Erdoğan Körfez Turu Dönüşü Gazetecilerin Sorularını Yanıtladı

rasthaber
Rasthaber –  Cumhurbaşkanı Erdoğan, Körfez Turu dönüşü gazetecilerin
sorularını yanıtladı.

‘Düşmanları azaltmak, dostları ise çoğaltmak bizim
siyasetimizin bir yol haritası’

Erdoğan, dış politikada Türkiye’nin değişen tavrını şu
sözlerle anlattı:

“Tabii ki düşmanları azaltmak, dostları ise
çoğaltmak bizim siyasetimizin bir yol haritası. Bunu devam ettiriyoruz.
Vilnius’ta bunu çok açık net gördüm. Orada kimlerle, nasıl görüşmeler
yaptığımızı sizler de müşahede ettiniz. Eğer bu olmamış olsaydı bizim bazı
ülkelerle hiç görüşme yapmamız gerekirdi. Biz, bu görüşmeleri yaparken bir şeyi
ispat ettik. O da neydi? Düşmanı azaltmak, dostu çoğaltmak gayreti
içerisindeyiz. Eğer Türkiye, bir güç kazanıyorsa bu gücü bu politikalarıyla
kazanıyor. Bundan sonraki süreçte de bu şekilde devam ederek, bölgesel ve
küresel güç olmanın adımlarını atmaya devam edeceğiz. Türkiye, bölgesel
ve küresel arenada önemli bir aktör, oyun kurucu bir ülke. Küresel meselelerde
kararsızlığın hâkim olduğu bir atmosferde, ülkemiz istikrarlı yönetimi ve
politikalarıyla öne çıkıyor. Her meselede insanı merkeze alan, insan onurunu
korumaya çalışan Türkiye, Batı, Ortadoğu, Uzakdoğu, Afrika ve Arap
coğrafyasıyla aynı anda dostluk ilişkileri kurabilen yegâne ülkedir. Biz ilk
günden itibaren ilkeli ve kararlı bir dış siyaset yürütüyoruz. İhtilaflı
konuları çözüme kavuşturarak, ilişkileri güçlendirmeyi iktidara geldiğimiz ilk
andan itibaren savunuyoruz. İlişkileri güçlendirme, yeni dostlar kazanma
süreçlerini “restorasyon” olarak göremeyiz. Türk dış politikası her zaman milli
çıkarlarını, menfaatlerini esas alan bir eksendedir. Dün böyleydi, bugün de
böyle, yarın da böyle olacak. Bizim dostluğumuzu kazanan ya da kazanacak diğer
ülkeler için yeni bir dönemin başlangıcı diyebiliriz.
“

‘Adaların silahlandırılması meselesi sadece Yunanistan
ile ilgili değil’

Miçotakis ile adaların silahlandırılması konusunda
konuştuğunu söyleyen Erdoğan “Bunu Sayın Başbakan Miçotakis ile
çok açık, net konuştuk. Yani bu adaların silahlandırılması meselesini. Nitekim
konuyla ilgili Dışişleri Bakanım kendi muhatabıyla da bunları konuştu,
konuşuyor ve konuşacak. Tabii bu iş sadece Yunanistan’dan kaynaklanmıyor, malum
Beyaz Saray’daki dostları ve lobi, sürekli olarak bunları tahrik ediyor. Bu
tahrik neticesinde de zaman zaman arzu edilmeyen durumlar meydana geldi.
Dışişleri Bakanımız Hakan Bey kendi muhatabıyla görüşüyor, Danışmanım Çağatay
Kılıç’ın Miçotakis’in özel temsilcisiyle olan münasebetleri bu süreci çok daha
farklı kılacaktır. Bunu da süratle aşacağımıza inanıyorum
” dedi.

‘İsveç’in verdiği sözlerin takipçisi olacağız’

İsveç’in NATO üyeliği konusunda da değerlendirmede bulunan
Erdoğan, “Görüşmelerimizde İsveç tarafının verdiği sözlerin,
garantilerin takipçisi olacağız” dedi ve ekledi:

“İsveç’in NATO üyeliğiyle ilgili düzenleme Meclis’
sevk edildiğinde, süreç TBMM çalışma takvimine göre şekil alacak.
Görüşmelerimizde İsveç tarafının verdiği sözlerin, garantilerin takipçisi
olacağız. İsveç’in atacağı adımlara göre de biz harekete geçeriz. NATO’un en
güçlü ikinci ordusuna sahip, NATO’nun adeta lokomotifi Türkiye’nin Avrupa
Birliği üyeliği de Birliğe canlılık ve güç katacaktır. İsveç’in, ülkemizin
üzerinde hassasiyetle durduğu terör örgütleriyle mücadele ve teröristlerin
iadeleri konusunda somut adım atması kendi lehine olacaktır. Verilen sözlerin,
garantilerin yerine getirilmesini bekliyoruz.”

‘Mısır ile ilişkilerin geliştirilmesi ekonomik
potansiyelimizi artıracaktır’

Türkiye’nin Mısır ve İsrail konusunda attığı adımların da
olumlu sonuçlarına dikkat çeken Erdoğan şunları söyledi:

“Bu Körfez ziyaretimde liderlerle yaptığımız
özel görüşmede gördüm ki Mısır konusunda attığımız adım onları ciddi manada
memnun etmiş. Hepsi de bize teşekkür etti. Yani Mısır ile büyükelçilerin
atanmış olması, bizler için bölgede yeni bir gelişmenin olması durumudur.
Bundan dolayı memnun olduklarını gördüm. Şimdi gerek bakan arkadaşlarımız gerek
iş insanlarımız Mısır ile ilişkilerini geliştiriyorlar. Mısır ile ilişkilerin
geliştirilmesi özellikle ekonomik potansiyelimizi de ciddi manada artıracaktır.
Bir de Libya ile doğal gaz noktasında attığımız adımlar, aldığımız mesafeler
var. Bu da birilerini rahatsız etmişti. Bu gelişmelerle birlikte Türkiye’nin
Mısır ile ilişkileri çok daha farklı bir şekilde gelişecektir. Önümüzde
Libya’ya inşallah bir ziyaretim olacak. Libya ile birlikte belki Kuzey
Afrika’da bazı ülkelere de bir ziyaret turu düzenleme durumumuz olabilir. Bu
ziyaretleri yapmadan mesafe almanız mümkün değil.”

‘Tüm bu anlaşmalar maddi karşılıklarının ötesinde Körfez
ülkelerinin Türkiye’nin ekonomisine, sanayisine güvenlerinin göstergesidir’

Körfez turunda atılan ekonomik adımlar ve anlaşmalardan da
bahseden Erdoğan, anlaşmaların önemini vurguladı:

“Suudi Arabistan ve Katar’ın da Birleşik Arap
Emirlikleri gibi attığı ve atacağı, iş insanlarımızla yaptıkları görüşmeler
var. Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed Bin Selman ile yaptığım ikili
görüşmede oranın da çok ciddi bir potansiyeli bulunduğunu, adımlar atılacağını
bizzat kendileri ifade ettiler. O toplantıyı Dışişleri Bakanımız Hakan Bey ile
birlikte Veliaht Prens Muhammed Bin Selman ile yaptık. Oradan da doğrusu ciddi
manada umutluyuz. Katar ile ilişkilerimiz olumlu seyretmeye devam ediyor. Orada
da Katar Emiri Şeyh Temim, adımları atmaya devam edeceklerini söyledi. Malum en
önemli adım da deprem döneminde 10 bin konteyner göndermeleri oldu. Dünya
Kupası’nda kullandıkları konteynerleri deprem bölgesinde sağlıklı bir şekilde
dağıttık, bölgeye yerleştirdik. Bundan sonraki sürece yönelik yine buna benzer
adımları atmaya devam edeceklerini söylediler. Birleşik Arap
Emirlikleri ile enerji, ulaştırma, altyapı, lojistik, e-ticaret, finans,
sağlık, gıda, turizm, emlak, inşaat, savunma sanayii, yapay zeka ve ileri teknolojiler
gibi alanlarda büyük anlaşmalar imzalandı. 50.7 milyar dolar tutarında devasa
ölçekli bir anlaşma yaptık. Öte yandan bu Körfez ziyaretimiz sırasında yine
Cumhuriyet tarihimizin en büyük savunma ve havacılık ihracatı sözleşmesine imza
atıldı. Tüm bu anlaşmalar maddi karşılıklarının ötesinde Körfez ülkelerinin
Türkiye’nin ekonomisine, sanayisine güvenlerinin göstergesidir. İmzalanan
anlaşmalar çerçevesinde yatırımları Türkiye’de gerçekleştireceğimiz gibi bu
ülkelerin yanı sıra üçüncü ülkelerde de ortaklıkları, işbirliklerini
geliştirerek, çeşitlendirerek gerçekleştirebileceğiz.”

‘Sığınmacıların dönme arzusu net’

Sığınmacılar konusunda projelerin sonuç verdiğini belirten
Erdoğan “Suriyeli sığınmacılarla alakalı Suriye’nin kuzeyinde briket
evler yapım çalışması devam ediyor. Şu an 100-150 bin briket ev rakamına
ulaştık. Bunları yaptıkça da Suriyeli sığınmacı kardeşlerimiz geri dönmeye
başladılar. Şu an itibariyle dönüş yapan sığınmacı rakamında 1 milyonu
yakalamış olabiliriz. Bundan sonraki süreçte bu daha da artacaktır. Özellikle
de Katar, Suriye’nin kuzeyindeki bölgede hazırlanan projeyi destekliyor. Bu
proje ilerledikçe sığınmacılardan oraya dönüşlerin daha da artacağına
inanıyorum. Zaten sığınmacıların gönüllü olarak dönme arzusu çok açık, net
ortada. Onlar da topraklarına dönmenin hasreti içerisinde Filistin konusunda
Körfez ülkesi olan kardeşlerimizin bizden farklı bir yanı yok. İsrail ilgili de
bizim yaptığımız bazı görüşmeler var. Gelecek hafta 25 Temmuz Salı günü
Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas’ı, ardından da 28 Temmuz Cuma günü İsrail
Başbakanı Netanyahu’yu ülkemizde misafir edeceğiz. Bu ziyaretlerle de bazı
adımları atacağız ve süreç daha da hızlanmış olacak”
 dedi.

‘İlk defa Netanyahu ile bir temas kuruyoruz’

Netanyahu’nun Türkiye ziyaretinin de sıcak bir dönemin
başlangıcı olmasını ümit ettiğini belirten Erdoğan “Burada
zaten en sağlıklı proje, Türkiye üzerimizden doğal gazın Avrupa’ya ulaşmasıdır.
Yoksa Akdeniz’den Avrupa’ya doğal gaz sevkiyatı maliyetleri itibarıyla çok
fazla. Ama Türkiye’den olduğu zaman hem Türkiye olarak bunu kullanma noktasında
karlı bir sürece girmiş olacağız hem de Avrupa’ya bu işin naklinde belli bir
oran imkânımız olacak. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanımız Berat Bey’in
döneminde böyle bir adım atılmıştı. O adım kesintiye uğradı. Şimdi ise bu
atacağımız adımla ilk defa Netanyahu ile bir temas kuruyoruz. Temennim odur ki
bu gelişme, Türkiye-İsrail ilişkilerinde çok daha sıcak bir dönemin başlangıcı
olsun
” dedi.

‘Rusya’nın da bazı beklentileri var’

Gazeteciler Erdoğan’a “İsveç’e
NATO’da yeşil ışık yakılması, Türkiye’nin arabuluculukta önemini azalttı
”
iddialarını da sordu. Cumhurbaşkanı Erdoğan şunları aktardı:

“Onların bu görüşlerine katılmıyorum. Tam aksine biz,
şu anda Rusya ile ilişkilerimizi devam ettiriyoruz. Gerek Dışişleri Bakanım
Hakan Bey gerek MİT Başkanım İbrahim Bey görüşmelerini devam ettiriyorlar.
Görüşmelerle birlikte çok yakın bir zamanda Sayın Putin ile ama telefon
diplomasisi ama aramızda daha önce konuştuğumuz Türkiye ziyareti ile inşallah
bu işi belli bir yere bağlayacağız. Rusya’nın da bazı beklentileri var.
Bunların aşılması halinde Rusya bu tahıl koridorunun aktif çalışmasından yana. Karadeniz
Tahıl Girişiminin sonlandırılmasının küresel gıda fiyatlarını artırmasının yanı
sıra bazı bölgelerde kıtlık ve ardından yeni göç dalgalarına kadar uzanan bir
dizi etkisi olacaktır. Bunun önüne geçmek için inisiyatif almaktan geri
durmayız. Sayın Putin ile konuyu etraflıca konuşarak, bu insani hareketin
devamını temin edeceğimize inanıyorum. Kendisinin de Batılı ülkelerden bazı
beklentileri olduğunu biliyoruz. Bu konuda da Batılı ülkelerin harekete geçmesi
gerekmektedir. Karadeniz Tahıl Girişimiyle dünya piyasalarına 33 milyondan
fazla tahılın sevkini sağladık. Küresel salgının, ekonomik krizin ardından
sonuçları çok daha ağır olacak küresel bir gıda krizinin önüne geçtik.
Sonuçları itibariyle bu kadar hayati olan bir girişimin devam etmesi insanlığın
hayrınadır. Diplomasinin tüm enstrümanlarını kullanacak, tüm gayretimizi bu
meseleye yoğunlaştıracağız. Savaş ortamında insanlığa hizmet eden bir uzlaşı
sağlandı ve bunun devam etmesi için elimizden geleni yapacağız. Türkiye’ye
dönüşte Sayın Putin ile görüşmelerimi gerçekleştireceğim. Öncelikle telefon
diplomasisini kullanacağız. Sayın Putin’in ağustos ayında planlanan ziyareti de
gerçekleşirse bu hususları tüm ayrıntısıyla görüşeceğiz. İnanıyorum ki süreç
uzamadan, Karadeniz Tahıl Girişiminin devamını sağlayacağız.”

‘Memura, işçiye ve emekliye bütçe şartlarını zorlayarak
yapabileceğimiz en iyi zammı yaptık’

Erdoğan memur zammı ve emekli maaşları konusunda da
değerlendirmelerde bulundu:

“Akaryakıtta Hazine ve Maliye Bakanlığımız vergi ile
alakalı bir düzenleme yaptı. Özellikle ÖTV’nin maktu olmasından dolayı çok uzun
zamandır enflasyon güncellemesi yapılmamıştı. Bu nedenle ÖTV’de böyle bir
artışa gidildi. Özellikle 6 Şubat depremlerinin getirdiği yoğun mali yük, bu
anlamda bütçenin ihtiyaçları kapsamında böyle bir düzenlemeye ihtiyaç duyduk.
Tüm bunlara rağmen akaryakıt fiyatlarında Türkiye, Avrupa’nın en ucuz
ülkelerinden biri. Akaryakıtta zaten bir otomatik fiyatlandırma mekanizması
var. Dünyadaki fiyatlar çerçevesinde belirleniyor. ÖTV artışıyla yapılan da
depremin etkileri, depremle mücadele ile alakalı Türkiye’nin ihtiyaçları
kapsamında yapılmış bir vergi düzenlemesidir. Emekliler noktasında da yıl sonu
itibarıyla yeniden bir değerlendirme yapmamız söz konusu. Memura,
işçiye ve emekliye bütçe şartlarını zorlayarak yapabileceğimiz en iyi zammı
yaptık. Kimseyi enflasyona ezdirmeyeceğimize dair söz verdik ve şu ana kadar da
ezdirmedik. SSK ve BAĞ-KUR emeklilerimize enflasyon zammına ilave refah payı
verilerek zam oranını yüzde 25’e yükselttik. Memur emeklilerine de aynı şekilde
yüzde 25 oranında zam yapıldı. Enflasyonun üzerinde artışlar yapıldı. Biz
memurumuza, çalışanımıza, emeklimize bu zamları yaparken, bazı fırsatçı,
açgözlüler de adeta vatandaşın cebine elini uzatıyor. Bu fırsatçılara izin
vermeyeceğiz. Ticaret Bakanlığımız, denetimlerini sıklaştırdı, cezai işlemleri
artırıyoruz.”

‘Gabar’daki petrol henüz halkın cebine girmeye başlamadı’

Gabar’da keşfedilen petrole ilişkin de ayrıntıları şöyle
anlattı Erdoğan:

“Gabar’daki petrol henüz halkın cebine girmeye
başlamadı. Şu anda çıkarma safhasındayız. Ve inşallah bunu çıkarıp da devletin,
hazinenin kasasına, kesesine girmeye başladığı andan itibaren Gabar petrolü de
süratle inşallah vatandaşımıza yansıyacak. İnşallah en uygunu, ideali neyse biz
onu vatandaşımıza yansıtırız. Karadeniz’deki gaz rezervi Ağustos
2020’de keşfedildi. Nisan 2023 itibariyle Faz-1 kapsamında planlanan 10 kuyu
devreye alındı. Böylelikle de Karadeniz gazı sisteme dâhil oldu, evlerimizde
kullanmaya başlandı. Nisan ayında konutlarda doğalgazı 1 ay bedava, 1 yıl
boyunca da 25 metreküpe denk doğalgazı ücretsiz yaptıysak Gabar petrolü de
sistemimize entegre edildiğinde vatandaşımıza bir yansıması mutlaka olacaktır.
Keşfi yapılan petrolün sisteme girmesi, yakıt olarak kullanılması biraz zaman
alacak. Öte taraftan Aile ve Gençlik Bankasının kaynağı bu Gabar petrolü ve
Karadeniz doğalgazı olacak. Bu konuda Norveç modelini önemsiyorum. Aile ve
Gençlik Bankasını bunun için kuruyoruz. Orada belli bir rezervi tutacağız. Bu
rezervden aileler, gençler istifade edecekler. Bu da vatandaşlarımıza başka bir
yansıması olacaktır.”

Erdoğan, “Gabar petrolü için bir süre var
mı?” sorusuna ise şu yanıtı verdi:

“Gabar petrolünün ekonomiye olumlu yansıması 2024’te
başlar. Şu anda günde 12-13 bin varil üretiyoruz. İnşallah 100 bin varile
çıkacak ve dolayısıyla Türkiye üretimini ikiye katlamış olacak, 2024’ün sonuna
kadar. Esas itibariyle devreye girme tarihi 2024 sonu diyebiliriz. Yaklaşık 100
kuyu açacağız. Şu anda Türkiye ve civar ülkelerdeki bütün sondaj makinalarını
oraya yönlendiriyoruz. Dağlarda kilometrelerce yol yapılıyor. Çok hummalı bir
çalışma var.”

‘Fahiş kira artışını durdurmak için ceza uygulayacağız’

Kira artışlarındaki dengesizliğe ilişkin de Erdoğan
“
Şimdi Bakanlığımızın konuyla ilgili çalışması var. Bu çalışmayla da
bunların üzerine üzerine gideceğiz. Yani bunların yanına bu kar kalmayacak. Fahiş
kira artışını ve konut fiyatlarını durdurmak için gerekirse ceza uygulamasına
da gideceğiz. Vatandaşlarımızı açgözlü bir avuç azınlığın kar hırsına kurban
edemeyiz. Vatandaşımızın alım gücünü düşürmemek, enflasyona ezdirmemek için
yaptığımız zamlara göz diken ev sahipleri bunun bedelini ödemek zorunda
kalacak. Hangi konuda olursa olsun fahiş fiyat artışlarına giden, piyasanın
dengesini bozan yaptığı davranışın cezasını çekecektir.” dedi.

‘Kongre yerel seçimin işaret fişeği’

Yerel seçim çalışmalarının işaret fişeğinin kongre olacağını
belirtti Erdoğan ve şunları ekledi:

“Bizim için süreç o akşam zaten başladı. Fakat
biliyorsunuz biz büyük kongre ile işareti verdik. Şimdi Ekim başı gibi inşallah
büyük bir kongre yapacağız. Bu kongre aslında yerel seçimlerin işaret
fişeğidir. Büyük kongremizle birlikte mevcut yönetimimizde bir yenilenmeyi
yapacağız. Bazı yerlerde adaylıklar sebebiyle boşalmalar olmuştu. Bu
boşalmaların olduğu illerimizin de süratle bütün başkanlarını atadık. Gerek ana
kademe gerek kadın kollarında bu atamalarımızı yaptık. Diğer taraftan
çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bizim CHP gibi bir derdimiz, sıkıntımız yok. Biz
şu anda Cumhur İttifakı olarak hedefe kilitlendik ve nerede, nasıl isimler
bulacağız buna çalışıyoruz. Yerel seçimlerde sadece parti iş görmüyor, adaylar
büyük önem arz ediyor. 30 büyükşehir, 51 il ve ilçe belediyelerinde gayet güzel
bir çalışma ve isabetli isimler bulmak suretiyle inşallah hazırlıklarımızı
sürdüreceğiz. Teşkilatımız çalışıyor, bu çalışmalar üzerinden biz
çalışmalarımızı zenginleştirerek devam ettiriyoruz. Kongre bu işin en önemli
güç kaynağı olacak.”

‘Gençlerimizi uyuşturucu gibi kötü alışkanlıklardan
korumak için devletimizin tüm imkanlarını kullanıyoruz’

ABD’deki uyuşturucu bağımlılarına yönelik görüntülerin
izletilmesi üzerine Erdoğan “Uyuşturucu satıcılarının yakalanmasında
eski İçişleri Bakanımız Süleyman Bey dönemi de dahil başarılı adımlar atıldı.
Görüldüğü gibi Amerika falan bu işte çok zayıf kaldı. Uyuşturucu büyük bir
felaket. Ve bu felaket karşısında insanlık tedbirini almalıdır. Olay zenginlik,
fakirlik noktası değil. Şimdi baktığınız zaman Amerika ekonomik olarak zengin
bir ülke ama zengin ülke olduğu halde bütün o bağımlıların hali ortada. Türkiye
olarak biz, bu konuda çok kararlıyız. Başta İçişleri Bakanlığımız olmak üzere
her türlü tedbirlerimizi alıyoruz. Emniyet teşkilatımız, Jandarma ile
çalışmalarını sürekli yapıyor ve üzerlerine üzerlerine gidiyoruz. Bu adımlar
caydırma, bu suçu işleyenlerin üzerine gitme noktasındaki kararlılığımızı
gösterme adımlarıdır. Buna aynen devam edeceğiz. Gençlerimizi
uyuşturucu gibi kötü alışkanlıklardan korumak için devletimizin tüm imkanlarını
kullanıyoruz. Uyuşturucuyla mücadele sadece ülkemizin değil bütün ülkelerin
ortak mücadele alanı olmalı. Terör ve uyuşturucu küresel mücadele gerektiren
konulardır. Türk güvenlik güçleri uyuşturucu ticareti yapanlara göz açtırmıyor.
Sokak satıcılarından uyuşturucu baronlarına kadar zehir tacirlerine Türkiye’yi
dar ediyoruz, edeceğiz. Diğer taraftan yerli, milli ve insani değerlerle
donatılmış bir değerler eğitimini önemsiyoruz. Bu konuda atılması gereken
adımları da tereddüt etmeden atacağız. Geleceğimizin teminatı olan
gençlerimizin heba olmaması için eğitime öncelik veriyoruz. Aile ve gençlik
bankamızla da gençlerimizin yanında olacağız. Bu konudaki çalışmalarımız da
süratle devam ediyor. Ümit ediyorum ki yakın zamanda müjdeli haberleri de
vatandaşlarımızla paylaşacağız
.”
 dedi.

 

Bu Haberi Paylaş
Yorum Bırakın