Gözler Gazze’deyken Suriye’de Neler Oluyor?

rasthaber

Rasthaber –  Dünya Gazze’ye kilitlenmişken Suriye’de cephesine göre
durulmalar ya da yükselmeler yaşandı. Aktif cephe hatlarının başında Fırat’ın
doğusu geliyor.

İsrail’in Gazze’deki soykırım savaşının bölgeselleşmesi
halinde ateşin sıçrayacağı yerler arasında ilk sırayı Lübnan, ikinci sırayı
Suriye’nin alacağı öngörülüyor. Gelişmeler bu senaryoya varmadan da taşların ne
yönde oynayacağı belli oluyor.

Dünya Gazze’ye kilitlenmişken Suriye’de cephesine göre
durulmalar ya da yükselmeler yaşandı.

Aktif cephe hatlarının başında Fırat’ın doğusu geliyor. 7
Ekim Aksa Tufanı’ndan tam bir hafta önce PKK’nin Ankara’da İçişleri
Bakanlığı’na düzenlediği saldırıyla birlikte Erdoğan yönetimi, 2019’da M-4
yolunda önü kesilen Barış Pınarı Harekatı’nı kaldığı yerden devam ettirmek için
yeni bir bahane yakalamıştı. Özerk yönetimin kontrolündeki elektrik, gaz ve
petrol istasyonları dahil altyapı tesislerini hedef alan bir operasyon
geliştirdi. Fakat Erdoğan muhtemelen Gazze’de ağır suçlar işleyen İsrail’le
kıyaslanmaktan kaçınmak için hemen vites küçülttü. Halk Koruma Birlikleri’nin
(YPG), Türkiye’nin güdümündeki Suriye Ulusal Ordusu (SMO) milisleriyle kesişme
noktalarındaki çatışmaların yoğunluğu da epeyce azaldı. Bununla birlikte
SİHA’larla suikast girişimleri kesilmedi. 16 Kasım’da Kobani’de Suriye
Demokratik Güçleri’nden (SDG) 3 kişinin öldüğü bir saldırı oldu. 22 Kasım’da
Kamışlı’da 3 saldırıda iki kişi öldü. 23 Kasım’da Amude’de yeni evli bir çiftin
aracı vuruldu, bir kişi öldü. Bu yıl içinde düzenlenen SİHA saldırılarının
sayısı 100’ü geçti. Gazze gündemi dağılır dağılmaz Erdoğan takıntılı Suriye
planlarına tekrar asılabilir. Bunun için bahse gerek yok.

***

Beri tarafta Heyet Tahrir el Şam’ın (HTŞ) kontrolündeki
İdlib’de cihatçı kümeler ‘fırsat bu fırsat’ havasında çatışmaları tırmandırdı.
Bir taraftan İsrail, Suriye’nin Şam ve Halep havaalanlarını felç eden
saldırılar düzenlerken diğer taraftan HTŞ’nin başını çektiği Feth’ul Mubin
koalisyonu Halep, Hama ve Lazkiye kırsalında Suriye ordusuna yüklendi. El
Kaide-IŞİD artıklarının Suriye’deki varlığı, ABD-İsrail ikilisinin çıkarları
açısından önem taşıyor. Suriye felç edilsin de kim ederse etsin; ister NATO üyesi
Türkiye ister cihatçılar! Terörle mücadele edildiğine dair yalanlarla sabaha
uyanıp aynı yalanlarla yatağa sızanlar Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler gibi
Suriye yönetiminden ‘teşekkür’ bekleyebilir. Ayrıca Orta Doğu toza dumana
karışmışken Türk askeri-istihbarat unsurları, Fırat’ın batısında boş durmayıp
muhalif güçlerin sivil ve askeri kanatlarını yeniden organize etmek için
balçıklı patikada yine patinaj yapıyor.

***

Gazze’nin doğrudan yansıması olarak tırmanışın görüldüğü
diğer yerler Deyr el Zor, Haseke ve Tanaf hatları. Amerikan güçlerinin
konuşlandığı bu alanlara yönelik Irak ve Suriye’deki İran destekli milis
güçlerinden gelen saldırılarda ciddi artış görüldü. Kudüs Gücü Komutanı Kasım
Süleymani’nin öldürülmesinden bu yana Amerikan güçlerinin bölgeden gitmesini
temin için izlenen bir strateji zaten var. Fakat ABD’nin İsrail’e kalkan olan
askeri-siyasi angajmanı Amerikan varlığına düşman milisleri caydırmak yerine daha
da kışkırttı. Saldırılar ivme kazandı. Iraklı gruplar 9 Aralık’ta Irak ve
Suriye’de Amerikan güçlerine 11 saldırı düzenledi. İki gün sonra Şedadi ve El
Ömer’deki güçler hedef alındı. 17 Ekim’den bu yana düzenlenen saldırı sayısı
94’ü buldu. Amerikalılar roket saldırıları artınca Şedadi’nin yanı sıra El Ömer
petrol sahası ve Koniko gaz sahasındaki üslere takviye yapmıştı.

***

Bu tırmanış Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) üzerinde
oturduğu zemini de oyuyor. Geçen yaz patlak verip ABD’nin ağırlık koymasıyla
gerileyen aşiret isyanı alttan alta körükleniyor. 27 Ağustos’ta Deyr el Zor
Askeri Meclisi Komutanı Ahmed el Halil’in (Ebu Havle) gözaltına alınmasının
ardından Ukeydat (Akidat) kabilesi SDG’ye savaş açmıştı. SDG’ye göre isyanı
İran ve Suriye körüklüyor. SDG Genel Komutanı Mazlum Abdi, Al Monitor’a verdiği
röportajda, “Bölgemizin ABD ile İran destekli milisler arasında bir savaş
alanına dönmesini istemiyoruz. Bunu onlara da söyledik” dedi. Kobani,
İranlıların kendilerine, “Biz sizin güçlerinizi hedef almıyoruz. Deyr el Zor
saldırılarına karışmıyoruz” dediklerini ama SDG’nin bir silah deposunun da SİHA
ile vurulduğunu belirtti. Kobani açıkça aşiret isyanını İran destekli
milislerle birlikte Suriye yönetiminin kışkırttığını öne sürerken Ankara, Şam
ve Tahran’ın Amerikalıları bölgeden çıkarma hedefinde birleştiğini vurguladı.

Kobani’nin değerlendirmesi olası bir tırmanış ya da Amerikan
pozisyonundaki değişimlere bağlı olarak öngörülebilir bazı tehlikelere işaret
ediyor. 27 Ağustos’tan itibaren 3 isyan denemesi, ortalık karıştığında ya da
Amerikan koruması sona erdiğinde özerk yönetimin geleceği açısından kırılma
noktalarını işaretliyor.

İlk isyanın ardından Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi
aşiretlerin güvenini kazanmak için bölgede çok sayıda toplantı yaptı. Altı ay
içinde sivil ve askeri konseylerin yeniden düzenlenmesi kararlaştırıldı. Yine
de yeni bir sayfanın açılabildiği söylenemez. Nitekim Ukeydat’ın lideri İbrahim
Abbud el Hafil 11 Kasım’da 11 grubun birleşmesiyle “Aşiretler ve Kabileler
Ordusu” kurulduğunu ilan etti. Kendisini başkomutan olarak sundu. “İşgalci”
olarak nitelediği SDG’yi bölgeden çıkarmak için seferberlik çağrısı yaptı. Bu
çağrı Hafıl’ın Doha’da yaşayan kardeşi Musab el Hafıl’ın arabuluculuk
girişiminin başarısız olmasının ardından geldi. Amerikalılarla doğrudan
görüşmek isteyen Musab el Hafıl’ın Semelka’dan Suriye’ye sokulmadığı
aktarılmıştı.

İbrahim el Hafıl’ın çağrısını takiben aşiret savaşçıları
Şuheyl, Carzi, Sağir el Cezire ve Havaic gibi yerlerde SDG’yle yeniden
çatışmaya girdi. Amerikan güçlerinin SDG ile birlikte Ziban, Tayyana ve
Şuheyl’de hava destekli iki devriye turu atıp gözdağı vermesi de durumu
değiştirmedi. Hafıl’ın ekipleri 6 Aralık’ta Deyr el Zor Askeri Konseyi Üyesi
Rone Welat’ı (Şirvan Hassan) da öldürdü. El Ömer bölgesinde köprüye
yerleştirilen mayınla hedef alınan Welat, SDG’nin önde gelen komutanlarından
biriydi.

11 Aralık’ta daha geniş bir saldırı dalgası geldi. Al Vatan
gazetesine göre aşiret savaşçıları Deyr el Zor’un doğusunda Ebu Hardub, Carzi,
Tayana, Ziban, Havaic ve Şaffa ile vilayetin batısındaki Hassan’da SDG
noktalarına eş zamanlı olarak RPG’lerle saldırı düzenledi. Deyr el Zor’un
batısında bir tuz madeninde konuşlu SDG güçlerine saldırı oldu. Aşiret isyanını
tamamen İran-Amerikan hesaplaşmasına bağlamak yanıltıcı olabilir. İsyanın
kaynağında petrol sahaları ve Arap bölgelerinin kontrolünde Kürtlerin üstün
rolüne karşı bir rahatsızlık var. Buna ilaveten IŞİD’le mücadele çerçevesinde
yürütülen gözaltı operasyonları kızgınlığı büyütüyor. Suriye yönetimi de
ülkenin zenginliklerini çalmakla suçladığı Amerikan güçlerinin bölgeden
çıkarılması için aşiret isyanını değerlendiriyor. Bölgedeki Amerikan askeri
varlığı, Kürtler ve Arapların SDG çatısı altında birlikte hareket etmesine
dayanıyor. Arap-Kürt ayrışmasıyla SDG’nin çözülmesi ve Amerikalılar açısından
sahanın güvensiz kılınması gibi bir hesap güdülüyor.

***

Aşiret isyanı bu düzeyde kaldığı sürece bölgedeki denklemin
bozulması zor. ABD’nin Suriye ve Irak’tan çekileceğine dair öngörüler daha çok
temennilere dayanıyor. Geçen hafta Cumhuriyetçi Senatör Rand Paul’ün 7 Ekim’den
sonra daha fazla saldırı altında oldukları gerekçesiyle Suriye’deki güçlerin
çekilmesi yönünde sunduğu öneri 13’e karşı 84 oyla reddedildi. Öneriye karşı
çıkanlar bunun İran’a hediye olacağını savundu. Tabii, Amerikan medyasında
çekilmeyi salık veren yazılardaki artış da dikkat çekici. The American
Conservative’de çıkan bir yazıda bölgedeki Amerikan askerlerinin ABD’yi
cezalandırmak isteyenler için kolay hedeflere dönüştüğünü yazdı. “Çekilme hem
Amerikan yaşamları hem de çıkarlarına öncelik veren tek yoldur. Bu aynı zamanda
ABD’ye İsrail-Hamas savaşı ve İran ile artan gerilim karşısında daha fazla
manevra alanı sağlayacaktır. ABD, Irak ve Suriye’den çekilerek, İsrail’e
verdiği destek nedeniyle savunmasız Amerikan askerlerine misilleme
yapılmasından endişe etmek zorunda kalmayacak” denildi. Foreign Affairs’de
yayımlanan bir yazıda ise Orta Doğu’ya daha fazla asker ve teçhizat yığmanın
ucu açık güvenlik yükümlülüklerini artırdığı ve bölgesel savaşı önleme adına
yapılan sevkiyatın, kaçınılan şeyi kışkırttığı not edildi. Yazı ‘Orta Doğu’dan
çıkıp Çin’le yüzleşmeye bakalım’ mesajını da içeriyor.

***

Amerikan-İran diyalogu ve Suud-İran normalleşmesinin
neticesinde İran’ın Suriye’de gerileyeceği öngörüsü Gazze savaşıyla birlikte
tersine döndü. Yine beklentilerin aksine Suriye, Arap Birliği’ne dönerken
İran’la bağları zayıfladı. Esad yönetimi, İsrail’in saldırganlığı karşısında
Rusya’ya bel bağlayamıyor. Çünkü Moskova, Tel Aviv’i kayırıyor. Beri taraftan
Suriye, Gazze savaşı sürerken Golan’dan cephe açılabileceği senaryolarına
karşın epeyce dizginlendiği izlenimi verdi. Şam’a BAE dahil farklı kanallardan ‘İranlıların
cephe açmasına izin verme’ diye telkinlerin gittiği aktarılıyor. Esad’ın
Dışişleri Bakan Yardımcısı Eymen Susan’ı Riyad’a büyükelçi ataması da Araplarla
normalleşme sürecinin rayından çıkmasını istemediğini teyit ediyor. Yani Esad
Rusya, İran ve Arap bloku arasında birini ötekine feda etmeden yol almaya
çalışıyor.

***

Öte yandan ABD’nin Gazze savaşına yoğunlaşmasına bağlı
olarak Ukrayna’da eli rahatlayan Rusya, Suriye dosyasına biraz daha ağırlık
verebilir. Bu da Amerikan güçlerini bunaltacak taktiklere dönüleceği anlamına
geliyor. 11 Aralık’ta Suriye Halk Meclisi’nde Suriye-Rusya Dostluk Komitesi’nin
toplantısı vardı. Burada Rusya’nın Şam Büyükelçisi Aleksander Yefimov Suriye’ye
her türlü desteği sağlamaya hazır olduklarını söyledi. Rusya lideri Vladimir
Putin, Türkiye’deki seçimlerden önce Ankara-Şam barışı için ağırlığını
koymuştu. Seçimden sonra süreç çakıldı. Şimdi Putin marttaki başkanlık
seçimlerine hazırlanıyor. Belki seçimden sonra Rusya, İran ve Türkiye üçlüsü
arasındaki mekanizma yeniden canlandırılabilir. Amerikan siyasetindeki
belirsizliklere karşın Putin’in tam da seçimlerin ilan edildiği gün Riyad ve
Abu Dabi’ye tantanalı bir çıkarma yapması Rusya’nın Orta Doğu gündeminden
kolayca çıkmayacağını gösteriyor.

gazeteduvar

 

Bu Haberi Paylaş
Yorum Bırakın