İran İslam Cumhuriyeti BM Daimi Temsilcisi ve Büyükelçisi Emir Said İrevanî, BM Genel Sekreteri ve Güvenlik Konseyi Dönem Başkanı’na gönderdiği mektupta şu ifadelere yer verdi:
“Amerika Birleşik Devletleri Temsilcisi, BM Güvenlik Konseyi’nin 14 Temmuz 2026 Salı günü ‘Uluslararası Barış ve Güvenliğin Korunması’ gündemiyle gerçekleştirdiği Ortadoğu konulu oturumda (10194. Oturum) bir kez daha asıl gündem maddesinin dışına çıkmış; Güvenlik Konseyi kürsüsünü dezenformasyon yaymak amacıyla suistimal ederek İran İslam Cumhuriyeti’ne yönelik siyasi amaçlı ve asılsız bir dizi iddiada bulunmuştur.”
İrevanî, açıklamasını şöyle sürdürdü: “Benzer asılsız iddialar, ABD Temsilcisi tarafından Güvenlik Konseyi’nin 13 Temmuz 2026 tarihinde Ortadoğu (Yemen) konulu bilgilendirme toplantısında da (10193. Oturum) dile getirilmiştir. Bu durum, Güvenlik Konseyi süreçlerinin siyasi hedefler doğrultusunda suistimal edilmesini ve kasıtlı bir dezenformasyon şablonunu açıkça ortaya koymaktadır.”
İran’ın Yemen’e silah aktararak ilgili Güvenlik Konseyi kararlarını ihlal ettiği yönündeki iddiaların tamamen gerçek dışı ve temelsiz olduğunu belirten İrevanî, “Bu iddia, güvenilir, doğrulanabilir veya bağımsız hiçbir kanıtla desteklenmemektedir; aksine ABD’nin bölgedeki yasa dışı davranışları ve istikrarsızlaştırıcı eylemlerinden dikkatleri başka yöne çekme çabasından ibarettir” dedi.
İrevanî, söz konusu iddiaların Güvenlik Konseyi’ni yanıltmak ve ABD’nin İran halkına karşı işlediği feci suçlardan odağı saptırmak amacıyla ortaya atılmış uydurma ithamlar olduğunu vurguladı.
İran Temsilcisi mektubunda ayrıca şu ifadelere yer verdi: “Yemen’de ve daha geniş anlamda bölgede barış ile güvenliğin baltalanmasının baş sorumlusu ABD’dir. Amerika Birleşik Devletleri, Yemen’e yönelik saldırgan eylemleriyle, Nisan 2022’deki ateşkes anlaşmasının uygulanmasını fiilen rayından çıkarmış ve BM öncülüğündeki siyasi süreci çıkmaza sürüklemiştir.”
İrevanî, “Aynı zamanda ABD, Güvenlik Konseyi’ne siyasi amaçlı 2722 (2024) sayılı kararı kabul etmesi için baskı uygulayarak ve ardından bu kararın hükümlerini Yemen’deki sivil altyapıya saldırmak için bir bahane olarak suistimal ederek Yemen’in egemenliğini ve toprak bütünlüğünü ihlal etmiş, bölgesel gerilimleri tırmandırmış ve barışçıl çözüm umutlarını daha da baltalamıştır” diye ekledi.
Ensarullah’ın İran adına hareket ettiği yönündeki iddiaların tamamen asılsız olduğunu dile getiren İrevanî, “San’a yetkilileri Yemen halkının önemli bir kesimini temsil etmekte olup, kararlarını bağımsız bir şekilde ve Yemen halkının çıkarları doğrultusunda almaktadır. Onların eylemlerini İran’ın talimatıyla gerçekleşiyormuş gibi gösterme çabaları yanıltıcı, siyasi amaçlı ve dayanaksızdır. İran, her zaman BM gözetiminde, kapsayıcı ve Yemenlilerin öncülüğünde yürütülecek barışçıl bir siyasi süreci desteklemiştir. İran İslam Cumhuriyeti, Yemen’in egemenliğine, bağımsızlığına, birliğine ve toprak bütünlüğüne olan desteğini; ayrıca Yemenlilerin öncülüğündeki kapsayıcı siyasi diyalog yoluyla elde edilecek kapsamlı ve kalıcı barışa olan bağlılığını bir kez daha teyit etmektedir” değerlendirmesinde bulundu.
İrevanî ayrıca, “ABD’nin ‘İslamabad Mutabakat Zaptı’na bağlı kaldığı yönündeki iddiası tamamen temelsizdir ve hiçbir kanıta dayanmamaktadır. Aksine ABD, bu mutabakat zaptının imzalanmasının hemen ardından günümüze kadar yükümlülüklerini yerine getirmekten sürekli kaçınmış, mutabakatın uygulanmasını aktif ve hedefli bir şekilde baltalamıştır” dedi.
İran Büyükelçisi, “İran İslam Cumhuriyeti, 13 Temmuz 2026 tarihli mektubuyla Genel Sekreter ve Güvenlik Konseyi’ne, ABD hükümetinin İslamabad Mutabakat Zaptı’nı açık ve temel düzeyde ihlal ettiği 42 somut durumu belgelemiştir. Bu kasıtlı, hesaplı ve sürekli ihlaller bölgesel istikrarı tehlikeye atmış, uluslararası barış ve güvenliği tehdit etmiş ve ABD’nin uluslararası hukuk kapsamındaki taahhütlerine yönelik bariz umursamazlığını gözler önüne sermiştir” ifadelerini kullandı.
İrevanî, “ABD kurban değil, saldırgandır. Bu ülke, İsrail rejimi ile birlikte, İran’a karşı kışkırtılmamış iki saldırı savaşı başlatarak BM Şartı’nı (özellikle de 2. maddenin 4. fıkrasını), uluslararası hukuku ve uluslararası insancıl hukuku ağır bir şekilde ihlal etmiştir” vurgusunu yaptı.
ABD’nin sivilleri ve sivil altyapıyı kasıtlı olarak hedef almasının savaş suçu ve insanlığa karşı suç teşkil ettiğini belirten İrevanî, “ABD yasa dışı eylemlerine son vermediği gibi, son günlerde gerçekleştirdiği mükerrer askeri saldırılarla İran’a karşı yürüttüğü saldırgan savaşı sürdürmüştür. Bu saldırılar, uluslararası barış ve güvenliği ciddi şekilde tehlikeye atmış; savaşı sona erdirmek ve bölgeye istikrarı geri getirmek için aylardır yürütülen diplomatik ve arabuluculuk çabalarını baltalamıştır” dedi.
İran Büyükelçisi ayrıca, “Buna ek olarak ABD, İran’ın Hürmüz Boğazı’ndaki zorunlu düzenlemelerine açıkça müdahale ederek boğazda güvensizliğin geri gelmesine ve uluslararası ticari denizciliğin aksamasına neden olmuştur” diye ekledi.
İrevanî, “Aynı zamanda ABD, İran’a yönelik askeri saldırganlığını hazırlamak için Fars Körfezi’nin güney kıyılarındaki ülkelerin topraklarını ve imkanlarını kullanarak, bu ülkeleri fiilen İran halkına karşı yürüttüğü yasa dışı ve cani savaşın muharebe alanına dönüştürmüştür” ifadelerini kullandı.
İrevanî mektubunu şu şekilde sonlandırdı: “Dolayısıyla ABD’nin ne hukuki, ne siyasi ne de ahlaki açıdan İran İslam Cumhuriyeti’ne veya başka bir üye devlete yönelik ithamlarda bulunmaya hakkı yoktur.”
tesnim
