günlerde tartışma konusu olan göçmenlerle ile ilgili sosyal medya üzerinden
paylaşımda bulundu.
Karamollaoğlu, “Sığınmacılara yönelik nefret
söylemlerini üzülerek takip ediyoruz” diyerek şunları ifade etti:
GÖÇ KONUSUNDA SORUMLU İKTİDARDIR: “Derinleşen
ekonomik krizle birlikte sığınmacılara yönelik müsamahanın azaldığını, bazı
kesimlerin de nefret söylemleriyle tepkileri daha da yoğunlaştırdığını
görüyoruz. Fakat bilinmelidir ki, karşı karşıya kaldığımız tüm problemlerin
birinci derecede sorumlusu olduğu gibi, göç konusunda da asıl sorumlu;
kontrolsüzlüğü benimseyen iktidardır!
BAZI SİYASİLERİN TÜM YABANCILARI KRİMİNALİZE ETME
ÇABASINI ÜZÜLEREK İZLİYORUZ: AK Parti iktidarı, kapsamlı ve toplumsal
yapıyı zedelemeyecek bir göç politikası ortaya koyamamıştır. Hükûmet, her
alanda olduğu gibi bu konuda da sınıfta kalmıştır! Ne sınır güvenliğini
sağlayabilmiş ne de bir göç politikası oluşturabilmiştir. Buna rağmen; bazı
siyasilerin, tüm yabancıları kriminalize etme çabalarını ise üzülerek izliyor
ve asla doğru bulmuyoruz. Bu siyasilerin sığınmacılara yönelik söylemlerinin
yol açtığı tepkisellik, hükûmetin seçim sürecine girerken aradığı güvensizlik
ortamına hizmet etmekte ve siyasi mühendisliğe zemin hazırlamaktadır.
BİZZAT HÜKÜMETTEN HESAP SORULMALIDIR: Geldiğimiz
noktada, hükûmetin göç konusundaki politikasızlığı ve artan ekonomik krizle
birlikte bu durum sürdürülemez bir noktaya gelmiştir. Hükûmetin kontrolsüz göç
politikası, yasal yollarla ülkemizde bulunan sığınmacıları da zor durumda
bırakmaktadır.
Ekonomik ve sosyal sıkıntıların faturası mültecilere değil,
hükûmete kesilmeli ve bizzat hükûmetten hesap sorulmalıdır. İktidar, bir an
evvel sınır güvenliğini sağlamalı ve toplumun geleceğe yönelik endişelerini
giderecek kapsamlı bir göç politikası ortaya koymalıdır.
Hükûmete yönelik eleştirileri bir kenara bırakıp,
mültecileri hedef gösteren siyasiler ise ırkçı ve nefret dolu söylemlerinden
vazgeçmelidir.
SİYASİLER AKILLARINI BAŞLARINA DEVŞİRMELİ:
Unutulmasın ki, tarihe kara leke olarak geçen üzücü olaylar, genel de sonucu
hesap edilmeyen sorumsuzca sözlerden kaynaklanmıştır. Bu nedenle başta
siyasiler olmak üzere herkes yaşadığımız zor günleri de dikkate alarak,
toplumun dinamiklerine kastedecek sözlerden ve eylemlerden kaçınmalıdır.
Özellikle de birbirlerini ucuz kahramanlıklarla parlatmaya
çalışan siyasiler akıllarını başlarına devşirmelidir! Türkiye Cumhuriyeti’nin
İçişleri Bakanı olma sıfatını taşıyan birisi ise, bu tarz süreçlerde herkesten
çok daha hassas ve duyarlı davranmalıdır.
CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN SORUMLULUK ALMALI:
Cumhurbaşkanı Erdoğan da olayları önce sadece seyredip, ardından kamuoyunun
nabzına göre şerbet vermek yerine; ivedilikle sorumluluk almalı ve olayların
büyümesine engel olmalıdır. Bölgemizdeki ülkelerle normalleşmeden ve iç
çatışmalar durmadan bu sorunların çözümü mümkün değildir; bu husus da iyi idrak
edilmelidir. Son olarak, herkesi aklıselime ve sağduyuya davet ediyorum.”
