“Azerbaycan Humeyni’sine” Suikast

Betul

10 Aban 1358 (1 Kasım 1979) akşamı, Tebriz sokakları bu şehrin çağdaş tarihinin en acı olaylarından birine sahne oldu; İslami Devrim’in zaferinden sonra Tebriz’in ilk Cuma İmamı Ayetullah Seyyid Muhammed Ali Gazi Tabatabai, Şaban Mescidi’nden çıkışında Furkan Terör Örgütü militanlarının silahlı saldırısının hedefi oldu.

10 Aban 1358 akşamı Tebriz sokakları, İslam İvanı’nın zaferinden sonra Tebriz’in ilk Cuma İmamı olan Ayetullah Seyyid Muhammed Ali Gazi Tabatabai’nin Şaban Mescidi’nde yatsı namazını kıldıktan sonra Furkan Terör Örgütü’nün silahlı saldırısına uğradığı o kanlı olaya sahne oldu; üç kurşunla başlayan bu saldırı, bu mücahit alimin son sözlerinin kendisi hakkında değil, refakatçisi için duyduğu endişe olmasıyla tarihe kazındı.

Karanlıkta Takip: Suikast Planı

Ayetullah Gazi Tabatabai, 10 Aban 1358 akşamı Tebriz’deki Şaban Mescidi’nde yatsı namazını kıldıktan sonra şehrin mücahitlerinden Şeyh Ali Hiyabani ile birlikte mescitten ayrıldı. Teröristlerin hareket güzergahlarını gözetim altında tuttuğundan ve an be an Tebriz sokaklarının önceden tasarlanmış bir planın sahnesi haline geleceğinden haberleri yoktu.

“Mehdi” müstear adıyla faaliyet gösteren Furkan Örgütü üyelerinden Muhammed Muttahidi, Suzuki 125 marka bir motosikletle Ayetullah Gazi’nin taşıdığı aracı takip ediyordu. Bir süre sonra Şahpur Caddesi kavşağında aracın önüne geçerek sinyal lambasını yaktı ve suç ortağına işaret verdi.

Mesut Takizade, olay yerinin bulunduğu sokağa yaklaşık 200 metre mesafede, aynı cadde üzerinde “Meşhedi Mustafa” olarak bilinen şahsın yanında bekliyordu. Tam bu sırada caddenin elektrikleri kesildi; karanlık, teröristlerin planını uygulaması için uygun bir fırsat yarattı.

İşareti alan Takizade, Ayetullah Gazi’nin aracına doğru hareket etti ve sokağın başındaki araca ulaştı.

Karanlıkta Üç Kurşun

Takizade, Ayetullah Gazi’ye doğru üç el ateş etti. Kurşunlardan ikisi isabet etti; biri bu mücahit alimin başına, diğeri ise omuzuna isabet etti.

O kader anında, ağır yaralanan Ayetullah Gazi refakatçisi Şeyh Ali Hiyabani’ye dönerek şöyle dedi: “Hac Şeyh Ali, sane bişi olmadi?” (Hac Şeyh Ali, sana bir şey olmadı mı?)

Bu soru, ondan nakledilen son söz oldu; hayatının son anlarındaki insani ruh halini ve duruşunu gözler önüne seren kısa bir cümle. Şehadet eşiğinde bile kendi durumunu sormadan önce refakatçisinin sağlığından endişe duyuyordu.

Ateş açtıktan sonra Takizade, Muttahidi’nin motosikletine doğru koşarak bindi. Ayetullah Gazi’nin koruması Celil Muhammedpuran Halac araçtan inerek karanlıkta saldırganlara doğru ateş etti, ancak görüş mesafesinin yetersizliği nedeniyle kurşunları teröristlere isabet etmedi.

Suikastçıların Kaçışı ve Ebuzer Mescidi’ne Uzanan Akıbet

Muttahidi bir mesafe kat ettikten sonra Takizade’yi motosikletten indirdi. Takizade de bir süre sonra Ayetullah Gazi suikastıyla ilgili bildirilerin dağıtımı sorumluluğunu üstlenen “Meşhedi Mustafa” adlı şahsın sokaktaki evine gitti.

Mesut Takizade ve Muhammed Muttahidi, örgüt liderlerinin idam edilmesinden sonra bu teşkilatı yeniden canlandırmaya çalışan Furkan Örgütü’nün üyeleriydiler. Onlar, Ayetullah Gazi’ye düzenledikleri suikastın yanı sıra Abdulmecid Maadivah, Ayetullah Abdulkerim Musevi Tebrizi ve Ayetullah Rabbani Şirazi’ye yönelik başarısız operasyonlarda da rol almışlardı.

Bu kişilerin terör faaliyetlerinin izi daha sonra Halkın Mücahitleri Örgütü ile işbirliğine ve 6 Temmuz 1981 tarihinde Tahran’daki Ebuzer Mescidi’ne düzenlenen bombalama olayına uzandı; bu patlamanın hedefi Ayetullah Hamaney’e suikast düzenlemekti.

Bu operasyonun başarısızlıkla sonuçlanmasının ardından Muhammed Cevad Gadiri kaçarken, Takizade ve Muttahidi tutuklandı. Bu iki şahıs, Ayetullah Gazi’nin ve onun Cuma namazlarının hatırasının halkın hafızasında hâlâ canlı olduğu aynı şehirde, Şubat 1982’de idam edildi.

Bununla birlikte, faillerin cezalandırılması, Pehlevi rejimine karşı mücadele yolunda yıllarca sürgün ve hapis cezası deneyimlemiş bir alimin bıraktığı boşluğu dolduramazdı.

“Azerbaycan Humeyni’si”: Gençliğinden Beri Sürgünü Yaşayan Alim

Ayetullah Seyyid Muhammed Ali Gazi Tabatabai, Azerbaycan’da Pehlevi rejimine karşı mücadelenin önde gelen simalarından biriydi; SAVAK belgelerinin bile onun siyasi ve dini konumunu gözler önüne serdiği bir şahsiyet.

SAVAK, 11 Şubat 1975 tarihli bir belgesinde ondan “Azerbaycan Humeyni’si” olarak söz etmiş ve onun İmam Humeyni’nin koyu bir taraftarı olduğunu yazmıştı.

Gazi Tabatabai’nin mücadele yolu devrim öncesi yıllara uzanıyordu. Henüz 16 yaşında bir gençken Rıza Han’ın emriyle mücadeleci babasıyla birlikte sürgüne gönderilmişti; bu deneyim, o yıllardan itibaren hayatını mücadele ve mahrumiyetle birbirine bağlamıştı.

O, dini ilimlerdeki temel eğitimini Tebriz’deki Talibiye Medresesi’nde, babası ve amcasından aldıktan sonra eğitimini sürdürmek üzere Kum İlim Havzası’na gitti. Yaklaşık 10 yıl Kum’da eğitim gördü ve Ayetullah Meraşi Necefi, Seyyid Muhammed Hüccet, Seyyid Sadruddin Sadr, Seyyid Muhammed Rıza Gulpayigani ve Ayetullah Burucerdi gibi mümtaz hoca ve mürtecilerin derslerine katıldı.

Ardından Necef’e geçerek Ayetullah Seyyid Muhsin Hakim, Ayetullah Seyyid Ebu’l-Kasım El-Hui ve Şeyh Muhammed Hüseyin Kaşifü’l-Gita gibi alimlerin meclislerinden istifade etti.

Bir Alimi Koparıp Alan, Ama Hatırasını Silemeyen Suikast

Ayetullah Gazi Tabatabai’nin suikastı, sadece mücadeleci bir ruhani şahsiyetin fiziksel olarak ortadan kaldırılması değildi; yıllar boyunca onu Pehlevi rejimine karşı mücadelenin ön saflarında görmüş olan topluma vurulmuş ağır bir darbeydi. Gençliğinden beri sürgün ve hapse mahkum edilen, devrimden sonra da Tebriz Cuma İmamı sıfatıyla şehrin siyasi ve dini hayatında önde gelen bir rol oynayan bir adamdı.

O kanlı geceden geriye takip hikayesi, sokağın kararan lambaları ve kurşun seslerinin yanı sıra Tebriz’in tarihi hafızasında kısa bir cümle de kaldı; belki de hiçbir tasvirin onun kişiliğini bu kadar net anlatamayacağı o cümle: “Hac Şeyh Ali, sana bir şey olmadı mı?”

Ayetullah Gazi’nin son endişesi refakatçisinin sağlığıydı; hayatının son anlarında bile başkasını kendine tercih eden bir alimin unutulmaz tablosu…

 

Bu Haberi Paylaş
Yorum Bırakın