Muammer Kaddafi’nin daveti üzerine bu ülkeye yaptığı ziyarette ortalardan
kayboldu.
geçmektedir. Onun durumu ile ilgili hala bir bilgi elde edilememiştir. Ancak
burada önemli olan husus İmam Musa
Sadr’ın Lübnan sosyal ve siyasi arenasında etkin bir rol oynaması ve fırkaların
ve akımların ötesinde bir karakter olmasıydı.
Bir başka önemli soru da
İmam Musa Sadr’ın düşünceleri ve
tavırlarının Lübnan siyasi ve sosyal
arenasına yönelik nasıl etkiler yaptığı.
Lübnan Şiileri İslami Yüksek Meclisi kurucusu İmam Musa Sadr
bir taraftan da Emel Hareketi partisi kurucusu idi.
Emel Hareketi bugün iktidar yapısında da önemli bir rol
oynayan Lübnan’ın önemli aktörlerinden biridir.
Bu yüzden İmam Musa Sadr Emel hareketini kurarak pratikte Lübnan’da siyasi ve askeri etkinlik ve rol
ifa etme doğrultusunda adım attı.
Buna ilaveten İmam Musa Sadr Lübnan’daki şahsiyetler
üzerinde de derin manevi etkiler bıraktı. Hizbullah Hareketi Genel Sekreteri
Seyyid Hasan Nasrallah şöyle diyor: ” Biz onun çocuklarıyız. Onun minberi
önünde büyüdük. Ben İmam Musa Sadr’ın namazlarında mükebbirdim. ”
Bir başka önemli konu da İmam Musa Sadr’ın derin bir şekilde
Lübnan toplumunun birliğine ve farklı kesimlerinin yakınlaşmasına inanması idi
ve fırkacılıktan uzak bir şekilde iktidarın ülkeyi yönetmesini istiyordu. Buna esasen onun Lübnan’daki değerli
hizmetlerinden birinin de vahdet ve birlik oluşturmak olduğu söyleniyor.
Bu doğrultuda uluslararası ilişkiler uzmanı Mehdi Şekibayi
İmam Musa Sadr’ın Lübnan Hristiyanları ve Müslümanları arasında birlik ve
yakınlık oluşturduğuna inanıyor. Bugünkü
Lübnan toplumu ise vahdet ve birliğin olmamasından dolayı en büyük acılara
maruz kalmıştır. Bu bağlamda kimi Lübnan siyasi şahsiyetleri ve grupları fırkacı
kaynaklarını ulusal kaynaklara kıyasla
daha üstün görmektedirler.
Bir diğer husus, İmam Musa Sadr’ın toplumsal düşüncesinde
yoksunluk ve yoksulluğun hafifletilmesinin özel bir yeri olduğudur. İmam Musa
Sadr imkanlardan yoksulluğun ve yoksunluğun insan onuruna zarar vereceğine
inanıyordu. Bu nedenle yoksullara ve yoksunlara yardım amacıyla kurumlar kurdu.
Bu bağlamda, Hıristiyan Ulusal Hareketi “Hür Ulusal
Hareket’in lideri “Cibran Basil”, İmam Musa Sadr’ı baskı ve
mahrumiyete karşı güçlü, dirençli ve devrimci sesi ve Lübnan’ı savunmada Lübnan
vicdanının yüksek sesi olarak nitelendirdi.
Hedef alınmasının
önemli sebeplerinden biri de Musa Sadr’ın sömürgecilik ve Siyonizm karşıtı bir
ruha ve düşünceye sahip olması ve Lübnan’ın bağımsızlığına vurgu yapmasıydı.
İmam Musa Sadr şöyle inanıyordu: “İsrail mutlak
kötülüktür. İsrail İslam karşıtı, Hıristiyan karşıtı, inanç karşıtı, Arap
karşıtı, insan karşıtı ve yurtseverlik karşıtıdır. Dünyada İsrail’den daha kötü
bir şey yok. İsrail’i mutlak bir kötülük olarak görüyoruz.”
Bu nedenle İmam Musa Sadr’ın ortadan kaybolması temelde
emperyalizm ve Siyonizm ile ilişkili idi. Hatta bazı analistler, İmam Musa
Sadr’ı, bu güçlerin desteği olmadan kaçırmanın mümkün olmadığına inanıyorlar.
