7 Haziran seçimleriyle birlikte ülkede gergin bir hava hâkim oldu. Ak Partinin yenilgiyle çıktığı genel seçimlerde, HDP ülke barajını aştı. Bu gelişme bazı çevrelerce kaygıyla karşılandı. Siyasetin gergin bir arenada yapılıyor olması ve yeni hükümet için koalisyon görüşmeleri belirsizliği de beraberinde getirdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın taraflı yaklaşması ise, işleri daha da karmaşık bir hale gelmesine neden oldu. Bütün bu gelişmelerin olduğu bir dönemde ülkenin güneyinde canlı bomba patlatıldı. Siyasi boşluğun yaşandığı bir dönemde ülkeyi kan gölüne çevirme planları devreye sokuldu. Sonuç?
TARAF Gazetesi yazarı Mücahit Bilici gündemi 7SABAH’a değerlendirdi.
S- Seçim süreciyle birlikte Türkiye’de bir gerginlik meydana geldi. Özelikle siyasilerin söylemleri halk üzerinde etkisi oldu. Siz bunu neye bağlıyorsunuz?
C-AK Partinin tek parti iktidarini kaybetmesi toplumun yarısını rahatlatırken diğer yarısında gerilmeye yol açtı. Muhalefetin ortak bir düzlemde buluşamaması belirsizlik ve kaygıya kapı açtı.
S-Seçim sonrası gerginlik daha da öne çıktı. Özelikle iktidar kanadında bu çok fazlasıyla hissedildi. bu gerginliğin sebebini neye bağlıyorsunuz?
C-Bence iktidara destek veren ve kalıcı bir iktidar varsayımı ile nobranlaşan kitleler şok yaşadılar ve bunu kamusal psikolojiye yansıttılar. AK Parti iktidardan uzaklaşmaya hazırlıklı değil. Ve öyle görünüyor ki koalisyon bile yeterli görülmüyor ki erken seçim arzusu ağır basıyor.
S-Türkiye’de mevcut bu gerginlik söz konusuyken, Suruç’ta canlı bomba patlatıldı ve 32 gencimiz hayatını kaybetti. Buraya nasıl gelindi, bütün bu olanlarla ilgili değerlendirmeniz nedir?
C-Terörist saldırılarını kınıyorum. Türk dış politikasındaki gerilimlerin iç politikadaki fay hatlarını harekete geçirme riski var. Savaşa komşu olmanın getirdiği kırılganlık var. Tüm bu özel durumlara rağmen devletin güvenlik birimlerinin yeterince tedbirli olmaması üzücü.
S-Patlamadan hemen sonra suçu IŞİD’e yükleyenler olduğu gibi, PKK’yi de hedef gösterenler oldu. Bu iddialar o kadar çok sosyal medyada tartışıldı ki, neredeyse meydana gelen katliam örtbas edildi. Bu konuda neler söylemek istersiniz?
C-Kimin yaptığını bilemem. Cesitli iddialar var. Ancak Türkiye’de Barış süreci’nin Suriye’deki gelişmelerden bağımsız olmadığını uzun zamandır apaçık hale gelmişti. O yüzden iç politika ile dış politika birbirlerine kısa devre yaptırdılar denebilir. Devletin sorumluluğu katliamların faillerini bulmak ve cezalandirmak.
S-Sizce bu eylemleri Türkiye’de gerçekleştirecek kadar bir IŞİD yapılanması var mı?
C-Bu konuda bilgi sahibi degilim. Ancak son yillarda belli bir tabanın oluştuğu, en azından bir kısım Türkiye vatandaşının bu terör örgütüne katıldıkları söyleniyor. Hafife alinmayacak kadar bir sorundur bu.
S-İstihbarat birimlerinin bir zafiyeti söz konusu mu, veya bu eylemlere direk yada dolaylı olarak bir katkısı olabilir mi?
C- Bu konuda bilgim yok. Devletin görevi vatandaşlarını korumaktır. Bu konuda zaafiyet olduğu apaçık.
S-Provokasyona çok açık olan bu eylemlerin tüm ülkeye yayılma tehlikesi var. Siyasiler birbirini suçluyor. Bu kısır tartışmaları siz nasıl buluyorsunuz?
C-Üzücü. Acıların tanınmaması, siyasi amaçlarla hafife alınması kabul edilecek şeyler değil.
S-Bundan sonra Türkiye’yi nasıl bir manzara bekliyor?
C-İnşallah bu türden terör eylemleri olmaz. Ve bir an önce bir hükümet kurulur. En önemlisi de Barış Sürecinin halka ve sivil inisiyatiflere mal olarak yeniden canlanması gerekiyor. Hem PKK hem de parti Barış Süreci’nde kendi örgütsel menfaatlerini birinci planda tuttular.
sabah7
