cumhurbaşkanlığı seçimleri, Batı Asya için çeşitli mesajlar taşıyor.
Bu mesajlardan biri, Arap-İbrani cephesince propagandası
yapılan yaptırım politikasının etkisizleştirilmesiydi.
Bilindiği üzere İran’da cumhurbaşkanlığı seçimlerinin
düzenlenmesinin çok öncesinden bazı Arap ve de işgal rejimi medyası, yoğun
biçimde propaganda yapıp, bir yandan kamuoyu üzerinde etkili olmak suretiyle
seçimlere katılım oranını düşürmeye, diğer yandan da İslam Cumhuriyeti nizamının
meşruluğunu sorgulatmaya çalıştılar.
Bazı Arap ülkeleri ve siyonist rejim İsrail, ABD’nin eski
Başkanı Donald Trump yönetiminin İran milletine dayattığı azami baskı
politikasından kaynaklanan ekonomik sorunlar nedeniyle seçimlere vatandaşların
katılım oranının çok düşük olacağını zannediyorlardı. Ancak İslam İnkılabı
Rehberi Ayetullah Seyyid Ali Hamanei 16 haziran gününde yaptığı konuşmada, bu
tür çabalara işaretle, İran seçimlerini eleştiren bazılarının oy sandıklarıyla
meyve kutuları arasında fark gözetmediğini söyledi.
Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin diğer bir mesajı ise, düşmanın
eylemleri karşısında İranlıların iş birliği ve dayanışmasıydı.
İslam İnkılabı Rehberi’nin İran seçimleri aleyhinde
yürütülen çabalara karşı verdiği sert yanıt, vatandaşların seçimlere katılımın çok az olacağı beklentisinin aksine halkın yoğun katılımıyla tamamlanmış oldu. İran milleti bu seçimlerde bir kez daha
düşmanların propagandasının etkisi altında kalmadan kendi birlikteliğini
koruduklarını göstermiş oldular. Bu hususta Lübnan’da yayınlanan el-Bena gazetesi,
yabancıların İranlıların düşmana karşı kendi bağımsızlığını savunmak için
birleştiğini iyice bilmeleri gerektiğini yazdı.
Seçimlerin diğer bir mesajı ise, İran milletinin nizama
güven oyu vermesi ve meşrusuzlaştırma politikasını yenilgiye uğratmasıydı.
İran milleti 13. dönem cumhurbaşkanlığı seçimlerinde bir kez
daha İran İslam Cumhuriyeti nizamına güven oyu vererek, ekonomik sorunların
İslam Cumhuriyeti nizamına olan güvenini sarsmayacağını ve bu sorunları İslam
Cumhuriyeti’nin hesabına yazmayacaklarını, bunun dışarıdan ve bazı beşeri
beceriksizliklerden kaynaklandığını bildiklerini sergilemiş oldular.
Bu doğrultuda Haaretz gazetesinin Batı Asya uzmanlarından
Tasfi Bareil kaleme aldığı bir yazıda, halkın İran seçimlerine katılımının
nizama yeniden güven oyu anlamına geldiğini belirtti.
Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin diğer bir mesajı da, azami
baskı politikasının hezimete uğraması hakkındaydı. ABD eski Başkanı Donald
Trump yönetiminin azami baskı politikasının en önemli amaçlarından biri,
seçimler dahil İran’ın siyasi arenasında milletin varlığı ve aktivitesini etki
altına almasıydı. Ancak bugün bu politikanın yenilgiye uğradığını herkes net
bir şekilde görmekte. Nitekim Lübnan’ın el-Ahd sitesi analistlerinden Muhtar
Haddat bu bağlamda yaptığı değerlendirmede, İran’ın kudretle birliğini ve
ilerlemesini hedef alan çabaları etkisizleştirdiğini kaydetti.
18 Haziran seçimlerinde İran milleti, işgal topraklarında siyasi
ve toplumsal çatlak ve kırılma karşısında kendi birlikteliğini ortaya koymuş
oldu. Seçimler bir kez daha İran milletinin birleştiği bir arenaya dönüştü.
Oysa 13 haziranda İsrail parlamentosu yoğun siyasi ve toplumsal çatlak ve
kırılmaya sahne oldu. İran’da düzenlenen seçimler hiçbir tıkanıklığa sebebiyet
vermezken işgal rejimi İsrail’de 4 senedir peş peşe düzenlenen erken seçimlere
rağmen sorunlar çözüme kavuşmadı ve sonunda birbirine zıt düşüncelere sahip
kişilerin katılımıyla yeni kabine kurulmuş oldu.
İran’daki seçimlerin sesi, el-Meyadin’in bildirdiği gibi
Tel-Aviv’de güçlü şekilde duyulmuş oldu.
Parstoday
