Hürmüz Boğazı’nda Bir Süper Gücün Ölümü

Son gecelerde Hürmüz Boğazı bölgesinde yaşanan deniz savaşları ve özellikle 7 Mayıs Perşembe gecesi ile 8 Mayıs Cuma sabahı İran’ın, ABD’nin “terörist ordusu” ile yaşadığı askeri karşılaşma, çok uzak olmayan bir gelecekte ortaya çıkacak bir gerçeğe işaret etmektedir.

Sanki Yüce Allah’ın takdiri, Amerika adlı süper gücün sonunun İranlıların eliyle ve Hürmüz Boğazı’nda gerçekleşmesi yönünde olmuştur. Tıpkı Firavun’un, ordusuyla birlikte Nil Nehri’nde boğulurken gerçeği anlaması fakat artık kurtulmak için çok geç olması gibi; çağımızın Firavunu olan, hayal dünyasında yaşayan, suçlu ve “insan yiyici” Trump için de — o utanç verici Epstein dosyasıyla birlikte — Allah tarafından böyle bir son takdir edilmiş görünmektedir: Fars Körfezi sularında helâk olmak.

İran’a karşı dayatılan üçüncü savaşın içinde çok sayıda garip ve gizemli sır bulunmaktadır.

Hayalci Trump liderliğindeki Amerikan düşmanı, en fazla yüz saat sürecek yıldırım tipi bir savaş ve bunun sonucunda bir dizi stratejik zafer elde edeceğini düşünüyordu. Ancak o, ilan ettiği stratejik hedeflerin hiçbirine ulaşamadığı gibi; bugün artık, dünyanın en kritik su geçitlerinden birine hâkim olmuş yeni bir İran ile, yani bir süper güçle karşı karşıyadır.

Aşağıdaki ifadeler ortaya çıkan bu gerçeğin anlaşılmasını kolaylaştırmaktadır:

  • CNN: “Hürmüz Boğazı üzerindeki hâkimiyet, savaşın stratejik dengesini İran lehine değiştirmiştir.”
  • New York Times: “Hürmüz Boğazı, İran’ın caydırıcı gücüdür.”
  • New York Times: “Amerika İran karşısında dört cephede yenildi; bunların ilki ve en önemlisi Hürmüz Boğazı’ndaki yenilgidir.”
  • Finlandiya Cumhurbaşkanı: “Hürmüz Boğazı, İran’ın nükleer silahına dönüşmüştür ve bunun etkileri yalnızca enerji ve petrol fiyatlarında değil; gübre, gıda ve ticarette de hissedilmektedir.”
  • Eski İngiltere Başbakanı Boris Johnson: “İran, Amerika’ya satrançta şah mat yaptı.”

Buna benzer değerlendirmeler çok fazladır. Dolayısıyla Trump’ın başlattığı savaşta ilan ettiği tüm stratejik hedefleri gerçekleştiremediği için bunları bir kenara bıraktığı ve artık ilk ve son önceliğinin ne pahasına olursa olsun Hürmüz Boğazı’nı yeniden açmak olduğu son derece açıktır.

Hürmüz Boğazı, dünyanın en büyük gücü olduğunu iddia eden Amerika için artık stratejik bir haysiyet meselesine dönüşmüştür; öyle ki bu boğaz, bu süper gücün kaderini ve geleceğini belirleyecektir. Savaştan önce açık olan boğaz, İslam Cumhuriyeti silahlı kuvvetlerinin savaşın başlamasıyla birlikte aldığı kararla kapatılmıştır.

Trump, ağır ve acı bir yenilgi yaşadıktan, bölgedeki tüm Amerikan üsleri yok edildikten sonra ancak ateşkes yoluyla savaştan güçlükle çıkabildi. Pakistan’daki müzakerelerde de İslam Cumhuriyeti diplomasisinin sağlam duvarıyla karşılaşınca, İran’a baskı yapmak ve Hürmüz Boğazı’nı açtırmak amacıyla deniz ablukasına yöneldi.

Daha en başından bu hareket — gerçekte savaşın devamı sayıldığı ve İran tarafından ateşkes ihlali olarak değerlendirildiği için — strateji uzmanlarınca hem Hürmüz Boğazı’nı açma konusunda etkisiz, hem de dünya ekonomisi açısından son derece yıkıcı bir girişim olarak görüldü.

Örneğin İngiliz BBC kanalı şöyle dedi:

“Deniz ablukası üç haftadır sonuç vermedi ve Amerika şimdi hatasını anlamaya başladı.”

Wall Street Journal ise şöyle yazdı:

“ABD Başkanı, deniz ablukası stratejisinin başarısız olmasından dolayı bunalmış durumda.”

Trump, deniz ablukasının İran’ı teslim almada ve Hürmüz Boğazı’nı açmada işe yaramadığını görünce, “Özgürlük Projesi” adı altında askeri yöntemle boğazın güneyinde bir deniz koridoru oluşturma kararı aldı.

Trump askeri güç kullanarak Hürmüz Boğazı’nı açabilir mi?

Aşağıdaki değerlendirmeler buna cevap vermektedir:

  • BBC enerji uzmanı: “Hürmüz Boğazı artık kolay kolay açılmayacaktır.”
  • Chicago Üniversitesi’nin önde gelen profesörlerinden John Mearsheimer:

“Trump bu sorunu askeri güçle çözemez. İran’a karşı askeri güç kullanırsak onlar yalnızca karşılık vermekle kalmaz; teslim de olmazlar. İranlılar iliğine kadar milliyetçidir.”

Trump, deniz ablukasının ardından tanker eskortu yoluyla Hürmüz Boğazı’nı açma kararı aldıktan sonra iki kez askeri girişimde bulundu ve her iki girişimde de başarısız oldu.

İlk aşamada büyük propaganda yaptı; fakat sahada yenilince, Pakistan ve diğer ülkelerin talebi üzerine ve müzakereleri ilerletmek amacıyla “özgürleştirme planını” geçici olarak durdurduğunu açıkladı.

Ancak Trump’ın emriyle Amerikan ordusu, bu kez sessizce ve önceden propaganda yapmadan, 7 Mayıs Perşembe gecesi ile 8 Mayıs Cuma sabahı, Hürmüz Boğazı’nı açma şansını yeniden denedi.

Hayal dünyasında yaşayan Trump’ın ve Amerikan “terörist ordusunun” bu girişiminin sonucu, Devrim Muhafızları Deniz Kuvvetleri bildirisinde şöyle anlatıldı:

“Amerikan terör ordusunun ateşkesi ihlal ederek İran İslam Cumhuriyeti’ne ait bir gemiye Cask Limanı yakınlarında saldırmasının ve Amerikan destroyerinin Hürmüz Boğazı’na yaklaşmasının ardından, Devrim Muhafızları; çok yoğun ve hassas birleşik bir operasyon kapsamında çeşitli balistik füzeler, gemisavar seyir füzeleri ve yüksek patlayıcılı savaş başlığı taşıyan imha İHA’ları kullanarak düşman destroyerlerine ateş açmıştır.
İstihbarat verileri Amerikan düşmanına ciddi zarar verildiğini göstermekte olup, saldırgan düşmana ait üç destroyerin tamamı hızla Hürmüz Boğazı bölgesinden kaçmıştır.”

Hürmüz Boğazı’nı askeri yollarla açmaya yönelik bu tür girişimlerin tekrarının, Trump ve Amerikan “terör ordusu” için daha büyük bir itibarsızlık ve aşağılayıcı yenilgilerden başka bir sonuç doğurmayacağı son derece açıktır.

Kesin olan şudur ki, bu saldırıların devam etmesi hâlinde — Allah’ın yardımıyla —Fars Körfezi, Hürmüz Boğazı ve Umman Denizi Amerikan savaş gemilerinin mezarlığına dönüşecek ve Amerika’nın süper güç olarak kesin ölümünü beraberinde getirecektir.

İran’a dayatılan üçüncü savaş sonrası dünya; bir taraftan Amerikan imparatorluğunun çöküşü, diğer taraftan ise İran adlı doğulu küresel bir gücün yükselişi dünyası olacaktır.

“Zafer yalnızca mutlak güç ve hikmet sahibi Allah katındandır.”

Yedullah Cevani / Farsnews

Bu Haberi Paylaş
Yorum Bırakın