ABD’nin Irak’taki milyonlarca şehit, yaralı ve mülteciye yol açan 23 yıllık cinayet ve soykırımı, nihayet bu ülkedeki Amerikan askerlerinin çekilmesiyle sona erdi.
ABD ordusu, 23 yıllık askeri müdahalenin ardından Irak’taki askeri varlığına son verdi. Böylece 2003 yılında Irak’ın işgaliyle başlayan ve yüz binlerce şehit ile yaralıya mal olan süreç, 30 Eylül 2026 tarihinde kapandı.
Amerika Birleşik Devletleri, 30 Eylül 2026’da yayımladığı bir bildiriyle güçlerinin Irak’tan çekilmesinin tamamlandığını duyurdu. Böylece 2003 yılında Saddam Hüseyin rejiminin devrilmesiyle başlayan, 2011’de Amerikan güçlerinin geri çekilmesiyle duraklayan ve ardından 2014’te IŞİD ile mücadele bahanesiyle yeniden başlatılan askeri varlığına son vermiş oldu.
Bu yıllar boyunca Irak; ardı arkası kesilmeyen savaş, isyan, mezhep çatışmaları ve silahlı grupların ortaya çıkış süreçlerinden geçerek IŞİD’a karşı savaşa ve ardından Bağdat ile Washington arasındaki güvenlik ilişkilerinin yeni bir aşamaya taşınmasına tanıklık etti.
2003 Irak İşgali
ABD ve İngiltere, Saddam Hüseyin rejimini devirmek amacıyla 20 Mart 2003 tarihinde geniş çaplı bir askeri operasyonla Irak saldırısını başlattı. Amerikan güçleri Kuveyt üzerinden Bağdat’a doğru ilerledi ve başkent 9 Nisan’da düştü. Ardından Irak’ı onlarca yıldır yöneten Baas rejimi çöktü. 1 Mayıs 2003’te dönemin ABD Başkanı George W. Bush ana muharip operasyonların sona erdiğini duyurdu ancak bu açıklama savaşın bittiği anlamına gelmiyordu. Bağdat’ın düşüşünün ardından ABD, geçiş döneminde ülkeyi yönetmek üzere “Geçici Yönetim” kurdu. Mayıs 2003’te Irak ordusunun feshedilmesi ve “Baas Partisi’nin tasfiyesi” kararları alındı.
Saddam’ın Devrilmesinden Silahlı İsyanlara
Irak, Saddam rejiminin devrilmesinin ardından huzur yüzü görmedi. Amerikalıların ve İngilizlerin eylemleri sonucunda; Baas kalıntıları, Sünni silahlı gruplar ve Irak El-Kaidesi’nden oluşan yeni silahlı yapılar ortaya çıktı.
Felluce ve Ebu Garip
2004 yılı, savaşın en kanlı evrelerinden birine sahne oldu. Nisan ayında, Amerikan güçleri ile silahlı gruplar arasındaki çatışmaların tırmanması üzerine Birinci Felluce Muharebesi başladı. Aynı yıl, Amerikan güçlerinin geniş çaplı bir saldırıyla binlerce kişiyi katlettiği İkinci Felluce Muharebesi gerçekleşti. Eş zamanlı olarak, Amerikalı askerlerin Iraklı tutuklulara yönelik işkence ve kötü muamele fotoğraflarının basına sızmasıyla Ebu Garip Cezaevi skandalı patlak verdi. Bu olay, işgal sürecinde ABD’nin imajını en çok zedeleyen vakalardan biri oldu.
Yeni Siyasi Yapı ve Tırmanan Mezhep Çatışmaları
Irak, 2005 yılında seçimlerin yapılmasına ve yeni anayasanın hazırlanmasına tanıklık etti; bu, Saddam rejiminin ardından yeni bir siyasi sistem kurma çabasıydı. Ancak siyasi süreç, şiddetin artışıyla eş zamanlı ilerledi. Şubat 2006’da Samarra’daki Askeriye Türbesi’ne düzenlenen bombalı saldırı, geniş çaplı bir mezhep çatışması dalgasını tetikledi. Hedef gözeterek işlenen cinayetler, insan kaçırmalar ve bombalı saldırılar ABD koruması altında yayıldı, mülteci sayısı arttı; Bağdat ve diğer birçok Irak şehri, sahne arkasındaki kuklacıların Amerikalılar olduğu bir çatışma alanına dönüştü.
2007 “Asker Artırımı” (Surge) Stratejisi
George W. Bush, Ocak 2007’de “Asker Artırımı” stratejisi olarak bilinen yeni bir plan açıkladı. Bu strateji, Irak’a tensörlerce bin yeni askerin sevk edilmesini ve askeri konuşlanma taktiklerinin değiştirilmesini içeriyordu. Plan, sivillerin korunmasına ve silahlı grupların yoğun olduğu bölgelerde güvenliğin artırılmasına odaklanıyordu; bu dönemde Irak’ta konuşlu Amerikan askerlerinin sayısı 270 bini bulmuştu. ABD aynı zamanda, görünürde El-Kaide ile mücadele etmek, gerçekte ise Şii direniş gruplarıyla yüzleşmek amacıyla Sünni aşiret gruplarını bünyesinde toplayan “Irak Uyanış Konseyleri”ni (Sahva) kurdu.
Güvenlik Anlaşması
2008 yılında ABD ve Irak, Amerikan güçlerinin çekilme takvimini belirleyen bir güvenlik anlaşması imzaladı. Bu güçler 2009 yılında Irak şehirlerinden çekilmeye başladı ve Washington 2010 yılında ana muharip operasyonların sona erdiğini duyurdu. Aralık 2011’de Amerikan güçlerinin tamamen çekilmesi gerçekleşti ve böylece 2003 işgaliyle başlayan ilk askeri varlık dönemi kapandı.
IŞİD Bahanesiyle Irak’a Geri Dönüş
Amerikalıların çekilmesi Irak’taki huzursuzlukları bitirmedi. Bombalı saldırılar, silahlı eylemler, siyasi ve mezhepsel gerilimler devam etti. Bu sırada terör örgütü IŞİD Suriye’de güç kazandı. Güvenlik anlaşması gereği Irak’tan çekilmek zorunda kalan Amerikalılar, bu örgütü Irak’a geri dönmek için bir araç olarak kullanmaya çalıştılar. IŞİD, Haziran 2014’te Irak’a geniş çaplı bir saldırı başlatarak ülkenin en büyük ikinci şehri olan Musul’u ele geçirdi. Irak ordusunun bazı birlikleri bu saldırı karşısında dağıldı ve IŞİD büyük miktarda silah, teçhizat ve para ele geçirdi. ABD’nin bu planı sayesinde IŞİD, 2014-2018 yılları arasında Irak’ın kuzey ve batısındaki geniş bölgeleri kontrolü altına alarak korkunç cinayetlere imza attı.
Speicher ve Sincar Katliamları
2014 yılı, IŞİD’e karşı savaş tarihinin en kanlı katliamlarına sahne oldu. Speicher Üssü’nde genç Iraklıların katledilmesi bunlardan biriydi; esir alınan yüzlerce Iraklı asker ve askeri öğrenci örgüt tarafından katledildi. Bu katliamda hayatını kaybedenlerin sayısının 1.095 ile 1.700 arasında olduğu tahmin edilmektedir.
Aynı yılın Ağustos ayında IŞİD, Sincar bölgesine saldırarak Yezidi azınlığı katliam, kaçırma, köleleştirme ve sürgün hedeflerinin merkezine koydu. Örgütün Yezidilere yönelik cinayetleri daha sonra uluslararası soruşturmaların ve insan hakları örgütlerinin odağı haline geldi ve uluslararası kuruluşlarca “soykırım” olarak tanımlandı.
Amerikan Güçlerinin Irak’a Dönüşü
IŞİD’in yayılması ve Irak’ın geniş bölgelerini kontrol altına alması üzerine Irak hükümeti uluslararası yardım talebinde bulundu ve Amerikan güçleri 2014 yılında Irak’a geri döndü. Ekim 2014’تe ABD Savunma Bakanlığı, ABD ve koalisyonun Irak ve Suriye’de IŞİD’e karşı yürüttüğü operasyonlara resmi olarak “Doğal Kararlılık Operasyonu” (Operation Inherent Resolve) adını verdi. Terör örgütlerinin milis tarzı eylemlerine rağmen ABD yardımları yalnızca hava saldırıları, istihbarat desteği, eğitim, danışmanlık ve askeri yardımla sınırlı kaldı. Bu nedenle Amerikalıların IŞİD’e karşı kazanılan zafere kayda değer bir katkısı olmadı; İran’ın ve diğer komşu ülkelerin varlığı ve yardımları olmasaydı IŞİD olgusu Irak’tan bu kadar çabuk kazınamazdı.
Şehirlerin Halk Ordusu ve Direniş Grupları Tarafından Kurtarılması
Ayetullah Sistani’nin yüz binlerce kişilik gönüllü milis birliklerinin (Halk Seferberlik Güçleri) kurulmasına yol açan “Kifai Cihat” fetvası ve İran’ın desteği sayesinde takip eden yıllarda IŞİD kontrolündeki birçok şehir ve bölge kurtarıldı. Tikrit 2015’te, Felluce ise 2016’da özgürleştirildi.
En önemli muharebe, Ekim 2016’da başlayıp Temmuz 2017’ye kadar süren Musul Muharebesi oldu. Irak hükümeti bu tarihte şehrin geri alındığını duyurdu. Bağdat, Aralık 2017’de IŞİD’e karşı ana askeri operasyonların sona erdiğini ilan etti. Buna rağmen örgüt tamamen yok olmadı; şehirleri kontrol eden bir güçten, çeşitli bölgelerde saldırılar, pusular ve suikastlar düzenleyen silahlı hücrelere dönüştü.
Şehit Süleymani ve El-Mühendis Suikastı
3 Ocak 2020’de ABD, Donald Trump’ın doğrudan talimatıyla Bağdat Uluslararası Havalimanı yakınlarında uluslararası hukuk kurallarını açıkça ihlal eden bir saldırı düzenledi. Bu saldırıda İran İslam Devrim Muhafızları Ordusu Kudüs Gücü Komutanı General Kasım Süleymani ve Haşdi Şabi Başkan Yardımcısı Ebu Mehdi el-Mühendis şehit edildi. Bu saldırı ABD ile İran ve Irak arasında şiddetli bir gerilime yol açtı. İran, son on yıllarda dünyada bir ilke imza atarak ABD’nin Irak’taki üslerini füze yağmuruna tuttu. Washington’ın resmi kaynaklarına göre bu saldırılarda yüzlerce kişi yaralandı. Tabii bu rakamlar kademeli olarak açıklandı; ABD başlangıçta hiçbir insani kayıp olmadığını iddia etmiş, nihayetinde ise ölü sayılarını açıklamamıştı.
Bu saldırılarla eş zamanlı olarak Irak içinde de ABD askeri varlığının sonlandırılması yönündeki talepler arttı. Irak bu aşamada ABD ve İran arasındaki gerilimin ana sahnesi haline geldi.
Amerikalıların Görevinin Muharip Güçten Eğitimciliğe Sınırlandırılması
Gelişen kamuoyu tepkilerinin ardından ABD ve Irak hükümetleri 2021 yılında, ABD’nin Irak’taki görevinin sınırlandırıldığını ve muharip operasyonlardan Iraklı güçlere danışmanlık, yardım, eğitim ve kapasite geliştirme odaklı bir göreve dönüştürüldüğünü duyurdu.
Gazze Savaşı Sonrası Amerikan Güçlerine Yönelik Saldırılar
Siyonist rejimin Ekim 2023’te Gazze’de başlattığı soykırımın ardından, Iraklı direniş gruplarının bu ülkedeki ve Suriye’deki Amerikan güçlerine yönelik saldırıları şiddetlendi. Irak güçlerinin yabancı askeri varlığın sona ermesi yönündeki talepleriyle birlikte ABD, Irak’taki askeri varlığının geleceğini bir çıkmazda buldu.
Koalisyon Görevinin Sona Erdirmesi Anlaşması
Eylül 2024’te ABD ve Irak hükümetleri, IŞİD’e karşı uluslararası koalisyonun Irak’taki görevinin sona erdirilmesine yönelik bir plan açıkladı. Bu plana göre, koalisyonun Irak’taki görevinin Eylül 2025’e kadar sona ermesi, ABD’nin ise Suriye’deki IŞİD’le mücadele operasyonlarını destekleme bahanesiyle Irak içindeki üslerde Eylül 2026’ya kadar kalması kararlaştırıldı.
Nihai Çekilme
2025 ve 2026 yılları boyunca Amerikan güçleri Irak’taki varlığını azaltmaya ve askeri üsleri boşaltmaya başladı. 30 Eylül 2026’da, ABD’nin İran İslam Cumhuriyeti’ne karşı yürüttüğü savaş çığırtkanlığı sonucunda üsleri Tahran’ın füze saldırılarına hedef olan Washington, güçlerinin Irak’tan çekilmesinin tamamlandığını duyurdu. Böylece 2014 yılında IŞİD’la mücadele bahanesiyle Amerikan güçlerinin geri dönmesiyle yeniden başlayan askeri işgal sona erdi.
Irak’taki 23 Yıllık İşgal ve ABD Cinayetlerinin Acı Bilançosu
Savaş yılları muazzam insani ve maddi kayıplara yol açtı; ancak veri toplama yöntemlerindeki farklılıklar ve savaşın tüm dönemlerine ait eksiksiz kayıtların bulunmaması nedeniyle nihai kurban sayısını belirlemek oldukça güçtür.
Brown Üniversitesi’nin “Savaşın Maliyetleri” (Costs of War) projesi kapsamında yapılan çalışma, Mart 2003 ile Mart 2023 arasındaki dönemde Irak’taki doğrudan ölümlerin sayısını, veri toplama metodolojisine bağlı olarak yüz binlerce kişi olarak tahmin etmektedir.
Resmi istatistiklere göre bu savaşın sonucunda, aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu en az 315 bin Iraklı doğrudan şehit oldu. Gayriinsani, kimyasal ve nükleer silahların kullanımı sonucu Iraklıların uğradığı insani kayıp miktarının ise 1 milyon kişiyi bulduğu tahmin edilmektedir.
ABD’nin Irak’ı 20 yılı aşkın süren işgali ve bunun sonuçları nedeniyle yerinden edilen Iraklı mültecilerin sayısı birkaç milyon kişiyi buldu.
Diğer yandan ABD, 4.500’den fazla ölü, 30 binden fazla yaralı ve 1,7 trilyon dolarlık maliyetle 21. yüzyılın kendisi açısından en masraflı savaşlarından birini Irak’ta geride bıraktı. Bu savaşta Amerikan güçlerinin zayiatı, Afganistan’daki Amerikan zayiatının yaklaşık iki katıydı. Savaşın ekonomik maliyeti de devasaydı; buna askeri harcamalar, yeniden yapılanma, gazi bakımı ve savaşla ilgili diğer masraflar dahildi.
not: bu analiz mehrnews.ir sitesinden alınarak tercüme edilmiştir
