kuzeyinde hayatını kaybeden bir askerle, elinde satır olan bir kişinin
fotoğrafını sosyal medya üzerinden paylaşıp, “Soldaki aslan gibi
evlatlarımızı toprağa verip yerine sağdakileri vatandaş yaptık!” dedi.
Bu paylaşımın ardından son dönemde ırkçı açıklamalarıyla
gündem olan Ümit Özdağ, “Pelin Hanım, Türk Milletine korkmadan iki olayı
anlatmak zorundasınız. Suriyelilerin gelmeye başladığı dönemde bayan Davutoğlu
AK Partili kadın milletvekilleri ile konuşmasında ne söyledi? Geri kabul
anlaşması sırasında kim sizi neden genel kurulda üzerinize yürüyerek tehdit
etti?” diye sordu.
Özdağ’a yanıt veren Gündeş, şu ifadeleri kullandı:
Ümit Bey ben korkmam. 2011’de Akparti’nin Suriyeliler
politikasına karşı çıktığımı, bu politikanın yanlış olduğunu ve sığınmacıların
milyonları bulacağını Kızılcahamam kampında Sn Cumhurbaşkanı, parti
yöneticileri ve 1000’i aşkın Milletvekili ve teşkilat mensubu önünde söyledim.
AB Uyum Komisyonu üyesi olduğum 2013’te Geri Kabul Anlaşması’na
sert muhalefet ettim. Bu anlaşmanın Genel Kurula gelmesini engellemek için
bütün gücümle tek başıma mücadele ettim. Ancak tüm çabama rağmen Genel Kurula
geldi. Ben de Genel Kurulu terk ettim.
Hatta Akparti’nin yanlış göçmen politikasına dair eleştirilerim
ve Türk’üm dediğim için Akp beni partiden kesin olarak ihraç etti. Benden
intikam almak için eşime yüzlerce kumpas kuruldu. Yandaş basın deli saçması
iftira kampanyaları başlattı. Ben yine de yolumdan dönmedim!
Geri kabul anlaşması’nın engellenmesi için Genel Kurul’da
Dışişleri Komisyon Başkanı Volkan Bozkır’a gittim. Çünkü AB Uyum Komisyonundan
çıkıp Dışişleri Komisyonuna girecekti teklif. Bir hanıma söylenmeyecek sözler
şahsıma sarf edildi.
Sayın Davutoğlu’na bu anlaşmada anlaşma imzalandığı takdirde
AB üye ülkelerinden vize serbestiyeti alacağımız söylenmiş. Ancak anlaşmayı
okudum ben komisyon toplantısından önce. Böyle bir madde yoktu. Dolayısıyla o
dönemin Başbakanına da yaşan ve yanlış bilgi verilmiş.
…Zaten vize serbestisi diyalog süreci ile ilgili anlaşma
metninde madde de yoktu. Bayan Davutoğlu’na gelince…Yurtdışı komisyon
görevlerim olduğu için yurt dışında oluyordum genelde. Her davete
katılamıyordum. Bir tek davete katıldığımı hatırlıyorum. O da 2015’te
zannediyorum.
Orada Bayan Davutoğlu değil de bazı kadın milletvekillerinin
“inşallah bizim çocuklarımız bu sığınmacılarla evlenecek!” dediklerini
hatırlıyorum. Bu çok ağrıma gitti! İçime oturdu! Çok canım yandı! 2014-2015
gibiydi. Aradan 8 yıl geçmiş. Hafızamda bir tek bu var.
Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi üyesiydim. 4 ayda bir
Strazburg’da Genel Kurul olurdu. Genel Kurullara girmeden önce tüm raporları
okurdum. Türkiye’nin aleyhine maddeleri tespit ederdim. Bunların çıkarılması,
yerine lehimize madde koyulması için önergeler hazırlardım.
Türkiye’nin lehine olan bu önergeleri Genel Kurulda oylamaya
sunmam Mevlüt Çavuşoğlu tarafından sürekli engellenmeye çalışılıyordu. Nursuna
Memecan ve Mevlüt Çavuşoğlu beni hep bir köşeye çekip “Türkiye’yi savunan
önerge vermeyeceksin.” Şeklinde ifadelerde bulundular.
Ağır mobbing yapıldı 4 yıl boyunca. Daha sonraki yıllarda bu
ağır psikolojik şiddet nedeniyle bazı sağlık sorunları da yaşadım ama iyileştim
çok şükür Allah’ın yardımıyla. Ancak Avrupa Konseyi Genel Kurullarda Mevlüt
Çavuşoğlu şahsıma uygulan mobbingin dozunu kaçırdı.
Mevlüt Çavuşoğlu artık Avrupa Konseyinde ben önergeleri
Table Office’e götürürken yolumu kesiyor, “kapasitesiz, saygısız, şerefsizlik
vb” gibi ağır ifadeleri şahsıma kullanıyordu. Hiç aldırış etmeden Türkiye’yi
savunan önergeleri yine de oylamaya koydurttum.
Çavuşoğlu beni Tayyip Bey’e şikayet etmeye başladı. Tayyip
Bey beni dinlemedi hiç. Eşime de “grup disiplinine uymuyormuş” demiş. Tamam da
hangi grup disiplini? Pkklı teröristlerin aktivist yapılmasına sessiz kalmak
eğer grup disipliniyse kimse kusura bakmasın! Ben buna uymam!
