İran Füzelerinin Hangi Yeni Teknolojisi Trump’ı Müzakere Masasına Çekti?

Kıdemli Amerikalı gazeteci Rick Sanchez’in, İran’ın yeni manevra kabiliyetine sahip füzeleri karşısında THAAD ve Patriot sistemlerinin başarısızlığına dair ifşaatları, ABD’nin Orta Doğu’daki stratejik savunma stoklarının %65 ila %80 oranında azaldığını doğrulayan raporlarla eş zamanlı olarak bölgedeki askeri-siyasi denklemleri Tahran lehine değiştirdi.

Son günlerde kıdemli Amerikalı gazeteci ve CNN ile Fox News kanallarının eski sunucusu Rick Sanchez’in açıklamaları birçok askeri analistin dikkatini çekti.

Trump yönetiminin İran İslam Cumhuriyeti ile müzakereye yönelmesinin nedenlerini inceleyen bir analizde Sanchez, İran’ın yeni balistik füzelerinin atmosfere yeniden giriş sırasında rota değiştirebilen manevra yapılabilir harp başlıklarına (MaRV) sahip olduğunu ve bu özelliğin THAAD ile Patriot savunma sistemlerini bu füzeleri engelleme konusunda başarısızlığa uğrattığını ifşa etti.

Sanchez açıkça şöyle yazıyor: “İran’ın yeni füzeleri sadece sabit bir balistik kavisli rota izlemiyor; atmosfere yeniden girerken rotalarını değiştirebiliyorlar. İşte bu yüzden THAAD ve Patriot savunma sistemleri onları engellemekte başarısız oluyor.” Bu açıklamalar, askeri kaynakların ve uluslararası analistlerin de Patriot sisteminin bazı durumlardaki başarılı engelleme oranını yalnızca %4 ila %5 olarak tahmin ettiği bir dönemde gündeme geliyor.

ABD Savunma Mühimmatı Sıkıntısında

Uluslararası güvenilir kaynaklardan gelen çok sayıda rapor, ABD ordusunun İran ile yaşanan beş aylık çatışma sürecinde savunma mühimmatı stoklarında eş benzeri görülmemiş bir krizle karşı karşıya kaldığını gösteriyor. CNN haberinde, konuya yakın kaynaklara dayandırarak, ABD ordusunun İran ile savaş sırasında THAAD sisteminin önleme füzeleri stokunun yaklaşık %80’ini ve Patriot füzelerinin yaklaşık yarısını tükettiğini bildirdi.

Washington’daki Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi (CSIS) analistleri, ABD’nin elindeki Patriot füzesi sayısının savaştan önceki 2.330 adetten 759 ila 827 adede düştüğünü tahmin ediyor; bu da çatışmanın başlangıcından bu yana en az %65’lik bir azalma anlamına geliyor. Ayrıca THAAD önleme füzelerinin sayısı da savaştan önceki 452 adetten 234 ila 278 adede gerileyerek yaklaşık %38’lik bir düşüş gösterdi.

New York Times da Amerikalı yetkililere dayandırdığı haberinde, İran’a yönelik askeri operasyonların ardından ABD cephaneliğinin ağır şekilde tükendiğini ve Trump yönetiminin üretimi artırma çabalarına rağmen Pentagon’un elinde şu anda 1.700’den az Patriot füzesi kaldığını, buna karşılık İran ile savaşta 1.500’den fazla bu füzeden tüketildiğini bildirdi. Gazeteye göre bu azalmanın telafi edilmesi iki yıldan fazla zaman alacak.

İran’ın Yeni Füze Teknolojisi: Gelişmiş Sistemleri Yenmenin Anahtarı

ABD’nin mühimmat krizini niteliksel bir sorundan stratejik bir sınava dönüştüren şey, İran’ın füze cephaneliğindeki niteliksel dönüşümdür. Yayınlanan raporlara göre İran, son aylarda atmosfere giriş aşamasında manevra yapabilen harp başlığı (MaRV) teknolojisiyle donatılmış yeni nesil balistik füzeleri devreye soktu.

Bu füzeler arasında 9 Mach hıza ve 1.450 kilometre menzile sahip Hayberşeken ile atmosfer dışında 16 Mach, atmosfere girerken 8 Mach hıza ve 2.000 kilometre menzile sahip Hürremşehr-4 öne çıkıyor. Wall Street Journal’ın İran füze cephaneliğinin omurgası olarak tanımladığı Hayberşeken füzesi, tek kademeli katı yakıtlı motordan faydalanıyor, 450 ila 590 kilogram ağırlığında bir harp başlığı taşıyor ve hassas vuruş yeteneğine sahip.

ABD savunma sistemlerini eş benzeri görülmemiş bir zorlukla karşı karşıya bırakan bu füzelerin temel özelliği, uçuşun son safhasında yön değiştirebilme kabiliyetidir. Nispeten sabit bir iniş rotasına sahip geleneksel balistik füzelerin aksine Hayberşeken, atmosfere yeniden girerken yönünü değiştirebilir ve vuruş noktasını tahmin edilemez hale getirebilir. Füze, hedefe hipersonik hızla dalarak savunma sistemlerinin reaksiyon süresini ağır şekilde kısaltmaktadır.

Bu füzenin bazı tipleri, rotanın son aşamasında füze gövdesinden ayrılan ve küçük bir motor kullanarak rotalarında son dakika değişiklikleri yapan, saatte 9.600 kilometre hıza ulaşan harp başlıklarıyla donatılmıştır.

Yeni Maliyetler ve Taktikler: Yeni Seviyede Asimetrik Savaş

Bu denklemin daha az ele alınan önemli boyutlarından biri de maliyettir. Her bir Hayberşeken füzesinin üretim maliyeti, onu imha etmek için gereken önleme füzelerinin maliyetinden katbekat düşüktür.

Bu ekonomik avantaj, İran’ın aynı anda çok sayıda füze fırlatarak düşmanın savunma sistemlerini doyuma ulaştırmasına (aşırı yüklemesine) olanak tanır. Bütün füzeler savunma kalkanını yarmasa bile düşmanı kitlesel miktarda önleme füzesi tüketmeye zorlamak, ona devasa maliyetler yüklemektedir.

Dikkate değer bir diğer husus ise İran’ın saldırı taktiklerinin çeşitliliğidir. Amerikalı yetkililer, İran’ın son saldırılarında aynı hedeflere karşı eş zamanlı olarak Hayberşeken füzelerini, yüksek hızlı İHA’ları ve daha eski füzeleri (Kadir ailesi gibi) kullandığını ve amacının hava savunma sistemlerini doyuma ulaştırmak olduğu çok katmanlı saldırılar tasarladığını itiraf ettiler.

CENTCOM’un eski komutanı General Joseph Votel bu konuda şunları söyledi: “Bu, İran’ın çok dikkatli izlediğini gösteriyor; öğreniyorlar ve bizi geçmeye çalışıyorlar. Bu alanda çok fazla tecrübeleri var.”

Stratejik Sonuçlar: Orta Doğu’dan Asya ve Avrupa’ya

ABD’nin savunma mühimmatı stoklarındaki ağır azalma, Orta Doğu sınırlarının ötesinde de sonuçlar doğurdu. New York Times’ın bildirdiğine göre Pentagon, eksiklikleri gidermek amacıyla gemileri, uçakları ve hava savunma birliklerini Avrupa ve Asya’dan Orta Doğu’ya kaydırmak zorunda kaldı.

Amerikalı yetkililerin ekipman bakımı ve birliklerin morali üzerinde domino etkisi yarattığını belirttiği bu kaydırma, ABD’nin Doğu Asya’daki müttefiklerini, özellikle Güney Kore ve Japonya’yı koruma yeteneği konusunda endişelere yol açtı.

The Atlantic dergisi de ABD’nin gelişmiş önleme füzesi stoklarının alarm verici seviyelere gerilediğini ve bölgeye kara gücü gönderme yönündeki her türlü kararın kalan savunma sistemlerinin tamamen tükenmesine yol açacağını bildirdi.

Emekli ABD Deniz Kuvvetleri Oramirali James Stavridis’in ABD askeri mühimmatının elverişsiz durumunu açıkladığı değerlendirmelerinde şu ifadeler yer alıyor:

“Bu durum tek bir kelimeyle tanımlanabilir: Tehlikeli…

Elbette Pentagon’un yalanlamalarını da dikkate almak gerekir. Ancak stokların %80’inin tüketildiği iddiası doğruysa, Amerika Birleşik Devletleri artık Basra Körfezi’ndeki müttefiklerine, Arap ülkelerine ve İsrail’e kendilerini savunmaları için tamamen yardım edemez hale gelecektir.

Ayrıca ABD artık Ukrayna’ya hava savunma füzeleri sağlayamayacak… Bunun yanı sıra Çin’e karşı caydırıcılık sağlamak için de yeterli önleme füzesi bulunmayacaktır.

Benim de komuta ettiğim Avrupa ve Latin Amerika da dahil olmak üzere dünya genelindeki askeri komutanlar bu meseleden derin endişe duyuyorlar.”

Pentagon ve İran Savaşı Bataklığından Kaçış Çabası

Bu raporlara yanıt olarak Pentagon, savunma sanayii liderlerine bir mektup göndererek, üretim programlarını belirgin şekilde hızlandırma ve üretim kapasitesini artırma planlarını 21 gün içinde sunmalarını istedi. ABD Savunma Bakan Yardımcısı mektupta şu vurguyu yaptı: “Birkaç yıllık geliştirme döngüleri kabul edilemez. Şimdi programlarımızı şiddetle hızlandırmalı ve üretim kapasitesini artırmalıyız.”

Denklem Değişimi mi Taktik Değişimi mi?

Mevcut raporların kapsamlı analizi; ABD’nin eşi benzeri görülmemiş mühimmat eksikliği ile İran’ın manevra kabiliyetine sahip yeni nesil füzelerinin ortaya çıkışının birleşmesinin, bölgedeki askeri-siyasi denklemi köklü bir şekilde değiştirdiğini gösteriyor. Rick Sanchez’in belirttiği gibi THAAD ve Patriot sistemlerini engellemede başarısız kılan MaRV teknolojisi, Washington’ın Orta Doğu’daki askeri stratejisinin onlarca yıldır omurgasını oluşturan ABD savunma üstünlüğünü fiilen ciddi bir sınavla baş başa bıraktı.

Diğer taraftan, bir yandan önleme füzelerinin stratejik stoklarındaki azalma, diğer yandan ekipmanların Asya ve Avrupa’dan Orta Doğu’ya kaydırılması, ABD’nin stratejik bir düğüme saplandığını gösteriyor: Çatışmanın devamı dünyanın diğer noktalarında savunma zafiyetleri riskini göze almayı gerektirirken, durdurulması ise İran’ın kesin şartları göz önüne alındığında ağır siyasi maliyetleri beraberinde getirecektir.

Kesin olan şu ki, Rick Sanchez’in ifşaatları ve New York Times, CNN, The Atlantic ile CSIS gibi güvenilir medyadaki teyit edici raporlar stratejik bir dönüşüme işaret ediyor: ABD savunma sistemlerinin bölgedeki balistik füzelere karşı mutlak üstünlük dönemi, İran’ın manevra kabiliyetine sahip yeni nesil füzelerinin devreye girmesiyle sonuna yaklaşmaktadır.

 

not: bu analiz snn,ir sitesinden alınmıştır

 

Bu Haberi Paylaş
Yorum Bırakın