuela gibi değil. Onlar, İslami ve Şii düşünce temelinde İmam Ali’nin (a.s.) yolunun devamı olduklarına inanıyorlar.

Humeyni Devrimi’nde yaşanan şey, Ali’nin (a.s.) yolunun aynısıdır. Onlar İran İslam Cumhuriyeti’ni kurmayı başardılar ve bu, bütün İslam dünyasında domino etkisi yaratan bir modele dönüştü.

Hizbullah bu devrimin ürünüdür; aynı şekilde Hamas, Ensarullah ve Haşdi Şabi de…

Peki onlara asıl gücü veren nedir?

Humeyni Devrimi; yani Ali’nin devrimi.

Bugün İran’da savaşan insanlar ve savaşan rejim, İslam için savaşıyor, Ali (a.s.) için savaşıyor. Onların zihniyetini anlamak bizim için zor. Onlar, 1400 yıl sonra ortaya çıkan bu büyük İslami kazanımı korumak için sahip oldukları her şeyi vermeleri gerektiğine inanan bağlı ve inançlı insanlardır.

Dürüst olmak gerekirse, İran kendi değerler sistemi içinde ve halkının önemli bir bölümünün gönlünde, Humeyni ve Hamaney’in görüşlerini yerleştirmeyi başarmıştır.”

 

Bu Haberi Paylaş
Yorum Bırakın