Deprem, Arap Ülkelerinin Şam’a Dönmesi İçin Bir Fırsat

rasthaber
Rasthaber –   Suudi gazetelerinden Şarku’l Avsat,
son ölümcül depremin “Arap ülkelerinin Şam ile ilişkilerini normalleştirme
kartları” üzerindeki etkisini değerlendirdi ve Beşşar Esad’ın yakında
Umman ve BAE’ye ziyarette bulunacağını açıkladı.

6 Şubat Pazartesi günü Türkiye ve
Suriye’yi sarsan ve şu ana kadar yayınlanan istatistiklere göre on binlerce
Türk ve Suriye vatandaşının hayatını kaybetmesine neden olan deprem, bu krize
nasıl yanıt verileceği ve özellikle ABD ve Batı yaptırımları altındaki
Suriye’deki deprem kurbanları olmak üzere depremzedelere nasıl yardım
sağlanacağı konusunda Batı ve Arap dünyasında temel sorunlar yarattı.

Londra’da yayınlanan Suudi
Arabistan gazetesi Şarku’l Avsat, dün gazetede bu konu hakkında bir makale
yayınladı ve şunları yazdı: ‘Bu deprem, Şam ile Arap ve Batı ilişkilerinin
normalleşme kartlarını hareket ettirdi.

Suriye hala Arap Birliği
çerçevesinin dışındadır ve birçok Arap ülkesi Şam’la ilişkilerini kesme
durumunda ve Suriye kurum ve kişiliklerine karşı uzun bir ekonomik yaptırımlar
ve suçlamalar listesi var. Ancak son deprem durumu değiştirdi ve ilişkideki
durgunluğu hareketlendirdi.

Şam’la temas halinde olan ya da bu
normalleşmeyi isteyen Arap ülkeleri gerek telefon görüşmeleri gerekse Suriye’ye
yaptıkları resmi ziyaretlerle, bu felaketi adımlarını hızlandırmak için bir
platform olarak gördüler.

Esad’ın önümüzdeki saatlerde Umman’ın
başkenti Maskat’ı, ardından da BAE’yi ziyaret etmesi bu çerçevededir. Öte
yandan bazı Arap ülkeleri, İran’ın Şam ile ittifakını sürdürmesinin gölgesinde,
mültecilerin dönüşü için gerekli koşulları sağlama ve Suriye krizini çözme
konusundaki tutumlarında hâlâ ısrarcıdır.

Aynı şey Avrupa ülkeleri ve AB’nin
Suriye’ye yönelik pozisyonunun birliği için de geçerli. Çünkü İtalya,
Yunanistan, Kıbrıs ve Avusturya gibi geçmiş yıllarda mevcut durumu isteyen
ülkeler artık daha güçlü bir pozisyonda olduklarına inanıyorlar ve “üç hayırı”
talep ediyorlar; normalleşmeye hayır, yeniden yapılandırmaya hayır ve siyasi
süreçte ilerleme kaydedilmeden yaptırımların kaldırılmasına hayır diyorlar.

Öte yandan diğer Avrupa ülkeleri
ve ABD geçtiğimiz günlerde bir karşı saldırı gerçekleştirmek için koordinasyon
toplantıları düzenleyerek şu açıklamalarda bulundu: ‘İnsani bir felaket olduğu
ve Türkiye ve Suriye’de tıp merkezlerinin yeniden inşası için yardım ve katılım
taleplerinin yanıtlanması gerektiği doğrudur. Ancak bu, “üç hayırdan” vazgeçmek
veya siyasi süreci terk etmek anlamına gelmiyor.’

Avrupalıların Suriye’ye yönelik
pozisyonlarındaki bu bölünmeler, Avrupa Birliği’nin önümüzdeki ay sonunda
Suriye ve Türkiye için çağrıda bulunduğu yeniden yapılanma konferansındaki
pozisyonunda da ortaya çıktı. Çünkü Şam ile ilişkilerini normalleştiren
ülkeler, Suriye hükümetini konferansa davet ederek siyasi gündeminden vazgeçmek
istiyor. Ayrıca, Suriye konusunda gerçekçi adımlar atmak ve Avrupa
mutabakatından uzak bir şekilde Şam ile doğrudan ve tek taraflı adımlar atmakla
tehdit etmek için önümüzdeki Haziran ayında Brüksel’de yapılacak bağış
konferansını iptal etmek istiyorlar.

Ukrayna’daki savaşın başlamasından
bu yana Suriye unutuldu ve bölgesel ve uluslararası öncelikler listesinde yer
almıyor. Deprem felaketi, siyasi ilişkilerde yeni bir hareketlenmeye neden
olmuş ve Arap ve Arap olmayan ülkeler tarafından Şam ile birçok siyasi temas
kurulmuştur. Depremden sonra Beşşar Esad, birkaç telefon aldı ve bunlardan
bazıları eşi görülmemiş görüşmelerdi. Bunlardan en önemlisi Mısır Devlet
Başkanı Abdülfettah Sisi’nin telefonu ve Ürdün Dışişleri Bakanı Eymen el
Safadi’nin yıllardır ilk kez Şam’a yaptığı ziyaretti.

İlk başta diplomatik bir boşluk
vardı: Batılı ülkeler, Türkiye’den Suriye’nin kuzeyindeki muhalif bölgelere
açılan sınır kapılarının açılmasını talep eden yeni bir BM kararı çıkarmak
istedi. Moskova başlangıçta, erken iyileştirme ve yeniden inşa projelerinde
Batı mali kaynaklarının artan payı karşılığında bunu kabul etmeyi içeren bir
takas düşündü. Ama sonunda Şam ile Arap ve uluslararası temaslar, alternatif
bir dolaylı anlaşmayla sonuçlandı. Öyle ki Esad, Suriye’nin tüm ülke toprakları
üzerindeki egemenliğine bağlı kalarak, üç aylığına Türkiye’den kuzey Suriye’ye
iki sınır kapısının daha açılmasını ve hükümet kontrolündeki bölgelerden
İdlib’e yardım gönderilmesini kabul etti. Ardından Washington, Joe Biden
yönetiminin öncelikleri doğrultusunda insani yardıma zarar vermemek için bazı
banka havalesi yaptırımlarını altı ay süreyle askıya aldı.

Bu Haberi Paylaş
Yorum Bırakın