İran’ın ABD’ye Karşı Stratejik Kozları…

Arap dünyasının tanınmış analisti, savaşın kapsamının genişlemesi halinde İran’ın tüm güç ve imkanlarını seferber edeceğine inanıyor. İran’ın Hürmüz Boğazı’ndaki nüfuz gücü, küresel petrol ve doğalgaz fiyatlarının belirlenmesindeki rolü ve aynı zamanda Babülmendep Boğazı’ndaki etki gücü, nükleer silahtan çok daha büyük etkilere sahiptir.

Arap dünyasının önde gelen analistlerinden Abdel Bari Atvan, YouTube’daki “Masdar al-Hadath” kanalına ABD’nin İran’ın güneyine yönelik saldırısı hakkında yaptığı açıklamalarda şunları söyledi:

“Savaş başladı ve ABD Başkanı Trump, Siyonist lobinin baskıları sonucunda İran ile savaşa girdi. Hürmüz Boğazı’nı kontrol altına almaya yönelik tüm çabaları başarısızlıkla sonuçlandı ve bu girişimler onlara hiçbir fayda sağlamadı. İran, ABD’nin ülkenin güneyine yönelik her türlü saldırısına anında karşılık vererek bölgedeki Amerikan üslerini hedef aldı ve yerle bir etti.”

Atvan, İran’ın tepkisinin çok hızlı olduğunu belirterek, “Tahran; Katar, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri’ne ait petrol tankerlerini de hedef aldı. İran’ın bu konudaki mesajı son derece açıktı: İran’ın izni ve onayı olmadan hiçbir ülke gemilerini Hürmüz Boğazı’ndan geçirme hakkına sahip değildir ve ABD’nin sağladığı korumanın da hiçbir hükmü yoktur” dedi.

Tanınmış analist sözlerini şöyle sürdürdü: “Trump bir kez daha İran limanlarını kuşatma altına alıyor. Daha önce de bunu denemiş ama başarısız olmuştu. Sonuç olarak Pakistan’a bu konuda arabuluculuk yapması için yalvarmak zorunda kalmış, İran ile bir mutabakat zaptı imzalamış ve yüzde 60’ın üzerinde zenginleştirilmiş uranyumun teslim edilmesi ile İran’ın gelişmiş füze programından vazgeçmesi dahil tüm temel şartlarından geri adım atmıştı.

Şimdi de İran’a yönelik deniz ablukası hiçbir fayda sağlamayacaktır. İran, ABD’yi Basra Körfezi bölgesinde geniş çaplı bir yıpratma savaşına çekmeyi başarmıştır. ABD bu savaştan yenilgi ve zilletle ayrılacaktır. Amerika; daha önce Irak, Afganistan, Vietnam, Somali ve diğer yerlerden yenilgiyle kaçtığı gibi İran’dan, Umman Denizi’nden, Basra Körfezi’nden ve Hürmüz Boğazı’ndan da kaçacaktır.

Bu bir gerçektir. Basra Körfezi kıyısındaki Arap kardeşlerimiz, ABD’nin bu bölgeden kaçacağını ancak İran’ın bu bölgede kalıcı ve sarsılmaz bir şekilde varlığını sürdüreceğini anlamalıdır. İran, bu ülkelerin komşusu olarak kalmaya devam edecektir. Trump’ın, bu ülkeleri ve tankerlerini koruma bedeli olarak kargo değerinin yüzde 20’si oranında bir vergi koymak istediğini söylemesi onlar için bir mesaj barındırıyor. Evet, durum böyledir; Hürmüz Boğazı’ndan Nijerya gemileri değil, bu Basra Körfezi ülkelerinin gemileri geçmektedir.”

Ra’y al-Youm gazetesinin genel yayın yönetmeni şu değerlendirmelerde bulundu: “Trump, aptallığı ve zorbalığıyla İran’ın tankerlerden geçiş ücreti talep etme hakkını fiilen yasallaştırıyor. Trump, Arap ülkelerinin petrol tankerlerinden harç almayı seviyor. ABD’nin Arap ülkelerinde 50’den fazla üssü var ve bu ülkeleri savunma bahanesiyle bu korumanın bedelini tahsil etmeye çalışıyor. Trump, bu korumanın bedava olmadığını ve artık durumun tamamen değiştiğini, bedel ödemeleri gerektiğini söylüyor.

ABD bölgeden kaçtığında İran şöyle diyecektir: ‘Amerika’nın yüzde 20’lik vergi talebine karşı çıkmadınız ve bu konuda sessiz kaldınız, şimdi bize biraz daha azını ödemelisiniz.’

Amerika’nın bölgeden kaçmak zorunda kalacağı gerçeği son derece açık ve temel bir konudur. Trump ne yaptığını bilmiyor ama zaman bunu kanıtlayacaktır. İran’ın konumuna en büyük katkıyı sağlayacak şey, Trump’ın aptallıklarıdır. Bu aptallık, İran’ın Hürmüz Boğazı üzerinde tam kontrol sağlamasına yol açacaktır.”

Atvan, savaşın kapsamının genişlemesi halinde İran’ın tüm gücünü kullanacağını belirterek, “İran yüksek bir sabra ve stratejik bir plana sahiptir. CIA ve Amerikan istihbarat servisleri, İran’ın savaş taktiğini itiraf etmişlerdir. Bu taktik, İran’ın onlara karşı zafer kazanmasını sağlamıştır. İsrail rejimi ise acınası bir durumda; iç yapısı büyük bir kriz içinde ve işgal altındaki topraklardaki iç çatışmalar en yüksek seviyeye ulaşmış vaziyette” dedi.

Filistin asıllı analist açıklamalarına şöyle devam etti: “İran’ın elinde şu an Hürmüz Boğazı adında bir atom bombası var. Ayrıca dünya genelinde petrol fiyatlarının belirlenmesinde rol oynamak gibi nükleer güçte başka bir kozu daha bulunuyor; çünkü dünyadaki petrol ve doğalgazın yüzde 20’si İran’ın kontrolü altındaki Hürmüz Boğazı’ndan geçiyor. Bunun yanı sıra ülkenin elinde Babülmendep Boğazı adında bir başka atom bombası daha var; çünkü şu an Babülmendep Boğazı’nda, Hürmüz Boğazı’ndaki hareketlilikle eş zamanlı gelişmeler yaşanıyor ve İran’ın müttefikleri Babülmendep Boğazı’nı kapatmanın peşinde.

Suudi Arabistan ile Yemen’deki Ensarullah hareketi arasında çatışmalar yaşandı; Suudiler Sana Havalimanı’nı hedef aldı, Yemen Ensarullahı ise Ebha Havalimanı’nı vurdu. İki ülke arasındaki havalimanları savaşının genişlemesi ve her iki ülkenin istikrar ve güvenliğinin yeniden bozulması ihtimal dahilindedir. ABD, Suudi Arabistan’ı Yemen, İran ve Direniş Ekseni ile savaşa sokmak istiyor. Bu macera bölge ülkelerinin hiçbirinin çıkarına değildir.”

Atvan değerlendirmesini şu sözlerle tamamladı: “Trump, dalgalanmalardan kar etmeyi seven bir komisyoncudur (aracıdır). İran’ın tuzağına düşecektir. Bu tuzak, İran’ın stratejik sabrını ve yıpratma savaşını içermektedir. ABD bu savaşı asla kazanamayacak, buradan kaçacak ve Basra Körfezi’ndeki Arap ülkelerini yapayalnız bırakacaktır. Amerikan üsleri de ne ABD’yi ne de Arap ülkelerini koruyabilmiştir; aksine bu üsler, ev sahibi Arap ülkeleri için birer yüke ve belaya dönüşmüştür.”

 

Not: bu analiz tahrireh.com sitesinden alınarak tercüme edilmiştir

Bu Haberi Paylaş
Yorum Bırakın