İran İslami Şura Meclisi Başkanı Muhammed Bakır Galibaf, Vahdet Haftası münasebetiyle bir mesaj yayımladı. Galibaf mesajında şu ifadelere yer verdi:
“Vahdet Haftası, İslam dünyasında büyük ve stratejik bir gerçeği hatırlatmaktadır; Alemlere rahmet olarak gönderilen Hz. Muhammed Mustafa’nın (s.a.v.) kutlu doğumundan kaynağını alan bir gerçek. O Peygamber ki insanları tefrikadan tevhide, düşmanlıktan kardeşliğe, cehalet ve dağınıklıktan bilinç ve dayanışmaya çağırmak için gelmiştir.
İran’daki Şii ve Sünniler, farklı bir mezhebe mensup olmalarından önce iki ortak gerçekte birleşmektedir: Birincisi; hepsinin kalbi Resulullah (s.a.v.) ve O’nun aziz Ehlibeyt’inin sevgisiyle çarpmaktadır. İkincisi ise hepsinin kendisini İranlı olarak görmesidir.
İslami İran; kavimlerin ve mezheplerin kardeşçe bir arada yaşadığı bir topraktır. Bugün İran’da Şii ve Sünni vahdeti, sadece dönemsel bir söylem değil; milli iktidarın temel sütunlarından biri, ülkenin güvenlik ve kalkınmasının en büyük sermayelerinden biridir. Bunun somut örneği, Birinci, İkinci ve Üçüncü Dayatılan Savaşlarda tüm mezhep ve dinlerin aziz İran çatısı altında yabancı ve kan dökücü düşmana karşı sergilediği direniş olmuştur.
Bölgede son yıllarda yaşanan gelişmeler, Müslüman halkların ve devletlerin; yabancı güçlerin ve İslam düşmanlarının bölge halkları için kalıcı güvenlik sağlayamayacağını ve esasen böyle bir güvenliği gerçekleştirme iradelerinin de bulunmadığını her zamankinden daha net anladıklarını göstermiştir. Bölge dışı güçlerin varlığına ve müdahalesine dayalı güvenlik kırılgan ve bağımlıdır. Ancak Müslüman halkların iradesine ve bölge ülkelerinin kardeşçe iş birliğine dayanan güvenlik; kalıcı, onurlu ve kalıcı olabilir.
Bugün bu uyanışın işaretleri, yeni bölgesel paktların, iş birliklerinin ve düzenlemelerin oluşumunda görülebilir. Yeni bölgesel Paktlar ve düzenlemeler, Müslüman komşuların yabancılar yerine kendi kapasitelerine güvendiği; yıpratıcı rekabetler yerine iş birliği ve kardeşlik yolunu seçtiği yeni bir dönemin başlangıcını müjdeleyebilir. Müslümanlar arasındaki vahdetin meyvesi, özellikle son gelişmelerde, düşmana yenilginin tadını tattırmak ve küresel istikbarı mevzilerinden ve hayallerinden geri püskürterek ardı ardına zaferler kazanmak olmuştur.
Hz. Resul-i Ekrem (s.a.v.) ve İmam Cafer-i Sadık’ın (a.s.) kutlu doğumlarını anarak Vahdet Haftası’nı büyük İran milletine, Sünni ve Şii kardeşlerimize ve tüm dünya Müslümanlarına tebrik ediyorum.
Umarım Rahmet Peygamberi’nin (s.a.v.) doğumu bereketiyle İslam dünyası her zamankinden daha fazla ortak gerçeğine döner, Müslüman milletler arasındaki kardeşlik elleri daha sıkı sıkılır ve bölgemiz; kaderin Müslümanların kendi eliyle belirlendiği, hiçbir yabancı gücün Müslüman kardeşler arasına ayrılık duvarı örmeye muktedir olamayacağı yeni bir vahdet, bağımsızlık, güvenlik ve İslami onur çağının doğuşuna tanıklık eder.”
