Yemen’den Aramco Yatırımcılarına Uyarı!

Betul

Yemenli yetkililer, Aramco yatırımcılarına uyarılarda bulunarak, Yemen’e yönelik saldırıların ve ablukanın finanse edilmeye devam edilmesinin bu şirketin tesislerini ve kaynaklarını yok edeceğini ve Suudi Arabistan’ın 2030 vizyonunu sekteye uğratacağını belirtti; bu uyarı, Yemen’in Taiz ve Lahic’deki saha ilerlemeleri, Suudi subayların deşifre edilmesi ve Riyad’ın iddialarının reddedilmesiyle eş zamanlı olarak gündeme geldi.

Saldırgan ve maliyetli politikalar, çoğunlukla gerçekçi tehdit değerlendirmelerinden değil; sınırlı elit ittifaklarının güvenlik ve ihtişam mitlerinden yararlanarak macera maliyetlerini tüm sisteme ve topluma yüklediği içsel iktidar mekanizmalarından kaynaklanmaktadır. Bu ittifaklar, etki alanını genişletme ve güç gösterisi zarureti etrafında sahte bir uzlaşı yaratarak, rotadaki her türlü gözden geçirmeyi zayıflık olarak göstermekte ve sonuç olarak devletin kaynakların kademeli olarak tükenmesi ve yeni zaafiyetlerin birikmesi döngüsüne kapılmasına yol açmaktadır; bu süreç nihayetinde kalıcı bir güvenliği değil, aksine kendisini başlangıçta yenilmez sanan o gücün yapısal kırılganlığını ve stratejik kapasite düşüşünü ortaya koymaktadır.

Sert Uyarı

Yemenli yetkililer, Aramco petrol şirketinin yabancı yatırımcılarına doğrudan uyarılarda bulunarak, bu şirketin Yemen’e yönelik saldırı ve ablukanın finansmanını sürdürmesinin, kendi tesislerini ve ekonomik çıkarlarını imha tehlikesiyle karşı karşıya bırakacağını ilan ettiler. Ensarullah’ın kıdemli üyesi ve Yemen Haber Ajansı Yönetim Kurulu Başkanı Nasreddin Amir, El-Mesire kanalına verdiği röportajda, Aramco’nun Suudi Arabistan’ın Yemen’e karşı saldırısının en büyük finansörü olduğunu ve mali kaynaklarının yalnızca bölgesel savaşların ve saldırıların maliyetini karşılamakla kalmayıp, aynı zamanda Siyonist düşmanı desteklemek için de kullanıldığını vurguladı. Amir, bu politikanın sürdürülmesinin Suudi Arabistan’ın 2030 Vizyonu dâhil olmak üzere ekonomik projelerini ciddi bir sekteye uğratacağını ve yatırımcıların Yemen silahlı kuvvetlerinin uyarılarını ciddiye alması gerektiğini, zira bu şirketin altyapısını sürekli hedef alma sürecinin gündemde olduğunu uyardı.

Amir, Aramco şirketinin Yemen’e karşı savaşın maliyetini finanse eden kurumların başında geldiğini ve Arap ve İslam dünyasında meydana gelen cinayetlerin, bu saldırıları destekleyen menfaatler ve sermayelerle iç içe olduğunu belirtti. Yemen silahlı kuvvetlerinin Aramco tesislerine yönelik sürekli saldırısını öven Amir, Suudi saldırılarının devam etmesinin, daha fazla askeri ve silah sevkiyatının ve Yemenli gençlerin ölüme gönderilmesinin, savaşın finansman kaynaklarından hesap sorulmasını zorunlu kıldığını ekledi. Bu duruş, Sana’nın artık saldırının maliyetlerini yalnızca Yemen sınırlarıyla sınırlı görmediğini ve Suudi rejiminin ekonomik damarlarını hedef aldığını göstermektedir.

Kabilelerin Mesajı

Yemen kabilelerinin sahalardaki sürekli varlığı, silahlı gösteriler ve kabile toplantıları düzenlemesi, Suudi rejimine net bir mesaj vermektedir. Amir, Suudi yöneticilerin ve subayların Yemen halkının katledilmesinden, sürekli saldırılardan ve bu ülkeye karşı işlenen günlük suçlardan sorumlu olduğunu vurguladı. Bu mitingler sadece halk direnişinin bir sembolü olmakla kalmayıp, aynı zamanda Riyad’ın saldırgan politikalarına ve silah satışı ile siyasi destek sağlayarak abluka ve savaşın sürmesini mümkün kılan dış destekçilerine, yani Amerika’ya karşı ulusal iradenin kararlılığını göstermektedir.

Suudi Subayların İsimlerinin Deşifre Edilmesi

Bir diğer haberde ise; Şebve ve Sukotra vilayetlerindeki Suudi subayların isimlerinin ve fotoğraflarının Cuma günü deşifre edilmesi, Riyad’ın bu ülkenin askeri güçlerinin Yemen’de bulunmadığı yönündeki iddialarını tamamen sarstı. Amir konuyla ilgili olarak, bu bilgilerin ayrıntılı ve kesin bir şekilde sunulmasının, Yemen’in hareketleri izlemedeki ve saha komutanlarının detaylarına ulaşmadaki istihbarat yeteneklerini gösterdiğini kaydetti. Bu ifşalar hava gözetimi ile sınırlı olmayıp, şirelerin kimliklerini, sorumluluklarını ve bulundukları yerleri de kapsamaktadır ve Suudi askeri hareketleri ile konumlarının Yemen silahlı kuvvetlerinin sıkı takibi altında olduğuna dair net bir mesaj vermektedir.

Hızlı İlerleme

Yemen ordusu, Taiz vilayetinin güney bölgelerinde ve Lahic vilayetinin kuzeyinde hızlı bir ilerleme kaydetmiş ve Suudi Arabistan’a bağlı güçlerin ez-Zaribe ve Ras el-Ara bölgelerindeki kuşatmasını sıkılaştırmıştır. Haber kaynakları, Taiz vilayetinin Hayfan ilçesinin tamamen temizlendiğini, Mukatıra ilçe merkezinin ve buradaki bölgelerin çoğunun kontrol altına alındığını bildirdiler. Yemen Meclis üyesi Hızam el-Esed, Yemen silahlı kuvvetlerinin Hayfan cephesinin kalan bölgelerini özgürleştirdiğini, Lahic vilayetinde düşman güçlerine ait üç tugayı imha ettiğini ve düşmanın gönderdiği güçleri ve teçhizatı ezerek Mukatıra ilçesini merkezi ve kalesiyle birlikte temizlediğini açıkladı. Suudi Arabistan’a bağlı güçleri takip etme süreci Tür el-Baha ilçe sınırlarına kadar devam etmiştir.

Riyad’ın askeri saldırı ve vekil güçler kullanarak Yemen’deki askeri dengeleri değiştirme çabalarının başarısızlıkla sonuçlandığını ve bölgesel enerji güvenliğinde yeni denklemler yarattığını belirtmek gerekir. Suudi Arabistan batı kıyılarında, Marib, Cevf ve Taiz’de kendi güçlerini donatmak için yüz milyarlarca dolar harcarken, saha raporları Sana’nın hassas operasyonları karşısında ağır bir yenilgiye uğranıldığını ortaya koymaktadır. Bazı gözlemcilerin çarpıcı askeri zaferler olarak nitelendirdiği batı kıyıları, Cevf ve Taiz’deki son operasyonlar, Riyad destekli güçlerin operasyonel yeteneklerindeki zayıflığı gözler önüne sermiştir. Sana, “ablukaya karşı abluka” ve “tırmandırmaya karşı tırmandırma” ilkesine dayanarak hava üslerini, havalimanlarını ve savaşın maliyetini finanse eden enerji tesislerini hedef almıştır.

Suudi İddialarının Yalanlanması

Yemen silahlı kuvvetleri sözcüsü Yahya Seri, Suudi Arabistan’ın Medine-i Münevvere hava sahasında bir İHA’nın düşürüldüğü yönündeki iddiasını reddederek, Yemen silahlı kuvvetlerinin Cuma günü Suudi Arabistan topraklarının derinliklerini hedef alan hiçbir operasyon gerçekleştirmediğini söyledi. Bu suçlamayı Yemen halkına ve silahlı kuvvetlerine yönelik asılsız iddiaların devamı olarak nitelendiren Seri, bunu Suudi rejiminin ahlaki iflası ve alçaklığı olarak adlandırdı. Yemen Dışişleri Bakanlığı da yaptığı açıklamada, Suudi Arabistan’ın bu suçlamayla suç dolu hedeflerine ulaşamayacağını ve asıl amacının petrol altyapısını korumadaki başarısızlığını, Yemen’deki güçlerinin yenilgisini ve Yemenli çocukları ve kadınları öldürmedeki günlük cinayetlerini örtbas etmek olduğunu ilan etti. Bakanlık, bu tür iddiaların İslam ümmetinin kamuoyunu Suudi rejiminin kendi içine düştüğü batağa çekme çabası olduğunu ekledi.

Suudi Arabistan’ın Hava ve Füze Saldırılarının Devam Etmesi

Yahya Seri cuma akşamı yaptığı açıklamada, Suudi Arabistan’ın son 24 saat içinde Yemen’e 93 füze ve hava saldırısı düzenlediğini duyurdu. Bu saldırılar Sana, Cevf, Taiz, Saada, Marib, Zimar, Hacce, İb ve Lahic vilayetlerindeki askeri hedeflere ve yerlere yönelik gerçekleştirilmiş olup, Hamis Müşayt ve Taif üslerinden F-15 ve Typhoon savaş uçaklarıyla ve Necran ile Cizan’dan füze saldırılarıyla icra edilmiştir. Bu saldırılarla birlikte Suudi Arabistan’ın Yemen’e yönelik toplam hava ve füze saldırısı sayısı 3 bin 689’a yükselmiştir. Bu saldırı hacmi, Riyad’ın siyasi hedeflerine ulaşmadaki askeri çıkmazını ve Yemen toplumunu ve altyapısını baskı altında tutma çabasını göstermektedir.

Yemen’in İstihbarat ve Askeri Yeteneklerinin Geliştirilmesi

Yemenli askeri uzmanlar, Suudi Arabistan destekli güçlerin saha komutanlarının isimlerinin deşifre edilmesinin ve birçok cephede askeri toplanmalarına hakim olunmasının, Yemen silahlı kuvvetlerinin istihbarat yeteneklerinin gelişmiş düzeyini gösterdiğini onayladılar. Siyasi işler analisti Zekeriyya eş-Şerbi, bu farkındalığın anlık olarak güncellenen ve hassas operasyonlara imkan tanımayan çok sayıda bilgi kaynağına ve kanalına dayandığını söyledi. Tugay Komutanı Ali Ebu Raad da Suudi subayların gelişmiş operasyon odalarındaki varlığını, Suudi komutanların kendilerine bağlı güçlere olan güvensizliğinin bir göstergesi olarak nitelendirdi ve askeri araçların hedef alınmasındaki hassasiyetin ve güçlerin odaklanmasının, Yemen’in keşif ve istihbarat yeteneklerinin gelişimini kanıtladığını vurguladı. El-Muha ve Zübab dâhil olmak üzere düşmanın eski askeri merkezlerinde bulunan belgeler, Suudi Arabistan’ın askeri operasyonları yönetmedeki doğrudan rolünü ortaya çıkarmıştır. Saldırı ve ablukanın devam etmesi, füzeler, İHA’lar ve hipersonik füze teknolojisinden oluşan çeşitli cephanelik de dâhil olmak üzere Yemen’in askeri kapasitesinin gelişimini hızlandırmış ve Riyad ile müttefiklerinin mevcut politikasının herhangi bir şekilde sürdürülmesinin yalnızca kendileri için ağır güvenlik ve ekonomik maliyetlerin artmasına yol açacağını göstermiştir.

 

Bu Haberi Paylaş
Yorum Bırakın