değerlendirdi, soruları yanıtladı.
Fidan, ABD’nin İran destekli gruplara düzenlediği saldırılara
yönelik soruya ilişkin, ABD’nin “ateşle oynadığını” vurgulayarak,
“Ateşle oynadığınız zaman o ateş her an yangına dönüşebilir. Kontrol
altına alınamayabilir. Burada bir riskle karşı karşıyayız. Bu kontrol altına
alınamamazlık meselesi bir tehdit olarak karşımızda duruyor” ifadelerini
kullandı.
Türkiye olarak bölgesel ortaklarla ve ABD ile sürekli
görüşüldüğünü dile getiren Fidan, “Bölgesel yayılmadan kaçınmak lazım.
Durum iyi değil. Daha büyük bir yayılmayla karşı karşıya kalabiliriz”
şeklinde konuştu.
İsrail’in güvenlik peşinde olmadığını belirten Fidan,
“İsrail güvenlik peşinde değil. İsrail daha fazla toprak peşinde.
Filistinlilere kendi devletini verdiği gün zaten İsrail güvende olacak.”
dedi.
Fidan, bölge ülkeleri olarak sorumluk almaya hazır olduklarını
defaatle ilettiklerini anımsatarak, “İki devletli çözümü gündeme
getirirken bu sefer farklı olarak, metodolojik olarak da garantörlük
mekanizmasını öne sürmemizin arkasında bu yatıyordu.” diye konuştu.
Uluslararası Adalet Divanı’nın (UAD) İsrail aleyhine açılan
“soykırım” davasında verdiği ihtiyati tedbir kararının fevkalade
önemli olduğuna işaret eden Bakan Fidan, “Öyle bir dram ile karşı
karşıyayız ki, ortaya koyacağınız tarihi bir başarı, eğer şiddetin kendisini, trajedinin
kendisini önleyemiyorsa bir anlam ifade etmiyor. Dolayısıyla bizim bir an önce
özellikle bu katliamın durdurulması meselesine yoğunlaşmamız gerekiyor”
değerlendirmesini yaptı.
Fidan, İsrail’in attığı bombalarla ve sebep olduğu yıkımla
hayatını kaybedenler konusunda büyük endişeler taşındığını söyleyerek 2
milyondan fazla insanın açlık ve salgın hastalıkla karşı karşıya kaldığına
dikkati çekti.
Gazze’de insanların rehin durumda olduğunu vurgulayan Fidan,
şöyle devam etti:
“Siz bunları belli bir coğrafi bölgede tutuyorsunuz,
içeriye yardım girmesine de izin vermiyorsunuz. Sizin kontrolünüz dışında giren
yardımları bombalıyorsunuz. Bu insanların yaşadığı altyapıyı yok ediyorsunuz. Suya,
elektriğe ve iletişime erişim imkanlarını kaldırıyorsunuz ve insanlar sizin
elinizde rehin. Bunun adını böyle koymak lazım.”
Fidan, “En son muhataplarımızla yaptığımız
görüşmelerde, şu anda bir teklif var ortada, masada, Hamas bunu kendi
içerisinde değerlendiriyor. Hamas’ın bir hedefi özellikle kalıcı ateşkes
karşılığında rehinelerin bırakılması karşılıklı olarak” ifadesini
kullanarak İsrail’in halen kalıcı ateşkes konusunda çok fazla hevesli
görünmediğini kaydetti.
Fidan, iki devletli çözüme geçilmesi gerektiğinin de altını
çizerek şunları kaydetti:
Filistin-İsrail meselesindeki sorunu uluslararası arenada
tanımlayan bazı kalıp cümleler var, onların da değişmesi gerekiyor ki,
özellikle hem dünya kamuoyunun bu konuya farklı bir bakış açısı getirmesi
lazım. Dolayısıyla onların baskı yaptığı devletleri de devlet organları da
farklı bakması lazım.”
Fidan, İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu’nun
politikalarının, esas itibarıyla taktik olarak başarılı adımlar atmış gözükse
de topyekun strateji olarak bakıldığında hem İsrail halkına hem Filistin
halkına hem bölgeye büyük fecaat getirdiğini söyledi.
İsrail’in yanıtlaması gereken sorunun, “(İsrail) Ben,
67 sınırlarıyla memnunum, başkasının toprağında da gözüm yok diyebiliyor
mu?” olduğunun altını çizen Bakan Fidan, dünya kamuoyunun da İsrail’e
soracağı sorunun da bu olması gerektiğini, kilit sorunun bu olduğunu vurguladı.
Türkiye-Mısır ilişkilerinin normalleştirilmesi sürecinin
büyük ölçüde tamamlanmış durumda olduğunu dile getiren Fidan, her iki tarafında
bunun faydasını gördüğünü, Mısır ve Türk halkının birbirine tarihi bağlarla
bağlı iki büyük millet olduğunu kaydetti.
