Hitler’in Propaganda Bakanı Joseph Goebbels’in yalan üzerine “özel bir vurgu” yaptığı söylenir. Onu “Hitler’in propaganda aygıtının ana mimarı” olarak adlandırırlar; kendisi “Yalan ne kadar büyük olursa, inanması o kadar kolay olur” inancındaydı. Ya da Churchill’den şöyle bir alıntı yapılır: “Gerçek ayakkabılarını giyene kadar, yalan dünyayı dolaşır.” Yalanı kınamak yerine onu “öven” bu tür alıntılardan Batılı siyasetçiler ve hatta siyaset bilimi düşünürleri arasında bolca mevcuttur. Ancak bu yalanların kitlesel aktarımı, kılcal damarlara kadar dağıtımı ve hedef toplum üzerinde etkili olabilmesi için tek bir araca ihtiyacı vardır: Medya!
- İstesek de istemesek de şu bir gerçektir ki savaşlar hiçbir zaman savaş alanıyla sınırlı kalmamış, yanlarında bazen savaşın kendisinden bile daha etkili ve önemli işlev gören “tamamlayıcı unsurlara” sahip olmuştur. Bu tamamlayıcılar, savaşla eş zamanlı işleyen “anlatı” ve “medya”dır. Eğer füze düşmanın sığınağını yıkıyorsa, anlatı onun iradesini yok edebilir. Ne yazık ki ahlaktan yoksun siyasette “yalan” ve “sansür” anlatısı bir sapma değil, bazen balistik füzelerden bile daha keskin işleyen stratejik bir silah olmuştur. Dolayısıyla “yalan”ın, ahlaktan yoksun siyasette her zaman en önemli araçlardan veya silahlanan unsurlardan biri olduğu söylenebilir. Bu silah, “sansür” ile birleştiğinde rakibi yanıltabilir, yanlış hesaplara sürükleyebilir, moralleri ve umutları manipüle edebilir (düşürebilir veya artırabilir), zaferi yenilgi, yenilgiyi ise zafer gibi gösterebilir…
Sadece bir an için düşünün; Biden’ın danışmanı Brett McGurk’ün “Gerçek Vaat Operasyonu” gecesinde kendisinin ve Biden’ın ne kadar çaresiz kaldığına dair açıklamaları, Nisan 2024’te yayımlanmak yerine geçen hafta yayımlanmış olsaydı savaşın iki tarafındaki halkın ve askeri personelin morali üzerinde nasıl bir etki yapardı! McGurk o geceye ve Beyaz Saray’ın durumuna ilişkin şöyle yazıyor: “Dünyanın en güçlü ülkesinin komuta merkezi olan bu odada kendimi hiç bu kadar çaresiz hissetmemiştim… [İran füzeleri fırlatıldığında] O masanın arkasında oturduğum tüm süre boyunca ilk kez başımı eğdim ve dua ettim. Birkaç dakika sonra Kurilla dördüncü dalganın fırlatıldığını doğruladı ve artık 100’den fazla balistik füze İsrail’e doğru uçuyordu. Kimse konuşmadı. Benim gibi pek çok kişi görünüşe göre tek bir kelime etmeden dua ediyordu…”
Şunu da düşünün: 40 günlük savaşta “20 ABD askeri üssünün tamamen imha edilmesi” ile yaklaşık 880 Amerikalı askeri personelin ölmesi ve yaralanması haberi tam da o dönemde medyaya yansısaydı nasıl etkiler yaratırdı! Eğer yaratmayacak olsaydı, buzdağının sadece görünen kısmı olan bu haberleri aylarca gizlemez ve yalan söylemezlerdi! (Her ne kadar biz ABD ve Siyonist rejimin kayıp ve yaralı sayısının açıklanan rakamlardan çok daha fazla olduğuna ve belki de yıllar sonra sular durulduğunda bazı medyanın bunu yayımlama imkanı bulacağına inansak da). Dolayısıyla düşman bu savaşta “yalan” ve “sansür”ü pek çok nedenden ötürü fazlasıyla kullandı, kullanıyor ve kullanacaktır.
- Hürmüz Boğazı, yayımlanan son raporlara göre -Standard Chartered bankacılık grubunun iki gün önceki raporu dahil- hâlen kapalıdır ve “petrol akışı” onda “hiçbir şekilde normale dönmemiştir”. Diğer taraftan Aramco CEO’su Amin Nasser aynı gün Londra’daki “Energy Intelligence Forum” kapsamındaki konuşmasında, fiziki petrol fiyatının (şu an alınıp satılan fiyatın) ilan edilen gösterge Brent fiyatının 20 ila 50 dolar üzerinde olduğunu söyledi. Bu yazı yazıldığı sırada Brent petrolün varil fiyatı “Oilprice” sitesinde yaklaşık 98 dolar olarak kaydedilmişti! Bu hesapla ve Amin Nasser’ın açıklamalarına göre petrolün şu an işlem gördüğü fiyat 98 dolar değil, varil başına 108 ila 140 dolar arasındadır! Amin Nasser, Suudi Arabistan’ın petrol taşıma boru hattının (doğudan batıya) hedef alınması halinde -ki Pazartesi günü ikinci kez hedef alındığı duyuruldu- gerçek petrol fiyatının 200 dolara kadar yükselebileceğini de sözlerine ekledi! Amin Nasser’ın açıklamaları Standard Chartered’ın raporunu doğrulamaktadır.
Peki, Hürmüz Boğazı’nın alternatifi olarak devreye sokulan Suudi Arabistan petrol taşıma boru hattının imha edilmesine rağmen petrol fiyatının neden 200 dolara çıkmadığı hususu tam da bu yazının konusudur. Burada da bu haberin dünyanın önemli ve etkili medyasında talimatla sansürlenmesi, söylenen yalanlarla birlikte, bu petrol boru hatlarını imha eden füzelerden daha etkili olmuş ve petrolün 200 dolara ulaşmasını engellemiştir.
- Şimdi de Trump’ın tam da aynı gün Cumhuriyetçi destekçilerine hitaben yaptığı konuşmadaki şu cümlelerine dikkat edin: “Hürmüz Boğazı’ndan her zamankinden daha fazla petrol geçiriyoruz… Bu boğaz artık benzin fiyatlarındaki artışın bir nedeni değil ve oradaki trafik devam ediyor… Motorin ve benzin fiyatlarındaki artışın nedeni Rus rafineleri ve Ukrayna savaşıdır… Dünyanın en iyi ordusuna sahibiz ve Donanmamızın performansı olağanüstüydü…”!
Bazıları Trump’ın “psikopati” (Psychopathy) rahatsızlığı nedeniyle yalan söylediğini belirtebilir; buna yanıt olarak psikologlara göre yalanın tam da bu tür psikopatlar için bir “araç” işlevi gördüğünü söylemek gerekir. Psikopatlar kandırmak, kontrol etmek veya hedefe ulaşmak için hiçbir pişmanlık duymadan yalan söylerler. Dolayısıyla yalan, Trump için bir “araç”tır! Trump’ın ilk dönemindeki CIA Direktörü Mike Pompeo da daha önce Beyaz Saray yöneticileri için yalanın bir araç olduğunu açıkça ifade etmişti. Hatta kendisi psikopat olmaya bile gerek olmadığını, zira sadece yalan söylemek için değil hırsızlık yapmak için de eğitim aldıklarını net bir şekilde belirtmişti! Pompeo 2019 yılında Texas Üniversitesi’nde CIA Direktörlüğü dönemi hakkında konuşurken şöyle demişti: “Ben CIA Direktörüydüm. Yalan söyledik, hile yaptık, çaldık… Bunun için tam eğitim kurslarımız vardı… Bu size Amerikan deneyiminin ihtişamını hatırlatır.”
- Günümüz savaşlarında kazanan her zaman daha fazla füze fırlatan taraf değildir; aksine füzenin yanı sıra anlatıyı da elinde tutandır. Dünyanın en saygın medyasının da itiraf ettiği üzere, son iki savaşta anlatının en azından bir kısmı bizim elimizdeydi; Trump’ın medyaya olan öfkesi ve onlara yaptırım uygulaması da işte bu durumla bağlantılıydı. İran’ın uğradığı kayıplara rağmen her iki savaşta da (saha ve anlatı) galip geldiğini itiraf ediyorlar ve Trump bu gerçeğe tahammül edebilecek biri değildir. Ancak medyanın iki ucu keskin bir kılıç olduğunu unutmayın. Düşman, yalanı ve sansürü petrolün 200 dolara ulaşmasını engellemek için bir araca dönüştürdüyse; biz de “doğru anlatı” ile petrolü 140 dolara çıkardık ve kazandık.
Not: bu analiz kayhan.ir sitesinden alınarak tercüme edilmiştir
