Çocuk Gelin Mevzusu

rasthaber
Rasthaber –  Eski klişe betimleme bir tabir var: “Deveye ‘Boynun
eğri’ demişler, o da ‘Nerem doğru ki?’ demiş.” Maatteessüf ki bugün ve
tarih boyunca İslâm ümmetinin hâline pür melâline baktığımızda deve örnekliği
durumu karşımıza çıkmaktadır. İslâm ümmeti Sevgili Peygamberimiz ahirete
irtihâl ettikten sonra (medeniyet ve uygarlık bazında) hiçbir zaman olması
gerektiği yerde olmadı. Bir başka deyişle, Allah Resulü’nün kamusal alanla
ilgili tesis etmiş olduğu müesses nizam ve üniter site devlet yapısı
muvacehesinde kurmuş olduğu medeniyet projesine ümmet gereği gibi sahip
çıkmadı. Devlet düzeninde fay hattı kırılması ve eksen kayması yaşanınca bu
olumsuzluktan sosyal yaşam ve aile yapıları da nasibini aldı. “Balık
baştan kokar” misali devlet yapısı darbe yiyip sarsılınca millet de aile
yapılarıyla birlikte sarsıldı. Bunu en bariz bir şekilde İmâm Ali’nin 5 yıllık
yönetiminde görüyoruz.

Ne üzücüdür ki, İmâm Ali İslâm’ın devlet düzenini tahkim
etmek ve İslâm medeniyetini kaldığı yerden hayata hakim kılmak için Cemel,
Sıffin ve Havariç ashabına karşı savaşmak zorunda kaldı. Bu savaşların üçü de
“iç savaş”tı…

Görüldüğü üzere ümmet daha yolun başında sınıfta kalmıştı.
Ümmet deve metaforunu daha yolun başında hak etmişti. Sonra ne mi oldu?
Emevîler iş başına geçti ve İslâm tamamen tersyüz edilerek Cahiliye dönemine
rücû edildi. Bilindiği üzere Cahiliye döneminde kadın ve kız çocukları çok kötü
muameleye maruz kalıyordu. Kadın mirastan ve en tabii insan haklarından mahrum
edildiği ve insan yerine konulmadığı gibi Emevîler döneminde de aynı muameleye
maruz kalmaya başladı. Özellikle kölelik sistemi ve cariye muamelesi geri
getirildi. Komşu beldelere yapılan saldırılarda ele geçirilen evli-bekâr
kadınlar ve kız çocukları köle pazarlarında satışa sunuldu. Bu mazlum bayanlar
satışa sunulmadan önce saraya getirilerek güzel ve çekici olanları ayıklanıp
saray hizmetine verildi. Özellikle yaşı ufak olan kız çocukları saraylarda
cariye (seks kölesi) olarak kullanılıyordu. Bu yaptıkları pedofillere özgü
icraatlarını meşrulaştırmak için Allah Resulü’ne iftira atarak Aişe validemizin
Peygamberimiz’le 6 yaşında nişanlandığını, 9 yaşında evlendiğini iddia ettiler.
Bu tezvirata inanan halk kendi kızlarını da küçük yaşta evlendirmeye başladı.
Kısacası “çocuk gelin” geleneğini başlatan ve bunun toplumda
yaygınlaşmasına sebep olan Emevîlerdir. Asıl suçlu olanlar ise, bu işe çanak
tutup fetva veren (saraylara yerleşmiş) din tacirleridir. Zira Allah Resulü’ne
atılan iftirayı doğruymuş gibi kayıt altına alan, fıkhî bir kural olarak halka
fetva veren ve literatüre/kaynak eserlere yerleştiren kendileridir. Bir de
menfîye meyyâl insanlar işin içerisine girince kaçınılmaz olarak “çocuk
gelin” geleneği tarih boyu İslâm coğrafyalarında neşvü nema buldu.
Kısacası olay sadece savaşlarda ganimet olarak ele geçirilen kız çocukları ile
sınırlı kalmadı. Bu durum, verilen fetvalarla ümmet bünyesinde örfî ve töresel
olarak geçerli bir uygulama hâline geldi. Yüzeysel olarak duyduğumuz kadarıyla
bu uygulama bugün Pakistan, Afganistan ve Doğu Anadolu’nun bazı bölgelerinde
hâlâ uygulanmaktadır. Küçük yaşta evlendirilip hayatları karartılan kız
çocukları bu Emevî geleneğinin kurbanları olmaktadırlar. Bu kurbanların çoğu
içlerinde yaşadıkları fırtınalı ve kâbuslarla dolu hayatlarını ne yazık ki
sinelerine çekip katlanmaktadırlar. Zira ne anne-babaları, ne de şikayet
edecekleri bir merci vardı. Ebeveyn diyordu ki: “Bu evden gelinlikle
çıktın, ancak kefenle geri dönersin.” Yani öl ama baba evine geri dönme!
Hâl böyle olunca katlanmaktan ve çile çekmekten başka geriye bir şey
kalmıyor…

En son bir çığlık ve bir feryat olarak basına yansıyan bir
hadise günlerdir kamuoyunu meşgul etmektedir. Televizyon kanalları ve sosyal
medya bu konuyu günlerdir tartışmaktadır. Doğruluğu henüz tespit edilmemiş,
ancak kurban olarak kendisini tanıtan bayan 6 yaşında evlendirildiğini, 7
yaşında tecavüze uğradığını iddia etmektedir. İsmailağa Cemaati’ne yakınlığı
ile bilinen Hiranur Vakfı’nın kurucusu Yusuf Ziya Gümüşel’in kızı H.K.G. yapmış
olduğu itiraflar ve 2012 yılında verdiği ilk şikayetin ardından açılan
soruşturmanın üstü tartışmalı bir şekilde kapatılmış. Bugün tekrar basına yansıyan
ve ortalıkta gezen iddianın gerçekliğiyle alâkalı elbette somut olarak herhangi
bir bilgiye vakıf değiliz. Söz konusu bayanın iddiası ve itirafları üzerine
mesele mahkemeye taşınmış ve adlî makamlar bu işin üzerine gitmiş. Şu an doğru
olup olmadığı araştırılıyor. (An itibariyle söz konusu kızın babası
tutuklanmış.) Bazıları tarafından bu olay münferit bir vaka olarak görülse de
işin aslı sosyal bir gerçeklik olarak “çocuk gelin” olgusunun hâlâ
yaygın olması. Bu istismarın önüne geçmek için TCK’da yeni yasal önlemler
alınmış. Ancak bu yeni yasalarla kaş yapayım derken göz çıkarılmakta. Öyle ki,
yasalarda evlenme yaşı 18 olarak belirlenmiş, bu yasa yürürlüğe girmeden önce
17 yaşında evlenmiş bir bayan tespit edildiğinde kocası tecavüz suçlaması ile hapse
atılmaktadır. Bu şekilde mağdur olup hapse atılan gençlerin sayısı bir hayli
yekûn tutmaktadır. Yine bu bağlamda bayanlar mağdur olmaktadır. Bu sebeple
kocası hapiste olan bayanın geçim için maişet derdi omuzlarına binmektedir.
Hele bu bayanın bir iki tane çocuğu varsa geçimini nasıl tedarik etsin?
İstanbul Sözleşmesi her ne kadar lağv edilmiş olsa da İstanbul Sözleşmesi’nin
muadili olan 6284 sayılı kanun yürürlükte. Bu yasadan dolayı söz konusu
ettiğimiz mağduriyetler devam etmektedir. Aile Ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı bu
işe ivedilikle el atmalı. Biz bu konuda Kudüs TV olarak defaatle program
yaptık, kamuoyumuzu bilgilendirip mağdur ailelerin duygu ve düşüncelerine
tercüman olduk. Çocuk Ve Aileyi Koruma Derneği Başkanı Sayın Hatice Sunci
olsun, aynı dernekte görev alan Sayın Cem Kanıbir olsun (kendisi ile bu konuda
defaatle program yaptık), ayrıca bu konuya hassasiyet gösteren Sema Maraşlı
Hanımefendi TV programlarında yapmış olduğu beyanatlarla kamuoyunu
bilgilendirmek ve Aile Ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’na vazifesini hatırlatmak
bağlamında faydalı olduğu kanaatindeyiz. Elbette söz konusu bakanlığın bağlı
olduğu hükümet ve cumhurbaşkanlığı makamı, yani Sayın Erdoğan bizzat bu işe el
atmalıdır. Madem ki başkanlık sistemini getirdiler ve inisiyatif Sayın
Erdoğan’da, şu hâlde bu işe bizzat Erdoğan müdahil olsun. Kısacası kamuoyumuz
ivedilikle 6284 sayılı kanunun iptalini istemektedir. Aynı kapsamda “çocuk
gelin” mevzusu yasal düzenlemelerle hâlledilmiş gözükse de istismarların
önü alınması için yeni caydırıcı müeyyideler getirilmelidir. Vesselâm…


Hazım Koral

Bu Haberi Paylaş
Yorum Bırakın